Söz büyüdür uçup gitmez
Sözlerimiz, belki de sahip olduğumuz en güçlü iletişim aracıdır, hatta adeta birer büyüdür. Keskin bir kılıç kadar zararlı da olabilir, en güzel rüyaları da size sunabilir kelimeler. Zihnimizi çok verimli bir tarla olarak düşünürsek, tohumlar düşüncelerimizi, fikirler de kavramlarımızı simgelerler. Sözlerimiz adeta bir tohum gibidir ve neyi ekersek onu biçeriz ve bu tarlada yetişen düşüncelerimiz büyür ve eyleme dönüşürler.
Ne kadar özenli seçersek sözlerimizi, dışarıdan gelecek kötü sözlere karşı bağışıklığımız da o derece artmış olur. Zira duygularımızı şekillendiren şeyler esasında sarf ettiğimiz sözcüklerdir ve bu sözcükler de daha sonra eyleme dönüşmektedir, yani kullandığımız her olumsuz kelime daha sonra olumsuz eyleme olumlu ise olumlu eyleme dönüşebilmektedir.
Sarf ettiğimiz her kelime önce kendi vücudumuza, daha sonra bütün evrene yayılarak adeta bir büyü şeklinde yayılmaktadırlar. Tam da burada Einstein‘ın çok sevdiğim bir lafı vardır, onu söylemek isterim “İnsanoğlu ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin bütün evreni dolaşıp tekrar onlara geri döndüğünü bilse, eminim çok daha dikkatli olurdu“ der, yani düşüncelerimiz sözlere ve daha sonra kadere ve kişiliğe dönüşen cinsten şeylerdir.
Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkardığını ilkokulda öğrendiğimde, gerçekten çok şaşırmıştım ve adeta duyduğum andan itibaren bende derin iz bıraktığından sözlerime hep azami ölçüde özen gösterdim hayatım boyunca.
Japon bir doktor olan Masaru Emoto insanın sözlerinin nesneler üzerinde kesinlikle etki yaratabileceği üzerine bir dizi çalışmalar yapmış, eminim hepinizin evinde en az bir kere sınav öncesinde büyüklerimiz tarafından yapılmıştır, okunmuş suyu sabah sınava giderken içtik mi, evet içtik! Bedenimizin ve dünyanın %70’inin su ile kaplı olduğu ve suyun yaşantımız için ne kadar hayati bir değer taşıdığı yönünde hepimiz hemfikiriz sanırım. Yapmış olduğu çalışmada suya bir müddet güzel ve kaliteli müzikler dinletti, her gün çok güzel sözler söyledi ve su kristalleri Berraklaştılar ve güzelleştiler ve bir dönem sonra bunların tam tersini yaptığında ise kristalleri tam tersi bir yönde ve görünümde şaşırtıcı şekilde değiştiler.
Her kelime kendine has bir kuvveti içinde barındırır ve bu kelimeler söylendiğinde açığa çıkan enerji bilgi ve idrak kapılarımızı aralar. Bu kelimeler tıpkı bedenimizin ve yaşadığımız dünyanın %70’ini oluşturan su gibi etkiye bir tepki verirler, su iletken bir maddedir ve kirliliği temizler bütün güzelliklere yol ve yer açar.
Kelimeler bu manada çok güçlü enerjiler yayarlar ve bu kelimeler aslında ağzımızdan çıktığında bir sese bürünerek kulaklarımızdan gönlümüze nüfuz ederler. Aslında içimizde var olan yazılı şifrelerin sese dönüşmesine aracılık ederler. Tıpkı bir simyacı gibi duygularımızı ifade etmeden önce kalplerimizde demleyip akıl süzgecinden geçirdiğimiz hallerde değmeyin o sohbetin tadına. Kaynağından fışkıran buz gibi suyu ağzımızda ısıtarak yudum yudum bedene gönderdiğimizdeki özeni ağızdan çıkan kelimelere de göstersek, hayatlarımız nasıl güzelleşir tahmin bile edemiyorum.
Ses, titreşim demektir. İçimize dolan hava, vücudumuzda dolaşıp tüm organlarımızın içinden geçer. Organlarımızda bulduğu duyguları emerek gerçekliğimizi yaratacak titreşim seviyesine ulaşır. Hücresel seviyede beden türlü türlü duygunun hakimiyetindedir.
Hangi frekansta sesimiz titreşirse, o frekansa uygun kişileri ve olayları kendimize çekeriz.
2023’te tüm Dünya’nın iyi titreşimlere sahip kelimeler ile dönebilmesi için biz insanlara çok iş düşüyor, güzel konuşalım lütfen. Aksinin hiç kimseye faydası yok, tecrübe ile sabittir.
