Pandeminin getirdiği bakım yükümlülüğü kadınları geri planda bıraktı

 Pandeminin getirdiği bakım yükümlülüğü kadınları geri planda bıraktı

COVID-19 süreci ile beraber kadınların sorumluluğuna bırakılan aile, çocuk ve yaşlı bakımı, iş süreçlerinin önüne geçti. Pandemi sürecinde sağlık, yeme-içme vb. sektörlerde kadın çalışan sayısının fazla olması ise kadın sağlığıyla ilgili endişeleri artırdı.

Temelinde insan hakları olan ve kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılan ve Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Kadınlar Günü olarak tanımlanan 8 Mart, kadın hakları hareketinin odak noktasını oluşturuyor. Günümüzde bazı ülkelerde resmi tatil olan, bazı ülkelerde ise büyük ölçüde görmezden gelinen bu özel günün tek ortak noktası ise eşitlik temasında buluşması.

COVID-19’un yarattığı zorlu sürece kadın gözüyle baktığımızda ise terazide dengesizlikler görünüyor. Salgın krizine girerken kadınların ekonomik olarak erkeklerden daha geri planda kaldığı, bunun nedeninin ise iş hayatı ve gelir düzeylerindeki adaletsiz dağılımın devam etmesi olduğu görüldü. Dünya çapında kadın istihdam oranı erkeklere kıyasla daha az olurken çalışma yaşındaki kadınların iş gücüne katılım oranı %50’den daha az. Bu durum erkeklerde %76. Gelir düzeyine bakıldığında ise çalışan bir erkeğin kazandığı her 1 dolar için aynı işi yapan bir kadın sadece 77 sent kazanıyor.

Aradaki bu fark çocuk sahibi kadınlarda ise giderek derinleşiyor. 2008 yılında yaşanan son mali krizin ardından yüzdesel olarak bakıldığında erkeklere kıyasla daha fazla kadın işten çıkarıldı. 2008-2012 yılları arasında cinsiyetler arasındaki eşitsizlik farkı %0.7 arttı, dünya çapında tahmini olarak 13 milyon kadın işsiz bırakıldı. Bu durum 2019 yıl sonundan itibaren başlayan ve süregelen COVID-19 krizi ile daha kötü hale gelebilir, kadınların sosyal ve ekonomik refahına kalıcı zarar verebilir. Mevcut krizde kadınların yaşadığı dezavantajlar ikiye ayrılıyor: Bunlardan ilki, kadınların pandeminin en çok etkilediği (sağlık, yeme-içme, bakımevleri vb.) sektörlerde çalışma eğiliminde olması. İkincisi ise kapanma tedbirleri sonucunda kadınların güvendiği bakım hizmetlerine erişiminin azalması. Sonuç olarak, kadınların sorumluluğuna bırakılan aile, çocuk ve yaşlı bakımı iş süreçlerinin önüne geçti.

KADINLAR ÖN SAFTA

Dünya şu anda yüzyılı aşkın süredir en kötü salgın kriziyle karşı karşıya. Bununla birlikte COVID-19 sadece sağlık değil aynı zamanda bir ekonomik kriz. En son yaşanan 2008 ekonomik krizi kadınları erkeklerden orantısız olarak daha fazla etkilemişti. Bu sefer COVID-19’un yarattığı ekonomik ortam daha kötü sonuçlar doğurabilir. Axa’nın raporunda salgın sürecindeki mücadelede kadınların ön safta yer alması ele alınıyor.  8 farklı ülkede (Fransa, Almanya, İtalya, Meksika, Nijerya, İspanya, Tayland ve İngiltere) farklı sosyal ve ekonomik geçmişlere sahip 8.000 kadının katıldığı araştırmada bu ekonomik krizin kadınları nasıl etkilediğini, sadece gelirlerini, iş güvencelerini ve istihdam olanaklarını değil aynı zamanda “zihinsel yüklerini” (evi organize etmek ve ailelerine bakma ile ilgili stres ve yorgunluklarını) nasıl etkilediği ele alındı. Ankete göre COVID-19’un milyonlarca kadını eskisine göre daha az finansal güvenceye sahip olduğunu, başkalarına daha fazla bağımlı olduğunu ve iş ve ev yaşamını birleştirmek için mücadele ettiğini gösteriyor.

Ankette edinilen önemli bulgularda kadınların COVID-19 sürecinde yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekiliyor. Ekonomik olarak COVID-19 özellikle kadınları daha fazla etkiledi. Kadınların %47’si geçinebilmek için birikimlerini tüketti ya da finansal destek için arkadaşları ve ailelerinden yardım istedi. Kadınlar başkalarının bakımını sağlayabilmek için daha fazla zaman harcadılar. Bu durum da stresi artırdı ve kadınlara iş ve mesleki gelişim için daha az zaman bıraktı. Durumdan en çok etkilenenler arasında genç kadınlar, çocuklu olanlar ve yardımlara veya mali desteğe çok az erişimi olan gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar yer alıyor. COVID-19 nedeniyle kendilerini daha savunmasız hissediyor: %50’si finansal risklere karşı daha savunmasız hissettiğini söylüyor. Kadınların çoğu, başka bir krizle karşı karşıya kaldıklarında, temel riskler için sigorta güvencesi altında olmadıklarını belirtiliyor.

KADINLARIN %60’I TEDAVİLERİNİ ERTELEDİ

Axa’nın yayınladığı, COVID-19’un kadınların uzun süreli fiziksel ve mental sağlığını nasıl tehdit ettiğini anlattığı “Gizli Tehditler” raporuna göre pandemide en fazla etkilenenler bakım sorumluluğu yüklenen kadınlar oldu. Dünya çapında 50 milyondan fazla insana koronavirüsün teşhisi kondu fakat durumun kadın sağlığına oluşturduğu tehdit virüs kendisinden daha tehlikeli boyutta. Bu zorlu süreçte hasta, yaşlı ve çocuk bakımı sorumluluğunun kadınların üzerine yıkılması ile kadınların zihinsel ve fiziksel sağlığı zarar gördü. Kriz sonrasında yeterli sağlık hizmetlerine erişmekte zorlandılar, kronik hastalıkları olanlar tedavilerinde geride kaldılar. Kadınların süreç içerisindeki ve süreç sonrasında sağlık durumları kapsamında yapılan bu araştırmadan dikkat çeken veriler elde edildi.

Genel olarak kadınların sağlığı kriz sırasında kötüleşti, en büyük düşüş pandeminin en çok etki ettiği Avrupa’da oldu. Her üç kadından ikisinden fazlası zihinsel sağlığında problem yaşarken, yarısından fazlası ise uyku problemleri yaşadıklarını aktardı. Kriz sırasında pek çok kadın mali nedenlerden dolayı sağlık hizmetlerine erişimde zorluk çekerken kronik rahatsızlıkları olanların %60’ı ise tedavilerini ertelemek zorunda kaldı, %40’ı rutin kontrollerini erteledi. Rutin sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eksiklik kadın sağlığı üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.

KADIN SAĞLIĞI GERİ PLANDA KALDI

Kadınlar, erkeklere kıyasla farklı sağlık riskleri ile karşı karşıya. Ön saflarda (hastane, bakım evi, okul vb.) çalışan kadın sayısı erkeklere kıyasla daha fazla olduğundan bu durum, bulaşıcı hastalıklara karşı daha savunmasız hale getiriyor. Ayrıca kadınlar dünyadaki sağlık çalışanlarının %70’ini temsil ediyor. İspanya’da salgının başlangıcından bu yana COVID-19’a yakalanan hemşire ve doktorların yaklaşık dörtte üçü kadın. Pandemi krizinin ortaya çıkmadan önceki sürece kıyasla, COVID-19 ile beraber kadınlar aile içerisinde “sağlık yöneticisi” rolü üstlenerek  başkalarının sağlığını kendilerininkinin önüne koymaya başladı.

Pandemi henüz sona ermediğinden kadınlar kendilerini sağlık risklerine karşı daha savunmasız hissederken, yarısından fazlası yalnız kalmaktan veya zihinsel sağlıklarının daha da kötüleşmesinden korkuyor. Maaş ve emekli maaşlarındaki farklılıklar kadınları yoksulluk riskine yakınlaştırıyor, sağlık hizmetlerinin önünde ciddi engeller oluşturuyor. Bu riskleri yönetmelerine yardımcı olmak için gelecekte hem kendilerini hem de diğer aile üyeleri için sağlık hizmetlerine daha hızlı ve daha kolay erişim istediklerini söylüyorlar. Anketin sonuçlarına göre kadınların yarısı daha fazla zamanları veya paraları olsaydı daha sağlıklı olacaklarını söyledi. Ayrıca kadınlara özgü diğer sağlık riskleri de bulunuyor.

SALGINDA KADIN İSTİHDAMI GERİLEDİ

Sigorta sektöründe kadın istihdamına baktığımızda ise Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri çalışanlarının ve doğrudan satış personellerinin eğitim durumlarına yönelik olarak hazırladığı istihdam verilerinde olumlu bir tablo ile karşılaşıyoruz. Sigorta sektöründeki 2017 – 2020 yılları arasındaki istihdam tablosuna baktığımızda dalgalı bir grafik görülse de genel olarak sektörde kadın istihdamının artış seviyesi yukarı yönlü oldu. 2020 yıl sonu verilerinde doğrudan satış personeli dahil olmak üzere COVID-19’un yarattığı zorlu ekonomik ortama rağmen sektördeki istihdam tablosunda %4.4 artış görüldü. 2019 yılında sektörde 19 bin 554 kişi istihdam edilirken, 2020 yılında bu sayı 20 bin 417’ye çıktı.

2020 yıl sonunda doğrudan satış personeli haricinde kalan 14 bin 623 sektör çalışanının 7 bin 582’si kadın, 7 bin 41’i ise erkek oldu. 2019 yılında kadın çalışan sayısı erkek çalışanlardan 686 fazlayken 2020 yıl sonunda ise bu fark 541’e geriledi. KPMG’nin yayınlağını raporda kadın liderlerden gelen en dikkat çekici anket verisi cinsiyet eşitliği yönünde oldu. Yöneticiler COVID-19 cinsiyet eşitliği için potansiyel bir dengeleyici olarak değerlendiriyor, birlikte uzaktan çalışma sistemi ile kadın liderlerin iş ve yaşam dengesine yardımcı olabilecek herhangi bir yerden çalışma mümkün kılındı. Kadın yöneticilerin %59’u kriz sırasında çalışanlarla kişisel iletişimlerinin geliştiğine inanıyor. %41’i krizin bir sonraki kariyer adımlarını etkileyeceğini düşünmüyor.

KADIN SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRMEK İÇİN 5 EYLEM NOKTASI

COVID-19 kadın sağlığı üzerinde ciddi bir etkiye sahip oldu, bu etki aynı zamanda olası uzun vadeli sonuçları doğurdu. Kadınların başkalarına bakmaya daha fazla zaman ayırması genellikle kendi sağlıklarına zarar veriyor. Bu tür durumlarda sigortacılar kadınları desteklemek için nasıl aksiyonlar alabilir? Kadınların sağlık hizmetlerine erişimini iyileştirmek, yeni teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak ve uzun vadeli hastalıkların riskini azaltacak daha sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik etmek için 5 eylem noktası belirlendi.
● Sağlığa daha entegre bir yaklaşım benimseyin. Sadece fiziksel sağlığı değil aynı zamanda zihinsel sağlığı da dikkate almalıyız.
● Kadınlara kendi sağlıkları üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için hem hastalıkları önleme hem de tedaviyi kapsayan ürünler geliştirin.
● Sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirmek ve pandemi zamanlarında bile kadınların sağlıklarını izlemelerine yardımcı olmak için yeni dijital teknolojiler geliştirin.
● Kadınlar için özel danışmanlık, destek ve tavsiye sunun. Bu durum kadın sağlığına yönelik riskleri azaltacak ve çocuklar ve diğer aile üyeleri için daha geniş faydalar sağlayacaktır.
● Yalnızca kadınlara özgü koşullar açısından değil aynı zamanda kalp hastalığı gibi alanlarda da cinsiyetler arasında farklı semptomlar için de teşhis süreçlerini iyileştirmek için kadın sağlığına yönelik araştırmaları destekleyin.

2020’NİN TEMASI KADINLARIN VE KIZ ÇOCUKLARININ SAĞLIK VE HAKLARININ KORUNMASI OLDU

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1989 yılında, 11 Temmuz günü “Dünya Nüfus Günü” olarak kabul edildi. Bu özel günde Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl nüfusun önemli konularını ele alan bir tema belirleniyor ve bu temaya ilişkin farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. UNFPA, COVID-19 pandemisinin dünyadaki tüm insanları, özellikle de “kırılgan nüfus” olarak tanımlanan grupların sağlığını tehdit ettiğine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini şiddetlendirmekte olduğuna dikkat çekti.

UNFPA ayrıca, salgının üreme sağlığını, haklarını ve üreme sağlığı hizmetlerine kesintisiz erişimi olumsuz etkilediğini belirterek, daha fazla sayıda kadın ve kız çocuğunun ailelerini planlama ve sağlıklarını koruma yeteneğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduklarını açıkladı. Bu doğrultuda UNFPA tarafından 2020 yılı Dünya Nüfus Günü teması olarak “COVID-19’u frenlemek: Şimdi kadınların ve kız çocuklarının sağlıkları ve hakları nasıl korunabilir?” temasının vurgulanmasına karar verildi. Bu konuda atılabilecek ilk ve en önemli adım söz konusu grupların mevcut durumlarına yönelik en güncel temel istatistiklere sahip olabilmek.

KADINLARIN MALİ GÜVENLİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN 4 EYLEM NOKTASI

Araştırma hem Avrupa’da hem de gelişmekte olan ülkelerde kadınların COVID-19’dan kötü şekilde etkilendiğini gösteriyor. Ancak kadınların küresel ekonomiye yaratacağı destek potansiyelinin büyüklüğü dikkat çekiyor. McKinsey Küresel Enstitüsü’ne göre kadınlar için küresel eşitliği getirmek, küresel ekonomiye 12 trilyon dolar ekleyeceği öne sürüldü. Peki, finansal hizmetler endüstrisi cinsiyetler arası eşitliği sağlamak için ne yapabilir? Kadınların finansal güvenliğini güçlendirecek ve kadınları profesyonel olarak geride tutan “bakım yükünü” hafifletecek 4 eylem noktası şöyle sıralandı:
● Finansal eğitimi teşvik ederek ve daha fazla kadının birikim yapmasına yapmasına yardımcı olarak kadınların finansal güvenliğini ve bağımsızlığına yardımcı olacak aksiyonlar alın. Bu durum finansal olarak aile üyelerine olan bağımlılığı azaltır.
● Genç, çocuklu veya boşanma risklerine karşı koruma sağlamak için özel tasarruf ürünleri sunulmalı.
● E-ticaret gibi alanlarda hızlandırılmış eğitim ile kadınlar arasında girişimciliği teşvik edin. Kadın girişimcilerin finansmana erişimlerini iyileştirmeleri ve uluslararası pazarlara açılmalarına yardımcı olmaları için finansal ve ticari koruma sağlayın.
● Kadınların zihinsel yükünü azaltmak, çocuklara veya yaşlı ve hasta bakma yükünü hafifletmek için destek hizmetleri sunulmalı. Daha fazla kadının işgücünde kalması ve kariyer gelişimine konsantre olması mümkün olabilir.

Avatar

Esra Nur Mocu

esra@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir