Sağlık sigortacılığında değerlendirme -2

TOPLUMSAL özellikler dikkate alınarak hazırlanan ulusal sağlık sistemleri, ilgili toplumun sağlık harcamalarını ve dolaylı olarak sağlıkla ilişkili çeşitli çıktılarını etkileyen en önemli faktörlerdir. Toplum düzeyinde sağlık sigortasına sahip olmanın ve yüksek oranda sigortalı sayısına ulaşmak sağlıklı bir nüfus yapısının varlığına işaret eder. Bunu da, o toplumun devamlılığına katkıda bulunan sosyal, ekonomik ve politik faktörlerin bir öncülü olarak dikkate almak mümkündür. Bu kapsamda sağlığın teşvik edilmesi ve aynı zamanda onların yüksek sağlık hizmet maliyetlerinden finansal olarak korunması, sağlıklı ve refah düzeyi yüksek bir yaşamın göstergesi olarak dikkate alınır. Aşağıdaki tabloda ülkemizdeki sağlık hizmetlerine karşın gerçekleşen sağlık harcamalarının yıllara göre dağılımı görülmektedir.

Ulusal sağlık sisteminde gerçekleşen toplam sağlık harcamasını değerlendirdiğimizde, bir önceki yıla göre 2021 yılında %41,6 artış olmuş ve 353 milyar 941 milyon liraya ulaşmıştır. Genel devlet sağlık harcaması ve özel sektör harcaması diye iki kategoriye ayrıldığında, devlet harcamalarının %41,5 artarak 280 milyar 220 milyon liraya ulaştığını, özel sektör sağlık harcamalarının ise %42,1’lik bir artış oranı ile 73 milyar 721 milyon lira olarak tahmin edildiği belirtilmektedir. Bu bağlamda aşağıdaki şekilde genel devlet ve özel sektörün alt bileşenlerine bakıldığında, 2021 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu %47,2, merkezi devlet %31,4, sigorta şirketleri %2,6 dır.

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu sağlık harcamaları, 2021

Bu verileri referans alarak, özel sağlık sigortacılığına ilişkin TSB’nin verilerini incelediğimizde 2021 yıl sonu itibarıyla toplam elde edilen primin brüt olarak 13.078.380.558 lirası (%3,7) olduğu, ödenen toplam tazminatın ise 8.046.209.637 lirası (%2,3 toplam sağlık harcamasına göre) olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, özel sağlık sigortacılığında üretilen prim ve ödenen toplam tazminat oranlarının ulusal sağlık harcamaları içindeki payı dikkate alındığında, pazarın üretim için güçlü bir potansiyele sahip olduğu, ürün AR-GE’si ve sistem entegrasyonu üzerine yoğunlaşarak bu payların artırılabileceği sonucu çıkarılabilir.