Sonbahar

Bugün 23 Eylül; yaz bitti, bir sonbahar mevsimine daha giriyoruz.

Uzun ve sıcak yaz günleri yavaş yavaş yerini sonbaharın serin rüzgârlarına bırakmaya başladı. Sonbahara “Hazan” mevsimi
de diyorlar. Hazan da hüzünü çağrıştırıyor. Ben de sonbaharda hüzünlenirim. Dışarıda yağmur yağıyor, yağmuru çok özledik ama yağmur da hüzünü artırıyor. Dilimde Şekip Ayhan Özışık’a ait bir nihavent şarkıyla yağmura eşlik ediyorum.

Yine hazan mevsimi geldi
Yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek.

Yıllar ilerledikçe rüzgârların peşi sıra giden yaprakların sayısı artıyor. Bu yıl daha sonbahar gelmeden nice yapraklar rüzgârların peşi sıra gittiler. Hepimiz aile ve arkadaş çevremizden nice kayıplara uğradık. Pandemi bu süreci hızlandırdı mı bilmiyorum ama rüzgârların peşi sıra gidenlerimizin sayısı çok arttı.

Geçen sene Osman Yücesan hocamla başlayan yaprak dökümü,
bu sene sonbaharı beklemeden Timuçin Alpay kardeşimle, değerli büyüğüm İlham Saner’le, sevgili ağabeyim Eşber Erülgen’le, dünyalar tatlısı Ergin Gediz’le devam etti. Son olarak dökülen yapraklara değerli meslekdaşım Ali Yücekök katıldı. Her biri sigorta sektörünün çınarıydılar. Çınarın büyüyüp yeşermesi için ellerinden geleni yaptılar.

Ne kadar şanslıyım ki, her biriyle birlikte olabilme imkânını buldum. Osman ağabey hocam oldu, kendisinden nakliyat sigortacılığını öğrendim. İlham ağabey ve Ergin ağabeyle aynı çatı altında
çalışma şansını elde ettim. Timuçin kardeşim ve Eşber ağabeyimle birlikte ‘Sigortacı’nın köşe yazılarını birlikte paylaştık. Her birinden mesleğimize ve hayata dair çok şeyler öğrendim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar, aylar, günler artık anılarda kaldı. Hepsi nurlar içinde yatsınlar mekânları cennet olsun.

Evet, çınarın yaprakları dökülüyor ama şükürler olsun ki dökülen yaprakların yerini yeni yeşeren yapraklar alıyor. Çınarın kökleri sağlam. Tek teselliğimiz bu.

Bugün 23 Eylül, “Sonbahar Ekinoksu”. Ekinoks, dünya genelinde gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu gün olarak biliniyor. Aynı yaşamla ölümün eşitlenmesi gibi…

Ekinoks kelimesinin kökeni; Latince, ‘Aequi’, ‘Eşit’ ve ‘Noct’, ‘Gece’ kelimelerinden türeyen ‘Aequinoctium’. Gündüz ile gecenin eşit olması durumunu ifade eden Ekinoks, yılda iki kez tekrarlanıyor. Güneş ışınlarının ekvatora dik olarak geldiği bu durum kuzey yarıkürede 21 Martta; güney yarıkürede ise 23 Eylülde iki kez yaşanıyor. Bu günler, bu yarıkürelerde ilkbahar ve sonbaharın başladığı günler.

Biz, Kuzey Yarım Küre’de yaşayanlar için son bahar başladı bu günden itibaren geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlayacak ve bu durum 21 Aralığa kadar devam edecek; 21 Aralık’ta en uzun gece yaşandıktan sonra günler tekrar uzamaya başlayarak geceler kısalacak.

Dünya yaşadıkça bu böyle devam edip gidecek. Bazı dönemlerde daha fazla karanlık; bazı dönemlerde daha fazla aydınlık… Tabii biz daha uzun aydınlıklar yaşamak isteriz.

Ekinoks bize gece gündüz eşitliğini yaşatıyor. Aynı yaşamla ölümün eşitliği gibi… Eşitlik çok güzel ama acaba gerçek hayatta bu eşitlik var mı? Tabii ki yok. Beklemek de çok iyimserlik olur.

Ama iyimserliğe devam… Hayata iyi bakalım ki o da bize iyi baksın. İşte tam burada yine aklıma bir şarkı takılıyor. Güftesi Faruk Nafiz Çamlıbel’e bestesi Arif Sami Toker’e ait.
Gam çekme güzel n’olsa baharın sonu yazdır,

Sevdaların en coştuğu yer şimdi boğazdır. Tekrar ediyor söylediğim şarkıyı dağlar, Körfezde kopan kahkahalar Göksu’da çağlar.

Rüzgârda sürüklenen yaprak olmadan önce çıkarabildiğimiz kadar hayatın tadını çıkaralım. Bir an önce aydınlık günlere kavuşmak dileğiyle yazı beklemeye devam edelim.

İstanbul, 23 Eylül 2021