Sektör teminat açıkları ortamında güvence arayışını hızlandırıyor

Sektör teminat açıkları ortamında güvence arayışını hızlandırıyor

Küresel Sigorta Birlikleri Federasyonu (GFIA) “Sigorta güvencesinde zorluklardan fırsatlara” adlı raporunda, sigorta veya emeklilik birikimleriyle güvence altına alınmayan risklerin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan teminat boşluklarının küresel çapta halen yaygın ve yapısal bir sorun olduğunu belirterek 4 ana başlık altında bir çözüm taslağı sunuyor

Güvence mekanizmaları: Sigortada zorluklardan fırsatlara” raporu, sigortanın finansal koruma, ekonomik istikrar ve genel kalkınma açısından hayati bir öneme sahip olduğunu ancak sigorta ya da emeklilik birikimleriyle güvence altına alınmayan risklerin küresel ölçekte halen ciddi bir sorun oluşturmaya devam ettiğini belirterek ortaya çıkan teminat açıklarının birçok bölgede ve farklı nüfus gruplarında varlığını sürdürerek birey ve işletmeleri giderek artan risk yelpazesi karşısında savunmasız bıraktığını belirtiyor. GFIA bu kapsamda farkındalık, erişilebilirlik, bütçeye uygunluk ve sigortanın varlığı ana başlıkları altında kapsamlı bir çözüm taslağı sunarak bu başlıkları da tek tek farklı açılardan inceliyor. Rapor; dünya genelindeki sektörel girişimler ve başarılı uygulamaların yanı sıra kamu politikalarından da yararlanarak, daha sürdürülebilir sigorta teminatına giden yolda karşılaşılan zorlukları ve olası çözüm yollarını da ortaya koyuyor.

Sigortayı küresel ölçekte etkileyen temel zorlukları daha iyi anlamak ve bu alanlara ilişkin yol gösterici ilkeler ile başarılı uygulama örneklerini sunan rapor, GFIA’nın 2023 yılında yayımladığı teminat boşlukları çalışmasını temel alarak kapsamını yalnızca politika önerileriyle sınırlı tutmadan sektördeki girişimlere ilişkin bir genel bakışı da içerecek şekilde genişletiyor. Hayat ve hayat dışı sigorta sektörlerini birlikte alarak, sigorta ürünlerine yaygın erişimin sağlanmasına yönelik zorluklar ve çözüm yollarına ilişkin kapsamlı bir analiz de ortaya koyuyor.

Raporda ayrıca sigorta sektörünün giderek artan sayıda zorluğa aktif biçimde yanıt vermek durumunda kaldığının altı çizilirken, dünyanın dört bir yanındaki sigortacıların, hizmet sundukları kitlelere daha etkin şekilde ulaşabilmek adına yenilikçi ürünlere, dijital platformlara ve finansal okuryazarlık kampanyalarına yatırım yaptığını anlatıyor. Bu bağlamda küresel ölçekte yürütülen iş birliği girişimlerinin, kamuoyunun sigortaya ilişkin farkındalığını artıracağını, dezavantajlı kesimlerin sigortaya erişimi genişleteceğini ve sigorta ürünlerinin bölgesel ihtiyaçlara göre geliştirilmesini sağlayacağını da vurguluyor.

GFIA buna paralel olarak en yenilikçi sektör çözümlerin dahi teminat boşluklarını tek başına kapatma konusunda yetersiz kaldığını belirtirken şu tespitleri yapıyor: Kamusal politikalar ve yasal mevzuat; sigortanın etkin dağıtımı, doğru fiyatlandırılması ve doğru kesimlere sunulması konusunda kritik bir etkiye sahip. Bazı durumlarda, devletlerin daha yüksek risk veya iklim açısından dezavantajlı bölgelerde yapılaşmayı teşvik etmesi, riske dayalı fiyatlandırmayı sınırlandırması ya da kamu altyapısına yeterince yatırım yapmaması gibi uygulamalar, teminat boşluklarını dolaylı yoldan büyütebilir veya sigortayı karşılanamaz hale getirebilir.

GFIA tarafından sunulan dört başlıklı çerçeve, sigortaya erişim sorunlarının çok boyutlu yapısını inceleyerek bu sorunların ele alınmasına yönelik etkili bir strateji ortaya koyuyor. Kuruluşa göre bazı riskler, önceki koşullar altında artık sigortalanabilir olmasa da, sektör değişen ihtiyaçlara yanıt verebilme ve finansal güvenliği sağlama konusundaki benzersiz rolünü sürdürmek amacıyla değişen dünyaya aktif biçimde uyum sağlamakta ve yenilikler geliştirmekte.

Rapor, bu yaklaşımı hayata geçirmek adına 4 öneride bulunuyor.

a) Kamuoyu bilgilendirme kampanyaları, dijital finansal okuryazarlık girişimleri ve emeklilik ile siber risk gibi konularda erken aşamada farkındalık oluşturmak.

b) Yeni yasal mevzuat yaklaşımlarını teşvik etmek, dijital araçların ve kapsayıcı ürün tasarımlarını desteklemek, ayrıca mevcut yasaların esnetilmesi yoluyla inovasyonu mümkün kılarak erişilebilirliği artırmak

c) Serbest piyasayı korumak, riske dayalı fiyatlandırmaya izin vermek, vergi teşvikleri veya hızlı ödeme aracılığıyla riskleri azalarak sigorta ürünlerini bütçeye uygun hale getirmek.

d) Afet riskini azaltan altyapı yatırımlarını teşvik etmek, uygun şekilde tasarlanmış kamu-özel sektör ortaklıkları desteklemek ve sigortayı sınırlayan kanunlardan kaçınarak sigorta ürünlerinin sürekliliğini sağlamak

Sonuç olarak teminat boşluklarının kapatılmasının, tek bir tarafın çabasıyla mümkün olamayacağı ve bu sorunun birlikte uyum içinde bir çalışmayı gerekli kıldığı açıkça vurgulanıyor. GFIA raporunda aynı zamanda sigorta şirketleri, siyasiler, resmi kurumlar ve sivil toplum arasında aktif ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım çağrısında bulunuyor. Sektördeki yeni girişimlerin ve kamu politikalarının sigorta sisteminin temel ilkeleriyle uyumlu bir yasal çerçeve içinde bir araya getirilmesinin önemine de değinen kuruluş, teminat boşluklarının ancak bu şekilde daraltılabileceğini söylüyor.

KÜRESEL TİCARET ÇATIŞMALARI YENİ RİSKLER ARASINDA

Yeni riskler; doğal afetlerin artan sıklığı ve şiddeti, siber tehditler, jeopolitik istikrarsızlık ve ekonomik belirsizlik gibi faktörlerin etkisiyle küresel ölçekte artış gösterdi. Chief Risk Officer Forum raporuna göre, küresel ticaret çatışmaları ve yaptırımlar da yeni ve önemli riskler arasında yer alıyor. Bu gerilimler belirli bölgelerde zararların artmasına, tedarik zincirlerinde aksamalara ve emtia fiyatlarında dalgalanmalara yol açarak sigorta ürünlerinin erişilebilirliğini ve fiyatlarını olumsuz anlamda etkileyen bir faktör. Buna ek olarak, artan ticaret anlaşmazlıkları ve değişen uluslararası yasal çerçeveler, risklerin sigortalanması ve fiyatlanması süreçlerini daha karmaşık hale getirerek, sigorta şirketlerini stratejilerini yeniden değerlendirmeye zorluyor. Ülkeler bazındaki öngörülemez jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin tetiklediği küresel finansal piyasa dalgalanmaları da sigortacıların; teminat sunma konusundaki zorluklarını artıran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Son yıllarda, özellikle hayat ve hayat dışı branşlarda, birçok ülkede teminat boşlukları ve sigortaya erişime ilişkin endişeler belirgin şekilde arttı. OECD Global Insurance Market Trends 2024 raporu, hayat dışı sigorta sektöründe artan primlere dikkat çekerek bu artışların, hasar maliyetlerindeki enflasyonun yarattığı devam eden maliyet baskıları ve reasürans maliyetlerindeki artıştan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bu durum ve diğer maliyet baskıları, motor, sağlık ve yangın/mülk sigortaları gibi başlıca hayat dışı branşlarda yazılan primlerin artmasına yol açmış ve söz konusu branşlarda prim büyümesini destekledi. Sigorta uzmanları, mali güçlerini koruyacak düzeyde prim belirleme zorunluluğu ile sigortalılar açısından finansal erişilebilirliği sürdürme hedefi arasında denge kurmak zorunda kaldı. Bu denge arayışı, bazı durumlarda primlere üst sınır getirilmesini öngören devlet müdahalelerine de yol açarak durumu yeni bir boyuta taşıdı.

EKONOMİK GELİŞMELER HAYAT SİGORTASI ÜRÜNLERİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Hayat dışı sigorta sektörü, sigortacıların doğrudan kontrolü dışında kalan çeşitli dışsal faktörler — özellikle kamu politikaları ve yasal düzenlemelerin etkisiyle ortaya çıkan riskler — nedeniyle bütçeye uygunluk ve bazı durumlarda erişilebilirlik açısından giderek artan zorluklarla karşı karşıya. Doğal afetlerin sıklığı ve şiddetindeki artış, özellikle mülk sigortalarında primlerin yükselmesine neden olurken benzer şekilde, motor sigortalarında artan enflasyon ile yarı otonom araçlar ve elektrikli araçlar (EV) gibi yeni teknolojilerin devreye girmesi, maliyetlerin ve operasyonel zorlukların artmasına yol açtı. Özellikle elektrikli araçlar, batarya performansı ve onarım süreçlerinde barındırdıkları özgün riskler nedeniyle, sigorta şirketlerini geleneksel hasar yönetimi modellerini güncellemeye zorluyor. Tüm bu dönüşüm, tüketicinin korunması ve olumlu sonuçlar hedefiyle şekillenen; ancak aynı zamanda operasyonel zorluk ve ek maliyetler de yaratabilen, netice itibariyle de giderek daha karmaşık bir yasal zeminde gerçekleşiyor. Sonuç olarak, inovasyon ve sigorta modellerini modernize etmeye yönelik çabalar, yasal düzenlemeler tarafından kısıtlandığında, istemeden de olsa sigortaya erişimi azaltarak primlerin daha da yükselmesi tehlikesini barındırıyor.

“KÜRESEL TEMİNAT AÇIĞININ, 2023 YILINDAKİ PRİM EŞDEĞERİ 1,83 TRİLYON DOLARA ULAŞTI”

Konut sigortalarında, iklim açısından dezavantajlı bölgelerde sigortalanması gereken varlıkların artması, enflasyon, hukuki süreçlerin kötüye kullanılması ve son olarak tarifeler nedeniyle hızla yükselen maliyetler, sigorta şirketleri üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Bazı hükümetlerin bu duruma verdiği yanıtlar — primleri baskılamak, teminat zorunluluklarını artırmak ve yeterince finanse edilmeyen kamu sigorta programları geliştirmek gibi uygulamalar — sigorta hizmetlerine erişimi kısıtlayan bir unsur haline geldi. Hayat sigortası sektöründe de zorluklar benzer ölçüde belirgin bir hal aldı. Hayat sigortasında prim hacminin GSYH’ye oranı, ultra düşük faiz oranlarının tasarruf ve emeklilik ürünlerini zayıflatması nedeniyle 2000’li yılların başından bu yana birçok pazarda durağanlaşmış, hatta gerilemiştir. Geçmişe dayanan bu eğilim, ekonomik gelişmelerin hayat sigortası ürünlerinin arzını ne denli güçlü biçimde etkileyebildiğini ortaya koydu. Buna ek olarak; yaşlanan nüfus, evlilik oranlarının düşmesi ve çocuk sayısının azalması gibi sosyo-demografik değişimler ile aile yapılarındaki dönüşüm, talebi yeniden şekillendirerek sigorta şirketleri için bir risk haline geldi. Bunların yanı sıra günümüzde sigortacılar, enflasyon, faiz oranları ve piyasa istikrarsızlığı gibi yatırım getirilerini ve ürün fiyatlamasını etkileyen ekonomik baskılarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Yasal düzenlemeler maliyetleri artırıp ürün esnekliğini sınırlayabilirken, kamu bütçesi kısıtları nedeniyle vergi teşviklerinin bulunmaması zorlukları daha da derinleştiriyor. Tarım, doğal afetler, sağlık ve ölüm risklerini kapsayan küresel teminat açığının, 2023 yılındaki prim eşdeğeri 1,83 trilyon dolarla yeni bir zirveye ulaştı. Bu tutar, 2022 yılında revize edilen 1,77 trilyon dolarlık seviyeye kıyasla nominal olarak %3,1’lik bir artışı ifade ediyor. Genişleyen bu açık, bireylerin ve işletmelerin yeterli sigorta teminatına erişmesini engelleyen kalıcı bariyerleri gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, Cenevre Birliği tarafından geliştirilen dört başlıklı strateji çerçevesi, söz konusu engelleri analiz etmek için faydalı bir bakış açısı sunuyor.

SİGORTA GÜVENCESİNİN KORUNMASI TOPLUMSAL REFAH AÇISINDAN KRİTİK BİR ÖNEME SAHİP

Sigorta hizmetine ilişkin zorluklar küresel ölçekte varlığını sürdürmeye devam ederken bu sorunların çözümü; sigortacıların yenilik yapabilmesine olanak tanıyan, risklerin önlenmesine yönelik kapsamlı bir stratejiye katkı sunmalarını sağlayan ve tüm kamu kurumlarını kapsamı içerisine alan bir yaklaşımın yanı sıra farklı sektörlerin aktif katılımını da zorunlu kılıyor. Sigorta güvencesinin korunması, ekonomik istikrar ve toplumsal refah açısından kritik öneme sahip. Aynı zamanda sigortacıların, siyasilerin ve diğer paydaşların iş birliğini zorunlu kılan detaylı bir konu. Değişen küresel dinamikler nedeniyle bazı riskler önceki koşullar altında artık sigortalanabilir olmasa da, sigorta sektörü değişen ihtiyaçlara yanıt verebilmek için uyum sağlamaya ve yeniliklere imza atmaya kararlı bir duruş sergiliyor. Bu anlamda ‘Farkındalık’ (Awareness), ‘Erişilebilirlik’ (Accessibility), ‘Bütçeye uygunluk’ (Affordability) ve ‘Sigortanın varlığı’ (Availability) maddelerini içeren ‘4 A’ çerçevesi, sigortanın önündeki engellerin aşılmasında paydaşların birlikte çalışabilmesi için ortak ve güçlü bir zemin sunuyor. Raporda öne çıkarılan başlıklar, sektörün söz konusu zorluklara yönelik proaktif yaklaşımını ortaya koyuyor; poliçe sahiplerinin verilen taahhütleri yerine getirme, finansal güvenliği destekleme ve istikrarı teşvik etme yönündeki hayati rollerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi için, siyasilerin sürekli iş birliği ve desteğine ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.

Bununla birlikte sürekli değişen risk ortamında sigorta sektörünün dinamik bir yapıya kavuşması hayati bir önem taşımaktadır. Yapay zeka, blockchain ve ileri veri analitiği gibi yeni teknolojilerin benimsenmesi, bireyler ve işletmeler için sigorta güvencesini daha da erişilebilir kılacak sistemlerin geliştirilmesinde büyük pay sahibi olacak.

Yorum yazın