Sigorta şirketleri için yeni bir yatırım aracı: Vergi avantajlı TL yatırım fonları

 Sigorta şirketleri için yeni bir yatırım aracı: Vergi avantajlı TL yatırım fonları

 EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Levent Atakan, birçok kurumsal yatırımcıya ciddi vergi avantajı sağlayacak, sigorta ve BES şirketlerine, TL yatırım fonlarından elde edilecek gelirlerde kurumlar vergisi istisnası sağlayan düzenlemelerin Resmi Gazete’de yayımlanarak 7394 sayılı Kanun ile yürürlüğe girdiğini söyledi.

2020 yılının Aralık ayından beri yapılan ve üçer aylık dönemlerle süresi uzatılan düzenlemeler ile TL cinsinden yatırım fonu katılma paylarından elde edilen gelirlerdeki stopaj oranı sıfırlanmış ve böylece bu ürünler bireysel yatırımcılar açısından cazip hale getirilmişti. Bireyler açısından stopaj nihai vergi olduğundan bu gelirlerin yıllık beyanname ile beyan edilmesi söz konusu değil. Kurumsal yatırımcılardaki stopaj oranı ise uzun yıllardır sıfırdı. Ancak kurumlar açışından kurumlar vergisi ödeniyordu. Bu sene Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle kurumların portföyünde yabancı para cinsinden varlık ve altın ile diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı diğer sermaye piyasası araçları bulunan fonlar dışındaki yatırım fonlarından elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi sağlanmıştı. Söz konusu düzenleme ile TL yatırım fonları diğer TL enstrümanlara göre kurumsal yatırımcılar açısından ilk bakışta daha çekici hale gelse de bu düzenleme tereddütleri de beraberinde getirdi. Konuyu değerlendiren EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Levent Atakan, şunları söyledi: “Birincisi, kâr payı ifadesi neyi kapsıyor? Daha açık bir ifadeyle katılım payının fona iadesinden elde edilen gelirler bu madde uygulamasında kâr payı sayılacak mı? İkincisi de, eğer sayılacaksa fon katılma paylarının VUK’un (Vergi Usul Kanunu) 279. maddesinden doğan değerleme kârları vergilenecekse geriye istisna edecek kâr kalacak mıdır?

Resmi Gazete’de yayımlanan Kanun’un 22. maddesiyle yapılan düzenlemeler bu soru işaretlerini gidererek istisnanın kapsamını net bir şekilde genişletiyor. Buna göre, kurumlar tarafından portföyünde yabancı para cinsinden varlık ve altın ile diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı diğer sermaye piyasası araçları bulunan fonlar dışındaki yatırım fonlarından elde edilen şu kazançlar kurumlar vergisinden istisna tutuluyor:

  1. Söz konusu fonlardan elde edilen kâr payları
  2. Söz konusu fon katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler
  3. Söz konusu fonların katılma paylarının 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279’uncu maddesi kapsamında değerlenmesinden kaynaklanan değer artış kazançları

İstisna kazançlara kaynak oluşturan fonların katılma paylarına ilişkin olarak getirilen bir diğer istisna da bunların fona iade edilmeyip üçüncü kişilere satılması durumunda elde edilecek kazançlara getirildi. Üçüncü kişilere satış pratikte çok karşılaşılan bir durum olmasa da istisna kapsamının tüm gelirlere dokunması açısından bu gelirlerin de dışarıda bırakılmadığını anlıyoruz. Yeni düzenlemeye göre söz konusu fon katılma paylarının iki yıl süreyle aktifte tutulduktan sonra satılması durumunda elde edilecek kazancın %75’lik kısmı da kurumlar vergisinden istisna olacak. Bu istisnanın uygulanabilmesi için istisna kazancın beş yıl süreyle dağıtılmayarak öz kaynaklar altında özel bir fon hesabında tutulması gerekiyor. Ayrıca faaliyet konusu menkul kıymet ticareti olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları katılma paylarının satışından elde ettikleri kazançlar için üçüncü kişilere satışa ilişkin bu istisnadan yararlanmaları mümkün değil.

Yeni düzenlemeyle ilgili istisnaların uygulanmasında göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus da bu işlemlerle ilgili ortaya çıkabilecek giderler ve zararların vergi etkisi. Söz konusu istisna düzenlemelerinin getirildiği Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin son fıkrası uyarınca iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmiyor. Bu nedenle, söz konusu fonlara yatırım yapacak kurumlar vergisi mükelleflerinin bu fonlar nedeniyle (katılma paylarının fona iadesinden ya da değerlemesinden) zarar etmesi durumunda, söz konusu zararların ve ayrıca istisna kapsamındaki fon yatırımlarına ilişkin olarak katlanacakları giderlerin (BSMV, alım satım komisyonları, fonların alımıyla ilgili finansman giderleri vb.) kurumlar vergisi hesaplamalarında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekecektir.

Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, getirilerin aynı ya da benzer olduğu birçok Türk Lirası yatırım ürününe kıyasla kurumsal yatırımcılar açısından istisna kazançlara kaynak oluşturan söz konusu TL yatırım fonlarına ilginin artması, hatta mevcut yatırım portföyünün istisna uygulamasına elverişli olacak şekilde özel olarak kurulacak fonlar altında yapılandırılması bekleniyor.”

İlginizi Çekebilir