Serhat Çetin: Trafik sigortasını konuşmaktan yorulduk

Son dönemde sigorta sektöründe sadece trafik sigortasından kaynaklanan zararların konuşulduğunu vurgulayan Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin, trafik primlerinin yükselmesinden sektör paydaşlarının ve sigortalıların da etkilendiğini belirterek, “Sektör olarak büyük bir zararla karşı karşıyayız. Ama 2015 yılı aynı zamanda sektörde büyük yatırımların yapıldığı, Türkiye’de sigortacılığın büyüdüğü bir dönem de oldu. BES’te yapılan uygulamalar toplumda farkındalığı artırdı. BES’te otomatik katılım sisteminin getirilmesi çok olumlu bir gelişme” dedi. Çetin, sektördeki gelişmelerle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Sektörde yıllardır kârsızlık sorunu yaşanıyor, bu sorun nasıl çözülecek?
Sektör olarak artık trafik konuşmaktan yorulduk. Sektör sadece trafik sigortasıyla anılır bir hale geldi. Bütün paydaşlarını ve bu sene gelen fiyat artışlarından sonra da sigortalıları etkilediği için, toplum önünde hep trafik sigortasından bahseder olduk. Sektör olarak büyük bir zararla karşı karşıyayız. Bu zarar da trafik sigortasından kaynaklandı. Ama 2015 yılı aynı zamanda sektörde büyük yatırımların yapıldığı, sigorta şirketleri için Türkiye’de sigortacılığın büyüdüğü bir dönem de oldu. Elementer tarafta bireysel branşta sunulan yeni hizmetler, BES ile ilgili yapılan uygulamalar toplumda farkındalığı artırdı. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde devlet desteği ve bu desteğin devam etmesi kararının alınmasının yanında otomatik katılım sisteminin getirilmesi çok olumlu bir gelişme.

Güneş Sigorta için 2015 yılı nasıl geçti?
Geçtiğimiz 10 sene içerisinde oldukça iyi bir değişim süreci yaşadık. Pazardaki yüzümüzü korurken dinamik yapımızla çok daha rekabetçi hale geldik. İnsan kaynakları konusunda çok yatırım yaptık. Artık daha genç, daha dinamik bir kadromuz var.  Şirketimizin geçmişten gelen değerlerini korurken, şirketimizi günümüzde rekabetçi ve dinamik bir yapıya oturttuk. Bu süreçte kendi bilgi işlem altyapımızı kurduk. 2015 yılı, tüm bu adımlarımızın sonuçlarını gördüğümüz ve en önemlisi rekabet yaratacak yanlarını kullanmaya başladığımız bir yıl oldu.
Bunun yanında 2015 yılında özellikle hukuksal koruma alanında yaptığımız yatırımlarla bireysel sigortalılarımıza farklı alanlarda da hizmet verdik. Doğru ürünü doğru kanalda pazarlamayı başardığımız için de kendi alanında etkileyici rakamlara ulaştık. Geçtiğimiz yıl sigortalılarımıza sunduğumuz yeni ürünlerle sektörde adımızı duyurduğumuz bir dönem oldu.
Ancak yine de Türkiye sigorta sektörü, oto kaza ağırlıklı bir sektör. Yakından takip edildiği üzere trafik sigortaları da 2015 yılına damga vurdu. Trafik sigortalarının yarattığı negatif etkiyle Türkiye sigorta sektöründe finansal olarak sonuçlar tatmin edici değil.
Ancak bu sorun o kadar büyüdü ve toplumun neredeyse tüm kesimlerini etkisi altına aldı ki artık çözümün çok yakında bulunacağını düşünüyorum.

‘YENİLİKLERİMİZ SÜRECEK’
Geçtiğimiz yıllarda kendi işini kuran kadınlar için Mikro Sigorta ürününü sunmuştunuz. Bu dönem buna benzer yenilikleriniz olacak mı?
Bu alanda öncelikle ferdi kaza poliçesiyle başlamıştık. Geçtiğimiz yıllarda ferdi kaza yerine Mikro Konut poliçesini koyduk. Gurur duyarak söylüyorum, geçen yıl G20 zirvesinde de bununla ilgili bir panele katılma fırsatı buldum. G20’de de bu ürünle toplumda en fazla korunmaya ihtiyaç duyan kesime sunulacak olan sigorta çözümleriyle ilgili ciddi bir çalışma yapıldı. Bu panelde, yaptığımız sunum ilgiyle karşılandı. Orada bir defa daha gördüm ki, sektörün trafik sigortaları dışında konuşabileceği konular var. Kalkınmaya destek verecek şekilde toplumsal sorunlara sigorta sektörü olarak çözüm üretmemiz mümkün. Mikro Sigorta da buna iyi bir örnek. Daha sonra Mikro Konut ürünü geldi. Çok düşük primlerle o kesimin ihtiyaç duyduğu sigorta poliçesini oluşturduk ve bunu sürdürülebilir kıldığımıza inanıyorum.  Bu alanda yeni ürünlerin eklenmesiyle de etkimizi artıracağız.

‘HER KANAL YOLUNA DEVAM EDER’
Sektörde acenteler ve diğer satış kanallarıyla ilgili değerlendirmeniz nedir?
Güneş Sigorta olarak çok yaygın ve değişik büyüklükte yapılanmış bir acente ağına sahibiz. Anadolu’da bireysel çalışan acentelerimiz var. KOBİ düzeyinde acentelerimiz de var. Kurumsal düzeyde çalışan acentelerimiz de var. Kendi fonksiyonlarını yerine getirebildikleri ve ticari değer yarattığı sürece bu satış kolları varlıklarını devam ettirecektir.
Acenteler gelinen noktada en çok internet üzerinden satış konusunda endişeliler. Bu kanal muhakkak acentenin bir kısım işini alacak. Ama acentelerimiz hizmette ön plana çıkabiliyorsa, hizmet verdikleri sigortalımıza bu hizmetin değerini anlatabiliyorlarsa, var olmaya devam edeceklerdir. Bazı sigortalılar belirli ürünlerde internet üzerinden ya da alternatif dağıtım kanallarından hizmet almayı tercih edeceklerdir. Ama toplumdaki birçok kesim acentesinin kendini bilgilendirmesini, doğru ihtiyacı saptayarak doğru ürünü vermesi ve en önemlisi hasar anında sigortalıya hem danışmanlık hem destek hem asistans hizmetlerinin vermesini beklediklerinden acenteden vazgeçmeyecektir. Bu hizmetlerin tümünü sağlamak noktasında ön plana çıkan acenteler ayakta kalır.
Diğer dağıtım kanalları, broker, banka, internet satışı, bunların büyüyen ekonomide yerleri olduğunu düşünüyorum. Onlar da kendi müşteri segmentlerinde diğer dağıtım kanallarıyla rekabet ederek büyümeye devam edecekler. Satış kanallarının çeşitliliğinin herhangi bir dağıtım kanalını yok edeceğini düşünmüyorum.

Güneş Sigorta’nın bankasürans kanalındaki gelişmeler nasıl? Bu kanalda ne gibi projeleriniz var?
Banka sigortacılığı tarafında, Vakıfbank’ta % 23 büyüdük. Bu oran hem sektörün büyümesi hem şirketin büyümesi hem de şirketin diğer kanallardaki büyüme oranından daha fazla. Bu gelişmenin en önemli nedenleri geçmişte yaptığımız yatırımlardır. Tabii ki bankasüransta sermayedarımız Vakıfbank’ta potansiyelimizin tamamını kullandığımızı söyleyemem, ancak devam etmekte olan entegrasyon projemiz var.
Bu sene içinde tamamlamayı öngördüğümüz bu projeyle, bilgi işlem temelli bir yapıya ulaşacağız. Projenin hayata geçmesiyle birlikte üretimde ciddi bir ivme yaratacağız. Banka sigortacılığında büyüyor olmamız acente tarafında küçüleceğimiz anlamına gelmiyor. Dağıtım kanallarında fırsat eşitliğinden yanayız.  Daha önce belirttiğim gibi bizim yaygın bir acente ağımız var ve Güneş Sigorta olarak acentelerin çalışmalarına güveniyoruz.

‘SORUN KANUNLA ÇÖZÜLECEK’
Sohbetin başında “Trafik konuşmaktan yorulduk” dediniz, ama konu önemli…
Ben çözüme çok yakın olduğumuza inanıyorum. Sorun o kadar büyüdü ki, sigorta şirketlerinin çözebileceği boyutu çok aştı. Geçtiğimiz yıl fiyat artışları oldu. Bu artışlar şirketlerin geçmişte yapmış olduğu zararları kapatmamızla ilgili olan bir konu değil. 2016 yılında bütün sigorta şirketleri sermaye artışıyla bu zararları kapatmaya çalışacaklar. Ama hala aktüerlerin yapmış olduğu risk primleri çalışması, şu anki fiyatların ancak başa baş noktasında olduğunu gösteriyor.
Ben bu büyüyen sorunun toplum tarafından anlaşılmaya başlandığını düşünüyorum. Trafik sigortalarındaki sorunun kaynağı Karayolları Trafik Kanunu. Bu kanunda yapılması gereken değişiklikler var. Kanunun, sigorta şirketlerinin hasarı yönetebileceği şekilde değişmesi gerekiyor. Hasarın her seferinde mahkemeye taşınmaması, taşınsa da doğru bildiğimiz, bilimsel yöntemlerle hesapladığımız şekilde teminatların ödenmesi taraftarıyız.
Bu ana sorunun yanında alınabilecek birkaç aksiyon daha var. Örneğin mevzuatta yapılan değişikliklerin geçmişe dönük olmaması gerekiyor. Ayrıca teminatın Türkiye standartlarına göre çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Teminatlarda Avrupa Birliği uyumu için daha önceden açıklanmış artış takvimi var. Bunun değiştirilebileceğini ve teminatların makul bir seviyeye çekilmesiyle primlerin de düşeceğine inanıyorum. Bu sayede ürünler toplum tarafından alınabilir hale gelecektir ve trafik sigortası sürdürülebilir bir yapıya sahip olacaktır.

‘TARIM SİGORTASI DÜNYAYA ÖRNEK OLDU’
Tarım sigortaları devlet desteğiyle yaygınlaşmaya devam ediyor. Tarım sigortasının Türkiye’deki geleceği konusunda öngörüleriniz neler?
Türkiye’deki mevcut iyi üretimin desteklenmesi, tarım üreticisinin yerinde kalarak bu önemli fonksiyonu devam ettirmesi için tarım sigortası bence bulunmaz bir fırsat. Özel sektör, devlet ve çiftçi işbirliğiyle birliklerin de katılımıyla Türkiye’de oluşmuş olan model, dünyada örnek olarak gösteriliyor. Bu bizim için gurur verici. Bu süreç içerisinde başlanan noktadan çok daha iyi bir noktaya geldik. Ancak hâlâ gidilecek çok yol var. Özellikle bu yıl teminat kapsamlarından çok risk primlerinin sürprim ya da hasarsızlık indirimi şeklinde ayarlandığı ve kapsamdan çok fiyatlamaya etki edecek unsurların desteklendiği bir yıl oldu. Önümüzdeki dönemde daha iyi risk seçimi yapılabilecek. Bununla birlikte tarım sigortası daha iyi fiyatlarla daha fazla çiftçinin faydalanabileceği bir hale gelecek. % 50 devlet desteğinin devam etmesiyle tarım sigortaları çok cazip hale geliyor ve tarım sigortaları Türkiye’de hızla büyüyor. Acenteler tarım sigortasına daha fazla önem göstermeler. Bu konuda bizim gibi konumlanmış şirketleri daha fazla desteklenmeli. Acentenin varlığı, tarım sigortalarının sürdürülebilir olması, gelecekte de var olabilmesi ve tanıtım açısından da önemli bir yer kaplıyor. Acentelerin tarım sigortalarına daha çok önem vermesi ve bu sigortayı tanıtarak daha önce hiç satılmamış yerlerde satılmasını sağlamaları gerektiğini düşünüyorum.

‘İYİ TANITILIRSA HAYAT SİGORTALARI DA GELİŞİR’ 
Hayat sigortalarıyla ilgili düşünceleriniz nedir, bu sigortalar ülkemizde tekrar gelişebilir mi?
İyi bir şekilde tanıtılırsa Türkiye’de hayat sigortaları gelişecek ve yaygınlaşacaktır. Milli gelirin arttığı, farklı ihtiyaçların çoğaldığı bir döneme girdik. Daha önce toplumsal dayanışmayla çözülen birçok konunun artık finans dünyasının sunduğu çözümlerle çözüldüğü günümüzde hayat sigortasının da bir geleceği olduğuna inanıyorum. Daha önce yaşanmış olan kötü tecrübeler ve hayat sigortası emeklilikle karıştırıldığı için bu konunun bir anlamda tekrar baştan alınması lazım. Hiç daha önce yapılmamış gibi sıfırdan pazarlanması lazım. Toplumun ihtiyaçlarının ölçüldüğü, bu ölçüme uygun ürünlerle, doğru tanıtımlarla baştan ele alınırsa hayat sigortalarının satılacağına inanıyorum. Çünkü hayat sigortalarına ihtiyaç var. Herkesin gelecek kaygısı yaşadığını biliyoruz. Ebeveynler özellikle çocuklarının gelecekleri için endişeliler, ailelerle her görüşmemizde bu kaygılarını dile getiriyorlar. Hayat sigortası da bu anlamda doğru ürünlerle ve daha iyi pazarlanırsa bu arzın talep yaratacağına inanıyorum.

‘TSB Başkanlığına adayım’
Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin, Nisan ayında yapılacak Türkiye Sigorta Birliği (TSB) seçimlerinde başkanlığa aday olacağını gazetemize açıkladı. Sigorta sektörünün TSB öncülüğünde çözemeyeceği hiçbir sorunun bulunmadığını ifade eden Çetin, bunun için sektördeki tüm paydaşların iletişim içinde olması gerektiğini söyledi.

‘BİRLİK SEKTÖRÜN TÜM GÜCÜNÜ ARKASINA ALMALI’
Sigorta anlamında bizim toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceğimiz çözümlerimiz var ve bu çözümlerle kalkınmaya hizmet ediyoruz. Fakat bunları topluma gerektiği şekilde  anlatamadığımızı düşünüyorum. Sorunların çözümü iletişimden geçiyor ve şirketlerle sektördeki diğer tüm oyuncular, tüm paydaşlar arasında bir iletişimsizlik olduğu açık. Bunun en net örneğini trafik sigortalarında yaşıyoruz. Konu sigorta şirketlerinin sermayesini tehdit eder boyuta ulaştı. Burdaki fiyat artışı toplumda yankı buldu ve birçok kesim bundan etkilendi. İşin içinden çıkılamayacak hale geldiğinde de bir araya gelindi.
Türkiye Sigorta Birliği çatısı altında sigorta sektöründeki tüm grupların sesini duyurabilmesi, iletişim kanallarının açık olması gerekiyor. TSB önderliğinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yok.  Ancak Türkiye Sigorta Birliği sadece yönetimdeki kişilerden oluşmamalı. Tüm sektörün gücünü arkasına almalı. Stratejisi doğrultusunda tüm sektörü sahiplenen ve gerekli dinamikleri hayata geçirebilecek bir hale gelmesi gerekiyor. Sektöre yönelik mevzuat değişikliklerinde sektörün uzun vadede nasıl etkileneceği her zaman doğru şekilde projekte edilmiyor. İletişimin kopuk olması nedeniyle sigorta sektörü duruma müdahale edemeyince, sonuç olduğundan daha kötü hale geliyor.

Başkan olursanız Birlik’le ilgili planlarınız nelerdir?
Birlik çatısı altında motivasyonu artırıp dinamizmi sağlayarak, sigorta sektöründeki tüm oyuncuların katılımıyla ve iletişim kanallarını kullanarak sektörü hak ettiği seviyeye getireceğimize inanıyorum. Yabancı şirketlerle ortak sorumluluklarımız olduğunu unutmamak gerekiyor. Ortalama 10 senedir yabancı şirketler Türkiye piyasasında yoğun olarak yer alıyorlar. Yabancı şirketlerin de sigorta sektöründeki sorunların çözümünde yer almaları gerekiyor.

‘DOĞRUDAN TAZMİN TRAFİK SİGORTASININ KALİTESİNİ ARTIRIR’
Doğrudan Tazmin Sistemi konusunda düşünceleriniz nedir?
Bence trafik sigortasının kalitesini artıracak olan bir sistem. Hem acentenin ürün sattığı müşteriye, hem şirketin acentesine ve müşterisine karşı sorumluluk duyması ve hizmet  geliştirebilmesi anlamına geliyor. Doğrudan tazmin sistemiyle sistem tersine çevrilirse, bütün şirketler tanıdığı, bir şekilde müşterisiyle, ilişki kurduğu sigortalılara karşı sorumlu olacaklar. Sigorta şirketleri rücu ederek kendi sorunlarını çözecekler. Ama kendi müşterisine hakim olduğu alanda hasarı yönettiği için de, hizmet kalitesinin, müşteri memnuniyetinin artacağına ve dolaylı olarak hasar maliyetinin düşeceğine inanıyorum. Halen üzerinde çalışılan Doğrudan Tazmin Sistemi, gönüllülük esasıyla şirketlerin katılması şeklinde tasarlanmış. Ben, yasal bir düzenlemeyle zorunluluk esasıyla şirketlerin katılması şeklinde tasarlanması taraftarıyım. Sisteme bütün sigorta şirketlerinin katılması gerekiyor. Bir şirket girmezse hasarı yönetmemiz mümkün değil. Şirketlerin takas mantığıyla bir yükümlülükleri olacak. Bu sorumlulukların garanti altına alınması lazım. Eğer şirketlerden bir tanesi finansal olarak zora girerse karşı taraftan bu parayı bizim almamız için yasal bir zemin hazırlanması lazım. Hatta teminatlar olması gerekiyor.

Yorum yazın