Sel felaketleri küresel sigorta açığını derinleştiriyor
Artan sel felaketleri, iklim krizinin sigorta sektöründe yarattığı yapısal baskıyı yeniden gündeme taşıyor. Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan hasarlar, sigorta korumasının sınırlarını ve yükselen sigortasızlık riskini daha görünür hale getiriyor.
Aşırı yağışlar ve sel olayları, son yıllarda küresel ölçekte sigortalı hasarların en önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Birleşik Krallık’ta yaşanan son sel felaketleri, yüzlerce konut ve işletmede ciddi maddi kayıplara yol açarken, birçok poliçenin sel hasarını sınırlı ölçüde karşıladığı ortaya çıktı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, yüksek primler ve dar kapsamlar nedeniyle yeterli sigorta korumasına erişmekte zorlanıyor.
Sektör uzmanları, bu tablonun yalnızca belirli ülkelere özgü olmadığını vurguluyor. Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da artan hasar frekansı; sigorta şirketlerini daha temkinli risk kabul politikalarına yönlendirirken, iklim kaynaklı risklerin sigortalanabilirliği giderek zorlaşıyor. Bu durum, ekonomik kayıpların daha büyük bir kısmının bireyler ve işletmeler üzerinde kalmasına yol açıyor.
SİGORTASIZLIK ORANI YÜKSELİYOR
Küresel ölçekte sel riski altındaki bölgelerde sigortasızlık oranları dikkat çekici biçimde artıyor. Yüksek primler, teminat istisnaları ve poliçe yenileme zorlukları, özellikle yerel ekonomilerin bel kemiğini oluşturan küçük işletmeleri sigorta sistemi dışında bırakıyor. Bu eğilim, afet sonrası toparlanma süreçlerini de uzatıyor.
REASÜRANS PİYASASINDA FİYATLAMA BASKISI
Reasürans piyasasında ise sel ve aşırı hava olayları, fiyatlama ve kapasite kararlarının merkezine yerleşmiş durumda. Artan belirsizlik ve hasar maliyetleri, riskli bölgelerde teminat sunma iştahını azaltırken; nehir havzaları ve kıyı şeritleri, sigortalanabilirlik açısından en kırılgan alanlar arasında gösteriliyor.
YENİ RİSK PAYLAŞIM MODELLERİ GÜNDEMDE
Sektör temsilcileri, iklim risklerinin yalnızca özel sigorta mekanizmalarıyla yönetilemeyeceğine dikkat çekiyor. Kamu destekli sigorta havuzları, kamu-özel iş birlikleri ve iklim uyumlu ürünlerin geliştirilmesi, küresel ölçekte daha fazla tartışılıyor. Aksi halde aşırı hava olaylarının ekonomik yükünün büyük bölümünün sigorta sistemi dışında kalması kaçınılmaz görünüyor.
