“Sigortacılık güven, uygulama birliği ve önleyici sigortacılık anlayışı ile güçlenir”
TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut, sigorta sektörünün sürdürülebilirliği açısından dağıtım kanalları arasında önleyici sigortacılık anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Korkut, risk odaklı yaklaşımın ise geleceğin sigortacılık modelinin temelini oluşturduğunu ifade etti.
TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut, sigorta sisteminin mevcut yapısına ve geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Dağıtım kanalları arasındaki uygulama farklılıklarından önleyici sigortacılığa, risk odaklı yaklaşımdan iklim kaynaklı risklere kadar birçok başlıkta görüşlerini paylaşan Levent Korkut, sürdürülebilir bir sektör yapısı için güven temelli ve tutarlı bir uygulama kültürünün gerekliliğine dikkat çekti.
DAĞITIM KANALLARINDA SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ
“Sigorta sektörü, son yıllarda yalnızca ürün çeşitliliği ve mevzuat düzenlemeleriyle değil, dağıtım kanallarının yapısı, bu kanallar arasındaki denge ve sahadaki uygulamaların yarattığı güven ilişkisi üzerinden yeniden şekillenmektedir” diyen SAİK Başkanı Levent Korkut, sigortacılığın sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde gelişebilmesinin yalnızca düzenleyici çerçevenin varlığıyla değil, bu çerçevenin sahada nasıl karşılık bulduğu ve tüm paydaşlar tarafından nasıl yorumlandığıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Korkut, dağıtım kanallarının sigortacılık sisteminin en temel yapı taşlarından biri olduğunu belirtti. Sigorta şirketleri, acenteler, brokerler ve dijital satış kanallarının sistemin farklı noktalarında konumlanmakla birlikte aynı amaca hizmet etmek durumunda olduğunu dile getiren Korkut, bu yapıların birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde çalışmasının sigortalı nezdinde güvenin korunması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
SAHADAKİ UYGULAMA FARKLILIKLARININ ETKİSİ
Levent Korkut, son dönemde dağıtım kanalları arasında ortaya çıkan uygulama farklılıkları ve rekabet anlayışındaki dengesizliklerin sektörün bütüncül yapısını zorladığını ifade etti. Korkut, “Son dönemde, dağıtım kanalları arasında ortaya çıkan uygulama farklılıkları ve rekabet anlayışındaki dengesizlikler, sektörün bütüncül yapısını zorlayan unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Aynı ürünün farklı kanallarda farklı bilgilendirme biçimleriyle sunulması, poliçe kapsamlarının yeterince açık anlatılmaması ve süreçlerin şeffaf yürütülmemesi, sigortalı açısından belirsizlik yaratmakta, acenteler açısından ise ciddi sorumluluklar doğurmaktadır” dedi. Sigortacılıkta güven kavramının yalnızca poliçe düzenleme anıyla sınırlı olmadığını kaydeden Korkut, teklif sürecinden hasar anına, yenilemeden iptal süreçlerine kadar her aşamada inşa edilen ve korunması gereken bir değer olduğuna dikkat çekti. “Sigortacılıkta güven, yalnızca poliçenin düzenlendiği anda değil, teklif sürecinden hasar anına, yenilemeden iptal süreçlerine kadar her aşamada inşa edilen ve korunması gereken bir değerdir” ifadelerini kullanan Korkut, bu güvenin tesisinde en önemli rolün sigortalı ile birebir temas hâlinde olan acentelere ait olduğunu belirtti. Sigortalının aynı mevzuat ve benzer ürünler çerçevesinde farklı sonuçlarla karşılaşmasının güven duygusunu zedelediğini dile getiren SAİK Başkanı, özellikle hasar süreçlerinde ortaya çıkan yorum farklılıklarının sektör genelinde güven kaybına yol açabilecek sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. “Sahada karşılaşılan sorunların önemli bir bölümü, mevzuat eksikliğinden ziyade uygulamadaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır” diyen Korkut, aynı mevzuat hükmünün farklı sigorta şirketleri tarafından farklı yorumlanmasının, benzer riskler için farklı teminat yaklaşımlarının benimsenmesinin ve süreçlerin standartlaştırılamamasının acentelerin sahadaki işini zorlaştırdığını belirtti. Bu durumun acenteleri yalnızca teknik açıdan değil, sigortalı ile kurulan ilişki açısından da zor bir pozisyona sürüklediğini kaydeden Levent Korkut, acentelerin çoğu zaman kendilerinden kaynaklanmayan uygulama farklılıklarının açıklamasını yapmak zorunda kaldığını, bunun da mesleki itibar üzerinde olumsuz etki yaratabildiğini söyledi.
ŞEFFAFLIK VURGUSU
TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut, sigortacılıkta güvenin korunabilmesi için uygulamaların şeffaf, öngörülebilir ve tutarlı olması gerektiğini vurguladı. “Sigortacılıkta güvenin korunabilmesi için, uygulamaların şeffaf, öngörülebilir ve tutarlı olması gerekmektedir. Sigortalının hangi durumda neyle karşılaşacağını bilmesi, sigortaya olan bağlılığı ve sistemi benimsemesi açısından büyük önem taşımaktadır” diyen Korkut, bilgilendirme yükümlülüğünün yalnızca yasal bir zorunluluk değil, sektörel bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
ACENTELERİN DANIŞMANLIK ROLÜ
Acentelerin sigortacılık sisteminin sahadaki en önemli temsilcileri olduğunu belirten Levent Korkut, sigortalının ihtiyacını doğru analiz eden, riskleri doğru tanımlayan ve uygun teminat yapısını oluşturan acentelerin sigortacılığın güven temelli yapısının temel taşı olduğunu söyledi.
“Acentelerin rolü, yalnızca poliçe düzenleyen bir aracı olarak değil, danışmanlık ve rehberlik fonksiyonuyla değerlendirilmelidir” ifadelerini kullanan SAİK Başkanı, danışmanlık rolünün sağlıklı biçimde yerine getirilebilmesinin teknik bilgi düzeyinin güçlü olmasını ve uygulamaların netliğini zorunlu kıldığını dile getirdi. Sahada karşılaşılan uygulama sorunlarının bu danışmanlık fonksiyonunu zayıflattığını belirten Korkut, bunun sigortalı nezdinde kafa karışıklığına yol açtığını kaydetti.
REKABET ANLAYIŞI VE FİYAT ODAKLI YAKLAŞIM
“Sigortacılıkta rekabetin fiyat üzerinden yürütülmesi, hizmet kalitesini ve danışmanlık anlayışını ikinci plana itme riski taşımaktadır” diyen Levent Korkut, sigortacılığın yalnızca prim karşılaştırması yapılan bir ürün değil, risk yönetimi, uzun vadeli sorumluluk ve doğru bilgilendirme gerektiren bir uzmanlık alanı olduğunu vurguladı. Dağıtım kanallarının rekabet anlayışının fiyat odaklı değil, hizmet kalitesi ve doğru bilgilendirme ekseninde şekillenmesi gerektiğini ifade eden Korkut, aksi hâlde kısa vadeli kazanımlar uğruna atılan adımların uzun vadede sektörel dengeyi ve güven ortamını zedeleyebileceğini kaydetti.
ORTAK UYGULAMA KÜLTÜRÜ VE İŞ BİRLİĞİ
Sigortacılık sektörünün sürdürülebilirliğinin ortak bir uygulama kültürünün oluşturulmasına bağlı olduğunu belirten SAİK Başkanı, mevzuatın varlığı kadar bu mevzuatın sahada nasıl uygulanacağına dair ortak bir anlayışın gelişmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti. “Uygulama birliğinin sağlanamadığı bir ortamda, güvenin kalıcı olması mümkün değildir” diyen Korkut, sigorta şirketleri, acenteler, brokerler ve kamu otoritesi arasında kurulacak sağlıklı iletişim ve iş birliğinin uygulama sorunlarının çözümünde belirleyici rol oynayacağını söyledi. HASAR SONRASI ÖNLEYİCİ YAPIYA GEÇİŞ Levent Korkut, uzun yıllar boyunca sektörün ağırlıklı olarak hasar sonrası devreye giren bir güvence mekanizması olarak algılandığını belirtti. Günümüz risk yapısının bu anlayışın tek başına yeterli olmadığını açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Başkan, artan hasar frekansı, büyük ölçekli kayıplar ve zincirleme risklerin sigortacılığın yalnızca sonuçları yöneten değil, riskleri önceden öngören ve azaltmayı hedefleyen bir yapıya evrilmesini zorunlu kıldığını dile getirdi.
RİSK ANALİZİ VE TEKNİK DERİNLİK
“Önleyici sigortacılık, riskin gerçekleşmesini beklemek yerine, riskin oluşma ihtimalini ve etkisini azaltmayı esas alır” diyen Levent Korkut, bu yaklaşımın yalnızca sigortalı açısından değil, sigorta şirketleri ve sektörün bütünü açısından da sürdürülebilir bir yapı sunduğunu ifade etti. Risk analizlerinin yüzeysel değil detaylı yapılmasının ve risk azaltıcı önlemlerin poliçe sürecinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesinin önemine dikkat çeken Korkut, risklerin etkin yönetiminin sigortacılığın teknik temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.
İKLİM RİSKLERİ VE SEKTÖREL DAYANIKLILIK
İklim değişikliğinin sigortacılık sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük yapısal risk alanlarından biri hâline geldiğini belirten SAİK Başkanı, artan doğal afetler, aşırı hava olayları, sel, yangın ve fırtına gibi risklerin sıklığı ve şiddetinin klasik risk modellerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti. İklim risklerinin yalnızca belirli bölgeleri değil, ekonomik faaliyetlerin tamamını etkileyen bir boyut kazandığını söyleyen Korkut, bu durumun sigortacılığın teknik hesaplamalarının yanı sıra risk kabul politikalarını ve teminat yapılarını da doğrudan etkilediğini dile getirdi. İklim riskleriyle mücadelenin sektörün dayanıklılığının artırılmasında belirleyici rol oynayacağını kaydeden Başkan Korkut, önleyici sigortacılık ve risk odaklı yaklaşımın yaygınlaşmasının sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli adımlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
