Sigortacılar iklim risklerini yönetmek için harekete geçmeli

Sigortacılar iklim risklerini yönetmek için harekete geçmeli

2’nci bölümünde iklim değişikliğine odaklanan Münih Re’nin Yaşam Bilimi Raporu 2025’te, iklim değişikliğinin hayat ve sağlık sigortası sektörüne etkileri kapsamlı bir şekilde analiz ediliyor. Sigorta şirketlerinin bu değişimlere erken uyum sağlaması ve riskleri daha iyi modelleyerek yönetmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle aşırı hava olayları ve hastalıklar nedeniyle sigorta primlerinde ve tazminat taleplerinde artış bekleniyor. Bu nedenle, sigortacıların iklim risklerini yönetmek için yeni sigorta modelleri ve analiz yöntemleri geliştirmesi kritik bir önem taşıyor.

Hayat ve sağlık sigortacılarına yönelik küresel sağlık trendlerini ve bu trendlerin sigorta sektörü üzerindeki etkilerini Yaşam Bilimi Raporu 2025’te ele alan Münih Re, raporun 2’nci bölümü olan ‘İklim Değişikliği’ni yayınladı. Yaşam Bilimi Raporu 2025’in ilk bölümü olan ‘Obezite’ye geçen ay yayınımızda yer vermiştik. Kısaca hatırlayacak olursak; raporun obezite konusuna odaklanan bölümü, dünya genelinde hızla artan obezite oranlarını, bunun sağlık ve hayat sigortaları üzerindeki etkilerini ve yeni nesil tedavi yöntemlerini inceliyordu. 2035 yılına kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının fazla kilolu veya obez olacağının öngörüldüğü raporda bu durumun; sigortacılar, politika yapıcılar ve sağlık hizmeti sağlayıcıları için önemli zorluklar yarattığı vurgulanıyordu. Bu sayımızda ise raporun 2’nci bölümü ‘İklim Değişikliği’ne yer vereceğiz.

İklim değişikliğinin insan sağlığı ve dolayısıyla hayat ve sağlık sigortası sektörü üzerindeki potansiyel etkilerini inceleyen Münih Re, bu bölümde sigortacıların iklim değişikliğinin getirdiği zorlukları daha iyi anlamalarına ve bu dinamik ortamda etkili stratejiler geliştirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyor.

SİGORTACILAR NEDEN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIRLANMALI?

Rapora göre, bugüne kadar iklim değişikliğinin özellikle ölüm oranlarıyla ilgili sigorta faaliyetleri üzerindeki etkisi, yüksek gelişmiş ülkelerde ihmal edilebilir bir düzeyde olabilir. Bununla birlikte, Dünya Sağlık Örgütü tarafından insanlık tarihindeki en büyük sağlık tehdidi olarak tanımlanan bu durum karşısında, sigorta sektörünün önümüzdeki on yıllarda ortaya çıkabilecek olası etkileri araştırması gerekiyor. Mevcut verilere dayanarak, sigortalı nüfusun ölüm oranları üzerindeki etkiler henüz öngörülemiyor. Bunun nedeni, ölüm oranı modellemelerinde bilimsel bir fikir birliğinin olmaması ve bölgesel farklılıkların belirginleşmesi.

Münih Re’ye göre, iklim değişikliği ve buna bağlı olaylar, her bölgeyi ve pazarı aynı şekilde etkilemediğinden, bölgesel düzeyde analiz edilmeli.

Mevcut etki modelleri—örneğin sıcaklık değişiklikleriyle ilgili olanlar—sigorta sektörüne uyarlanmalı ve yeniden düzenlenmeli. Çünkü genel nüfus ile sigortalı nüfus üzerindeki etkiler önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Bu güncellenmiş modeller, risk altındaki sigorta ürünlerini ve hassas grupları belirlemenin yanı sıra, olası uyum önlemlerini de ortaya koyabilir.

Sigortacılık açısından bakıldığında, iklim değişikliğiyle ilişkili başlıca risklerin ölüm oranları üzerinde sıcaklık değişimleri (aşırı sıcak ve soğuk dönemler) ile hava kirliliğinin sinerjik etkisini içerdiğini belirten Münih Re, hastalık (morbidite) açısından ise aşırı sıcak ve soğuk hava dalgaları, hava kirliliği, şiddetli doğal afetler, orman yangınlarından kaynaklanan duman maruziyeti ve ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların önemli risk faktörleri arasında yer aldığına vurgu yapıyor.

Raporda, bu risklerden en çok etkilenen gruplar ise şu şekilde sıralanıyor:

  • 65 yaş üstü yaşlı bireyler,
  • Birden fazla hastalığı bulunan kişiler,
  • Açık havada çalışan işçiler,
  • Hamile kadınlar.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ

Ölüm Oranı (Mortalite)

Rapora göre sıcaklık değişimleri, farklı derecelerde ölüm oranlarını etkileyerek bireylerin mevcut sağlık koşulları nedeniyle yaşamlarını kaybetme riskini artırıyor. Gelişmiş ülkelerde soğuk hava kaynaklı ölümler, sıcak hava kaynaklı ölümlerden daha yaygın ve genellikle solunum ve kardiyovasküler rahatsızlıklardan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, küresel ısınmanın soğuk hava kaynaklı ölümleri azaltma etkisinin, sıcak hava nedeniyle artan ölüm oranlarından daha büyük olup olmayacağı henüz net değil.

Raporda, sıcaklık kaynaklı ölümlerin düzenli olarak artması beklenirken, soğuk hava kaynaklı ölümlerle ilgili senaryolar büyük bir azalmadan hiç değişiklik olmamasına kadar geniş bir yelpazede değerlendiriliyor.

Yakın zamanda yapılan bir analizi örneklendiren rapora göre, aşırı sıcak nedeniyle ölüm oranlarının 2000 yılına kıyasla 5 kat daha olası hale geldiği ve gelecekte 1.5°C daha sıcak bir iklimde 10 kat, 2°C daha sıcak bir iklimde ise 27 kat daha olası olacağını vurgulanıyor.

İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için yapısal uyum önlemlerinin alınabileceği ifade edilen raporda bu önlemlere örnek olarak şu şekilde yer veriliyor:  

  • Sıcak havalara karşı klima kullanımı,
  • Soğuk havalara karşı merkezi ısıtma sistemleri,
  • Aşırı sıcaklara karşı fizyolojik uyum mekanizmaları gibi adaptasyon yöntemleri etkili olabilir.

Son birkaç 10 yılda bu tür uyum süreçlerinin zaten yaşandığını, ancak bu adaptasyonun bir sınırı olup olmadığının henüz netliğinin belli olmadığı belirtilen rapora göre, bu belirsizlikler göz önüne alındığında, uzun vadeli kesin sonuçlar çıkarmak şu an için mümkün değil ve projeksiyonların yakın gelecekte yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Artan sıcaklıklar, hava kirliliği ve orman yangınlarının, özellikle kalp-damar ve solunum hastalıkları gibi bazı rahatsızlıklar üzerinde belirgin bir etkiye sahip olduğuna vurgu yapan rapora göre, aşırı sıcak günler, acil servis başvurularını ve hastaneye yatışları %50’ye kadar artırabilir.

Orman yangını dumanının etkisini tahmin etmek daha zor. Çünkü yangınların sıklığı ve yayılma alanı birçok bölgede değişkenlik gösteriyor.

Raporda; ABD, Kanada, Asya ve Avustralya’da orman yangınlarının arttığı ve sağlığa zarar veren duman maruziyetinin yükseldiği belirtilirken bu eğilimin daha da şiddetlenebileceğine dikkat çekiliyor. Rapora göre buna karşılık, Avrupa’daki orman yangınlarıyla ilgili eğilimler henüz net değil. Şiddetli fırtınalar ve seller gibi doğal afetlerin artan sıklığı, hastalık oranlarını yükseltebilir. Buna ek olarak, **yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklar da morbidite seviyelerini artırabilir.

İklim değişikliğinin, hayvanlarda bulunan patojenlerin insanlara geçmesini kolaylaştıran en önemli insan kaynaklı etkenlerden biri haline gelebileceği ve bu durumun pandemi riskini artırabileceğine dikkat çekilen raporda, insanlarda görülen bulaşıcı hastalıkların %50’den fazlası iklim değişikliğinden olumsuz etkilenebileceği vurgulanıyor. Küreselleşmenin giderek arttığı günümüzde, hastalıkların farklı bölgelere taşınma riski yükseliyor ve bu da salgınları tetikleyebiliyor.

Hastalık Oranı (Morbidite)

Raporda, sigorta açısından önemli bazı sağlık sorunları üzerindeki etkilere şu şekilde yer veriliyor:

Ruh Sağlığı

İklim değişikliği, ruh sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir. Aşırı sıcaklar, sel ve orman yangınları gibi doğal afetler bu etkilerin başlıca tetikleyicileri.

İklim değişikliği kaynaklı kaygı bozukluğu, solastalji olarak adlandırılan bir fenomenle ilişkilendiriliyor.

  • Aşırı sıcaklar, bipolar bozukluk, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ruh sağlığı hastalıkları nedeniyle hastaneye yatış riskini %10’a kadar artırabilir.
  • Sıcak hava, uyku süresini kısaltarak genel sağlığı daha da kötüleştirebilir.
  • Orman yangınları sonrası antidepresan reçetelerinde %7, anksiyolitik reçetelerinde ise %9’a kadar artış görülebilir. Ayrıca, anksiyete bozuklukları nedeniyle acil servis başvuruları %6 oranında artabilir.

Astım

İklim değişikliği astımı olumsuz etkileyebilir.

Bunun başlıca nedenleri:

  • Polen mevsimlerinin uzaması ve polen yoğunluğunun artması,
  • Hava kirliliğinin etkisiyle daha agresif polenlerin oluşması,
  • İstilacı bitki türlerinden kaynaklanan yeni alerjenlerin ortaya çıkması.

Aşırı sıcaklar, fırtınalar ve orman yangını dumanı astım semptomlarını tetikleyebilir ve hastaneye yatışları %50’ye kadar artırabilir.

Örneğin, Kanada’daki son orman yangınları, ABD’nin kuzeydoğusunda astım nedeniyle hastaneye yatışlarda %45’lik bir artışa yol açtı.

Ancak, buna karşılık olarak çalışma çağındaki yetişkinlerde astım yaygınlığı ve yeni vaka sayısı durağan hale geldi veya azaldı. Bunun istisnalarından biri de ABD.

Diğer Sağlık Sorunları

Kardiyovasküler hastalıklar üzerindeki etkilerin orta düzeyde olacağı öngörülüyor.

Soğuk hava, sıcak havaya kıyasla felç (inme) ve miyokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi kardiyovasküler olayları daha fazla tetikliyor.

İklim değişikliği, bazı bulaşıcı hastalıkların yayılımını artırabilir.

Batı Nil virüsü ve Deng humması gibi hastalıklar artık Kuzey Amerika ve Avrupa’da görülüyor.

ABD’de yerel vakalarda azalma eğilimi görülse de, iklim değişikliği bu ve keneler gibi diğer hastalık taşıyıcılarının yayılım alanlarını genişletecek.

Ancak, bu hastalıklara karşı etkili tedavi ve önleyici önlemler geliştirilmiş olup uygulanabilir durumda.

HAYAT VE SAĞLIK SİGORTASINDAKİ BELİRSİZLİKLER DEVAM EDİYOR

İklim değişikliğinin hayat ve sağlık sigortası üzerindeki etkileri konusunda önemli belirsizliklerin bulunduğuna dikkat çekilen raporda, sigorta şirketlerinin hem bugün hem de gelecekte bu potansiyel etkileri değerlendirmesinin kritik bir öneme sahip olduğu ifade ediliyor.

Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin devam edeceği belirtilen raporda, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını anlamak, ölçmek ve bunlara yanıt vermek için sigorta sektörünün dikkat etmesi gereken noktalara şöyle yer veriliyor:

  1. Poliçe değerlendirme, portföy ve hasar yönetimi için izleme süreci başlatın
    Sigorta şirketleri, sigortalama (underwriting), portföy yönetimi ve hasar süreçlerinde iklim değişikliğinin etkilerini izlemeye başlamalı.
    Bir izleme süreci oluşturmak, etkileri belirlemek için kritik öneme sahip.
  2. Etkileri değerlendirmek için veri modellerini kullanın
    Hayat ve sağlık sigortacıları için veri gereksinimleri, ürün ve pazara göre değişebilir ancak minimum mekânsal ve zamansal çözünürlüğe ihtiyaç duyar.
    Bu modeller, gelecekteki iklim senaryolarına göre etkileri tahmin etmeye yardımcı olur ve doğal afet risk modellerine dayalı bir deneyimden yararlanır.
  3. İzleme süreci, uyum önlemlerinin değerlendirilmesine yardımcı olacak
    Bu nedenle, işletmenizin doğal afet/iklim birimleri ile iş birliği yaparak,
    iklim değişikliği konusundaki mevcut uzmanlıktan yararlanmalı ve izleme sürecini etkinleştirmelisiniz.
  4. Gelecekteki raporlama yönetmeliklerine hazırlıklı olun
    Gelecekteki düzenleyici gereklilikler, hayat ve sağlık sigortası portföylerindeki iklim risklerinin analiz edilmesini zorunlu kılabilir.
    Bu, şu an yangın, kasko vb. sigortalar için uygulanan düzenlemelere benzer olabilir.
    Sigortacılar, yukarıda belirtilen şekilde iklim değişikliğinin etkilerini izleyerek bu gerekliliklere hazır hale gelebilirler.
  5. Sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk
    Hayat ve sağlık sigortacıları, iklim risklerini değerlendirerek kendi pazarlarında daha güçlü bir konuma gelebilirler.
    Bu, uzun vadede sigortalılarını ve paydaşlarını koruma konusundaki sorumluluklarını yerine getirme isteklerini ve adil risk değerlendirmesi ile sürdürülebilir iş modellerini benimsemeye hazır olduklarını gösterir.
  6. Yeni müşteri hizmetlerini keşfedin
    Örneğin, astım hastaları için hava kalitesi uyarı uygulamaları veya sıcaklık uyarı sistemleri gibi yenilikçi çözümler değerlendirilebilir.
    Bu tür hizmetlerin sigortalı nüfus üzerindeki etkinliği, sigorta tıp danışmanları tarafından analiz edilmeli.
  7. Sigortaya özel uyum önlemleri geliştirin
    Bu önlemler, farklı pazarlar ve bölgelere uyarlanabilir.
    Örneğin, açık havada çalışanlar için özel sigorta önlemleri geliştirilebilir.
    Genel olarak, birçok iklim riski için uyum önlemleri etkili olabilir ancak bunlar bireysel pazarlar ve sigorta ürünleri için farklılık gösterir.
  8. İklim değişikliğinin nicel etki analizi mümkün
    Değişen iklim koşullarında, hayat ve sağlık sigortası alanında etki analizine olan talebin artacağı öngörülüyor.

Yorum yazın