Sermaye azaltımında vergilendirme
Sermaye nakdi veya ayni olarak artırılabileceği gibi; geçmiş yıllar kârlarının, özsermaye kalemlerine ait enflasyon düzeltmesi fark hesaplarının, kurumlar vergisinden istisna taşınmaz ve iştirak hissesi satış kârı olarak pasifte yer alan fonun sermayeye eklenmesi suretiyle de artırılabilmektedir. Enflasyon düzeltmesi hükümlerinden önce yürürlükte olan yeniden değerleme değer artış fonları da sermayeye eklenebilmişti.
Bilanço pasifindeki karların, enflasyon düzeltmesi farklarının ve fonların sermayeye eklenmesinde vergi doğmamaktadır. Ancak, sonrasında sermaye azaltımına gidilmesi veya şirketin tasfiyesi halinde vergi idaresi; sermaye ilave edilmiş olan geçmiş yıllar kârlarının, enflasyon fark hesaplarının ve fonların vergilendirilmesi gerektiği görüşündedir. Vergi idaresinin konuyla ilgili çok sayıdaki özelgesindeki yaklaşımını aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
Sermaye azaltımı en çok vergi alınmasını gerektiren kaynaktan başlayarak yapılacaktır, en sona ise nakit sermaye kalacaktır. Buna göre; öncelikle özsermaye kalemlerine ait enflasyon farkları ve yeniden değerleme fonlarından azaltım yapıldığı kabul edilecek, sonra geçmiş yıllar karlarına sıra gelecek, bunlardan arta kalan tutar olursa nakdi sermayeden azaltım yapılacaktır. Enflasyon düzeltmesi fark hesapları ve yeniden değerleme değer artış fonları Vergi Usul Kanunundaki kendileriyle ilgili hükümlere göre (sermayeye ilave dışında) başka bir hesaba alınır yada işletmeden çekilirse, işlemin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulmaktadır. Sermaye azaltımında da, idare bu Kanun hükümlerine göre vergilendirme yapılacağı görüşündedir.
Azaltılan tutar ortaklara ödenirse sadece kurumlar vergisi değil, kar dağıtımı kapsamında stopaj da söz konusudur. Ancak, azaltılan sermaye ile şirketin zararları kapatılırsa burada nakden veya hesaben ortaklara ödeme sözkonusu olmadığından idarenin görüşüne göre sadece kurumlar vergisi doğmakta, kar dağıtımına bağlı stopaj istenilmemektedir. Sermaye azaltımı yoluyla ortağa ödeme yapılırken, sermaye içindeki geçmiş yıllar karlarının ortaklara dağıtıldığı kabulü ile buna bağlı vergileme (stopaj) söz konusu olmaktadır. Tabiatıyla, ortaklar tam mükellef kurum ise kar dağıtımına bağlı stopaj yapılmayacaktır.
Vergi idaresinin özelgelerindeki bu görüşlerinin tartışmalı olduğunu düşünüyoruz. Sermayeye eklenen fonlar ve karlar artık şekil değiştirmekte ve sermayenin parçası haline gelmektedir. Sonrasında sermaye azaltımı ve tasfiye halinde bunların ayrıştırılarak vergileneceği görüşününün Kanuni dayanakları kanaatimizce yeterli değildir. Kaldı ki; sermaye azaltımında niçin önceliğin en çok vergi alınmasını gerektiren kaynağa verileceği de özelgelerde açıklanmamıştır. Buna ilişkin bir yasal düzenleme göremiyoruz.
Vergi idaresinin yukarıdaki görüşleri, Türk Ticaret Kanununun 376. Maddesine göre şirketlerin sermaye azaltımına gitmeleri gereken durumlarda karşılarına engel olarak çıkmaktadır.
Sermayeyi vergilendirme doğmadan azaltmak için bir yöntem de; sermaye terkibindeki enflasyon fark hesapları ve fonları azaltarak eski hesaplarına yani artıştan önceki hesaplarına geri almak olabilir. Sermaye azaltımında; sermaye içindeki enflasyon düzeltmesi fark hesapları pasifteki ilgili enflasyon düzeltmesi fark hesaplarına, yeniden değerleme değer artış fonları da yeniden değerleme değer artış fonları hesabına alınabilir. Bu durumda; sermaye azaltımında bu farklar ve fonlar başka bir hesaba aktarılmadığından ve işletmeden çekilmediğinden vergi idaresinin özelgelerine göre vergilendirme yapılmaması gerektiği söylenebilir.
