Sigortacılıkta öncelikler değişiyor!

Sigortacılıkla ilgili bugüne kadar gördüğümüz haberlere baktığımızda karşımıza en çok çıkan başlıkları şöyle bir düşünelim istiyorum. Sigortacıların bugüne kadar en çok öne çıkardıkları konu daima ürettikleri prim oldu. Şirketler ve sektörün gurur kaynağı bu rakamlar oldu. Bu haberler ister istemez vatandaşın gözünde “Bizden bu kadar para alıyorlar ama bu paralar ne oluyor? Benim hiç hasarım olmadı, ödediğim para sigorta şirketinin cebine kaldı!” gibi birçok eleştiriyi de peşinden getirdi. Üretilen primle gururlanan ve büyüklüğünü bu şekilde anlatmaya çalışan sektörde artık bir değişim yaşanıyor. Artık üretilen primin önüne ne kadar tazminat ödemesi yapıldığına, ekonomiye katkının ne kadar olduğuna yönelik açıklama ve haberlere tanık olmaya başladık. Bu önemli bir değişim ve bakıldığında da gelişmiş ekonomilerde sigortacılığın ne kadar önemli bir sektör olduğunu ve neden finansal sistemin zirvesinde yer aldığını da göstermesi açısından dikkat çeken bir durum. Gelişmiş ülkelerde sigortacılıkla ilgili yapılan haberlere baktığımızda, sektörün oluşan riskler karşısındaki gücünü, tazminat ödemelerini hep başlıklarda görüyoruz. Bu durum söz konusu ülkelerdeki sigorta kavramını insanların gözünde önemli bir noktaya çıkarıyor. İnsanlar sigortacılığa güven duymaya başlıyor ve sigorta olmadan adım atmıyor duruma geliyorlar. İşte bu yönde bizim ülke sigortacılığımızda da değişimin ayak seslerini duymaya başladık diyebiliriz. Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar bu yöndeki değişimin ipuçlarını bizlere vermeye başladı. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da, Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen sempozyumda “Kara gün dostuyuz; geçen yıl 23 milyar lira tazminat ödedik” diyerek sigortacılığın ekonomi için ne kadar önemli olduğunu yüksek sesle dile getirdi. Birlik Başkanı Can Akın Çağlar sigortacılığın hayatın her alanında kişi ve kurumlan koruyan bir sistem olduğunu ve yargının işlevi olan mağduriyetleri giderme fonksiyonu ile de örtüştüğünü belirtti. Sektörün bu fonksiyonu ile bir yandan kişi ve kurumlan korurken diğer yandan ekonomik faaliyetlerin aksamadan yürümesini sağladığını, yatırımları koruduğunu, devletin yükünü azalttığını belirtti. Çağlar sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu fonksiyonu yerine getirirken yargı sistemi ile de temas halindeyiz. Yargı ile yakın işbirliği içinde olmaya, güncel konularla ilgili ortak çalışmalar yürütmeye, mevzuattaki düzenlemelerle ilgili ortak anlayış ve yaklaşıma ihtiyaç duyuyor, bunun önemine inanıyoruz. Sigortacılığın kompleks yapısı ve düzenleme derinliği düşünüldüğünde bu işbirliğinin önemi daha da kritik hale geliyor. Biz sigortacılığı kara gün dostu olarak tanımlayarak, hasar yaşandığında, risk gerçekleştiğinde vatandaşa destek olmaktayız.”

Evet, sektör bir değişimden geçiyor. Sigortalı bir fabrikanın yanması sonrasında alınan hasar tazminatı ile tekrar faaliyetine başlayabildiğim, bir kazaya karışan araçta yaralananların tedavi masraflarını, kredi sigortası yaptırmış bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi durumunda kredi borcunun sigorta tarafından karşılanması, işsiz kalan birinin kredi kartı sigortası ile kart borçlarının ödenmesi, fırtınadan dolayı seraları zarar görmüş çiftçimizin zararının sigorta tarafından karşılanması… Bunun gibi birçok risk karşısında sektörün yaptıkları artık anlatılmalı. Anlatılmalı ki: Sigortaya inanmayan ya da yapmaktan kaçman kesimleri sigortayla buluşturabilelim.

Yorum yazın