Sigortacıların ‘iklim’ görevi

Sigortacıların ‘iklim’ görevi

Çağımızın en büyük tehlikesinin iklim değişikliği ve iklim değişikliğine neden olan uygulamalar olduğu artık geniş kitleler tarafından kabul ediliyor. Dünyamız eşi görülmemiş bir hızda ısınıyor. İnsan faaliyetinden kaynaklanan başta CO2 (karbondioksit) olmak üzere sera gazları ise ısınmayı tetikleyen başlıca faktör. Geçmişte de iklim değişikliğinin etkileri hakkında bulgular tespit edilmiş olsa da, günümüzde denizlerdeki buzul kütlesinin azalması, su seviyelerinin yükselmesi ve sıcaklık dalgalarının artması gibi sonuçlara bizzat tanık oluyoruz. 

Tüm insanlığı tehdit eden bu problem karşısında bireylerin sorumluluklarının çok ötesinde, kurumların ve kamunun üzerine düşen görevler bulunuyor. Müdahale noktasında çok geç kalınan iklim krizinin kontrol altına alınması ve ısı artışının limitlenmesi için daha bütüncül, azimli, işbirlikçi ve kesin aksiyonlar alınması gerekiyor. Riskle yatıp riskle kalkan sigorta sektörünün de iklim değişikliğinin önlenmesi ve iklim krizinin etkilerinin kontrol altına alınması süreçlerinde önemli bir yeri bulunuyor. Sigorta şirketlerinin müşterilerine iklim risklerine karşı nasıl daha dayanıklı olabileceklerini göstermenin yanı sıra düşük karbonlu bir gelecek için daha duyarlı yatırımlar yapmayı tercih ettiğini, karbon ayak izlerini küçültmeye gayret ettiklerini görüyoruz. Küresel çaptaki pek çok sigortacı, topluluklar ve düzenleyicilerle beraber hareket ederek riskin azaltılması, direnç geliştirilmesi ve olası sonuçlar karşısında yeniden yapım ve toparlanma planlarının hazırlanması üzerine değerli çalışmalarda bulunuyor. 

TÜRK SİGORTACILAR DA HAREKETE GEÇTİ

Ülkemizde de sorumluluk bilinci yüksek olan şirketler iklim değişikliği konusunda adımlar atmaya başladı. İklim değişikliği ile mücadeleye odaklandığımızda neler yapabildiklerini daha iyi gördüklerini ifade eden Axa Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, elbirliğiyle sektörün farkındalık artırıcı çalışmalarda bulunması gerektiğini söylüyor. TARSİM yetkilileri ise yaptıkları açıklamada 40 bin ilkokul seviyesindeki öğrenciye iklim farkındalığını artırmak için eğitim verdiklerini belirttiler. 

GİDİŞAT 3°C, HEDEF İSE 1°C DERECE

2015 yılında 195 ülkenin liderleri Paris’te bir araya gelerek Paris İklim Anlaşmasına imza attılar. Anlaşmaya imza atan ülkeler böylelikle 2100 yılındaki ısı artışını endüstri devriminden önceki seviyelere göre (1750 öncesi) sadece 1.5°C dereceye limitlemek için ellerinden geleni yapacaklarını taahhüt etmiş oldular. Bu hedefi yakalamak için karbon salınımının günümüzdeki seviyelerin çok daha altına indirilmesi gerekiyor. 2100 yılına kadar ısı ortalamasının 2°C derecenin üzerinde olmasının insanlık için yıkıcı etkileri olabilir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından tamamlanan rapor ise korkutucu bir gerçeği göz önüne koyuyor. Rapora göre, günümüzdeki karbon salınımı seviyelerinin değişmeden devam etmesi durumunda 2010 yılına kadar ortalama ısı artışının 3°C derece olacağı öngörülüyor.

 

 


TARIM SİGORTALARI HAVUZU (TARSİM): Farkındalık eğitimle beraber artıyor

“Tüm sektörler ve vatandaşlar olarak hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bu noktada, ilköğretim çağlarından itibaren bilinç oluşturulmaya çalışılması ve bu alanda gerçekleştirilecek eğitim faaliyetleri çok önemli.”

İklim değişikliği, günümüzün en büyük zorluklarından birisi. Etkileri tüm dünyada hissedilmekte, ülkelerin ekonomik, sosyal ve daha pek çok alandaki istikrarı açısından önemli bir risk oluşturmakta. İklim değişikliğinin sınırlandırılması, olası etkilerinin azaltılması ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya emanet edilmesi noktasında, sigorta sektörü de farkındalığı arttırmak üzere hali hazırda çeşitli projeler yürütüyor. Ancak sadece sigorta sektörü olarak değil, tüm sektör ve vatandaşlar olarak hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bu noktada, ilköğretim çağlarından itibaren bilinç oluşturulmaya çalışılması ve bu alanda gerçekleştirilecek eğitim faaliyetleri çok önemli. 

Durumu kendi alanımız ve sınırlarımız çerçevesinde değerlendirirsek; artan dünya nüfusuna paralel olarak en temel ihtiyaçlardan biri olan gıda talebinde de artışlar meydana geldiği bir gerçek. İklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak doğal risklerin frekansı ve şiddetindeki artış pek çok alanı olduğu gibi tarımı da etkiliyor. Örneğin bu yıl; Antalya’da hortum ve fırtına sebebiyle seralar ve açık alanda turunçgiller, Mersin, İzmir ve Hatay’da sel-su baskını nedeniyle ıspanak, buğday ve narenciye ağırlıklı olmak üzere pek çok ürün, Malatya’da don sebebiyle kayısı, Manisa’da önce dolu, takip eden günlerde ise don sebebiyle üzüm, Adana ve Mersin’de dolu nedeniyle şeftali, nektarin ve erik grubu meyveler etkilendi. Şiddetli fırtına ve sel-su baskını, Giresun ve Ordu’daki fındık bahçelerine zarar verdi. Ayrıca dolu nedeniyle, Çorum, Kırşehir, Eskişehir, Amasya, Kırıkkale ve Kastamonu’da başta tahıllar olmak üzere sebze ekilişleri ile pek çok ürün zarar gördü. Sigortalı üreticilerimizden 363 binin üzerinde hasar ihbarı aldık. Sahada gerçekleştirilen inceleme ve tespitler, ardından Genel Müdürlüğümüzdeki değerlendirmeler neticesinde üreticilerimize 1.1 milyar liranın üzerinde hasar ödemesi gerçekleştirdik ve ödemelere tüm hızıyla devam ediyoruz. 

40 BİN ÖĞRENCİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ANLATILDI

İklim değişikliğinin üreticilerin tarımsal varlıkları üzerindeki olası olumsuz etkilerini minimum düzeye indirmek, faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak TARSİM’in temel görevi. Üreticilerimize her fırsatta, tarım sigortalarını yaptırmaları ve kesinlikle ihmal etmemeleri yönünde çağrıda bulunuyoruz. İl, ilçe ve köylere ziyaretlerde bulunarak üreticilere, geçmiş dönemlerde yaşanan afetleri anımsatıyor; iklim değişikliğinin getirdiği afetlerin yıkıcı etkilerine karşı zamanında önlem almaları konusuna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Yine geçtiğimiz yıllarda yurt genelinde 40 bin ilköğretim öğrencisini ve öğretmenleri okullarında ziyaret ederek, tarımda sigortanın önemi üzerine farkındalık oluşturmaya çalıştık. Çocuklara özel içeriklerle hazırladığımız eğlenceli yayınlarla bu farkındalığı destekledik. Yine çeşitli kurumlarla ortaklaşa çalışmalar yürütüp, destek farkındalığı artırmaya gayret ediyoruz. Örneğin, AFAD’ın Afetlere Hazırlık Yılı Projesi’nin 5. ay teması olan “Afet Sigortası” kapsamında, üreticilere ve yetiştiricilere, “afetler hayatımızın bir parçası, #AfetlereHazırOl” çağrısında bulunarak, Tarım Sigortası yaptırmaya davet ettik. Öte yandan, iklim değişikliğinin bir sebebi de atmosferdeki karbondioksit miktarının giderek artması. Bu doğrultuda Tarım ve Orman Bakanlığımızın 11 Milyon Fidan Kampanyası’nda yer aldık.

 


 

AXA SİGORTA CEO’SU YAVUZ ÖLKEN: Sektör oyuncularının iş birliği yapması gerekiyor 

“Odaklandığımızda neler yapabildiğimizi gördük ve bu deneyimlerimizi sektördeki tüm oyuncular ile paylaşmaya, işbirlikleri yapmaya hazırız. Küresel ısınma iklim değişimi, sıfır atık, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir doğal kaynaklar konularında sektör oyuncularının mutlak suretle ortak işbirliği yapması ve farkındalığı artırması gerekiyor.”

İklim değişikliğine karşı aldıkları aksiyonlarla en çok ses getiren şirketlerden biri de Axa Sigorta. Çıktığı programlarda ve düzenledikleri basın toplantılarında iklim değişikliğinin etkilerinden sıkça bahseden Axa Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, iklim değişikliğine karşı Axa Sigorta ve globalde Axa olarak aldıkları önlemleri anlattı. Ofislerinde ve süreçlerinde çevresel etkiyi en aza indirgemek ve karbon salınımımızı azaltmak için çalışmalar yaptıklarını söyleyen Ölken, iklim değişikliği ile mücadele için sektörle işbirliği yapmaya hazır olduklarını söyledi. 

Sigortacılara iklim değişikliğinin sınırlandırılması ve olası etkilerinin azaltılması noktasında görev düşüyor mu? 

Sigortacılık yalnızca yaşanan bir hasarın ardından zararın karşılanmasından ibaret değil. İşimizin temelini riskleri öngörmek ve ilgili risk bir hasara sebep olmadan yönetmek oluşturuyor. İklim değişikliği ise son 4 yıldır Axa Gelecek Riskleri raporunun birinci sırasında yer alıyor. Bizim üzerimize düşen iki görev var: Birincisi iklim değişikliği ile mücadele, diğeri ise iklim değişikliğinin etkilerine uyum. Bu alandaki stratejimizi de Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Yatırım Prensipleri (UNPSI) ile düzenlediğimiz Axa Climate Impact Day’de açıkladık. İklim değişikliğinin etkilerine uyum noktasında ise teknoloji ve inovasyondaki gücümüzü kullanarak yenilikçi ürünler ve araçlar geliştiriyoruz. Axa Grubu altında sadece bu konuya odaklanan Axa Climate adında bir ekip var. Türkiye’de yalnızca Axa Sigorta’nın sunduğu Parametrik Sigorta bunlardan biri. Son olarak iklim değişikliği ile yapılan araştırmaları Axa Research Fund ile desteklemeye devam ediyoruz; son beş yılda bu alana 35 milyar dolarlık kaynak ayırdık. 

İklim değişikliğiyle mücadele için nasıl bir yol izlenmeli?

Yerküremizin ısınmasının kutuplardaki buzulların erimesinden çok daha büyük etkileri var. Biz bunu Axa Gelecek Riskleri raporunda “Dalgalanma Etkisi” ile anlatıyoruz. İklim değişikliğinin sebep olduğu seller ve kuraklık, deniz seviyelerinin yükselmesine ve tarım arazilerinin zarar görmesine sebep oluyor. Bunun bir sonraki adımı gıda ve su kıtlığı, kentsel alanların yok olması ve göçler, ve sosyal sistemlerin çöküşü demek. Bu anlamda sektör olarak attığımız her bir yatırımın iki-üç adım sonra sebep olabileceği sorunları da öngörerek sorumlu ve kolektif bir bakış açısıyla ilerlememiz gerekiyor. Karbon ayakizi yüksek sektörlerden yatırımlarımızı çekmek bunlardan biri.  

Axa olarak açıkladığımız iklim stratejimiz bu çerçevede çok kıymetli taahhütler içeriyor. Yeşil yatırımların artırılması en öncelikli işimiz. Bu konuda 2017 yılında harekete geçip,  yeşil yatırımlarımızın tutarını 3 milyar euroya çıkarma sözü vermiştik. Hızlı bir şekilde ilerleme kaydettiğimiz için bu hedefi şimdi de 2023 yılına kadar 24 milyar euro yeşil yatırım olarak güncelledik. Diğer taraftan “ısıtma potansiyeli” olarak adlandırılan yeni bir metrik ile yatırımlarımızın iklim değişikliğine olumsuz etkilerini ölçmeye başladık. Çünkü biliyoruz ki 4 derece daha ısınan bir dünyada bir şeyler sigortalamak mümkün olmayacak. Bu yeni konsepte göre portföyümüzde nasıl değişiklikler yapabileceğimizi anlamaya çalışıyoruz. Taahhütlerimiz çerçevesinde ısıtma potansiyeli için hedefimiz 2050 yılına kadar 1,5 dereceye ulaşmak ki bu Paris Anlaşması tarafından belirlenen 2 derecenin altında bir hedef. 

Sadece müşterilerimizin ve yatırımlarımızın değil, kendi ofislerimizin ve süreçlerimizin de çevresel etkisini en aza indirgemek ve karbon salınımımızı azaltmak için çalışmalar yapıyoruz. Tüm dünyadaki ofislerimizde olduğu gibi Türkiye’deki ofislerimizde de karbon ayak izimizi düzenli olarak takip ediyoruz. 2025 yılına kadar karbon emisyonumuzu %25, atıklarımızı %15 ve su tüketimimizi %15 azaltmayı hedefliyoruz; ayrıca yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı taahhüt ediyoruz. Dağıtım kanallarımızı da bu çabalarımıza ortak etmek adına geçtiğimiz eylül ayında Dünya Dostu Acente programımızı harekete geçirdik. Acentelerimiz de onlara verdiğimiz yönlendirmeler doğrultusunda bu çabalarımızı destekliyor. Geleneksel olarak düzenlediğimiz Kurumsal Sorumluluk Haftamızda ise bu konuya odaklanan aktivasyonlar düzenleyerek çalışma arkadaşlarımızın da katkısını alıyoruz. Örneğin son Kurumsal Sorumluluk Haftamızda TURMEPA ile birlikte sahillerde temizlik yaptık. Ayrıca karbon salınımıyla mücadelede en etkili unsurlardan olan ormanlık alanların artırılması için de 25 bin fidanlık bağış gerçekleştirdik. 

Sektörün farkındalığı artırmak için ortak bir çalışma yürütmesi mümkün mü?

Haberler, genç neslin farkındalığının yüksek olduğunu gösteriyor; gençler geleceklerini korumak için güzel işler yapıyorlar. Biz de bu farkındalık çabalarına katkı sağlamak adına tüm mecralardan mesaj vermeyi sürdürüyoruz. HaberTürk Bakış programı ile iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki en iyi örnekleri paylaşıyoruz. Kasım ayında Özlem Gürses’in moderatörlüğünde Güven İslamoğlu ile birlikte çıktığımız Brandweek sahnesinde “Riskimiz 4,5 Milyar Yaşında” adında bir oturum düzenledik, iklim değişikliğinin etkilerini konuştuk. Doğa Dostu Acente programımız kapsamında ise ilk 2 ayda 500 üzerinde acente manifestomuzu imzaladı. Odaklandığımızda neler yapabildiğimizi gördük ve bu deneyimlerimizi sektördeki tüm oyuncular ile paylaşmaya, iş birlikleri yapmaya hazırız. Küresel ısınma iklim değişimi, sıfır atık, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir doğal kaynaklar… Bunların hepsi evrensel konularımız. Sektör oyuncularının mutlak suretle ortak iş birliği yapması ve el birliğiyle toplumda farkındalığı artırması gerekiyor.

Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr

Yorum yazın