Pandemi sonrası işime olan tutkumdaki değişim nedir?

Pandemi sürecinin sona ermesi ümidiyle, her şeyin yeniden gözden geçirilmesini düşünen sadece işveren tarafı değildir. Aynı zamanda çalışanlar için de yeni kararlar alma eyleminde bulunmalarının normal karşılanması gerektiğidir. Çünkü, iki seneye yakın bir dönem içinde çalışan her birey, kendi kişisel kaynaklarını kullanarak sosyal ve örgütsel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması için fazlasıyla gayret gösterdi. Böylece işinin gerektirdiği yetenekleri gösterebilmek amacıyla kendini fiziksel, ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak kendi sorumluklarına adaması zorunluluğuyla baş başa kaldı. Diğer taraftan, örgüt içi çalışmanın sunduğu iletişim kolaylığı, lider desteği, gelişim avantajı, kendini gösterme motivasyonu ve sosyal ilişkiler konforu gibi değer kazanımlarından uzakta kalmanın sorunlarıyla da yüzleşmek zorunda kaldı.

Bu girişin özeti olarak, kendimize şu soruyu sorma hakkımızın olduğunu düşünüyorum. “Pandemi sonrası işime olan tutkumdaki değişim nedir?” Bu soruyu biraz daha detaylandırdığımızda, daha belirgin sorularla yüzleşmemiz gerektiği ortaya çıkabilir.

Bu süreçte,

• İşim benim ihtiyaçlarımın ne kadarını giderdi?

• İşim potansiyelimi kullandığımda beni başarıya ulaştırma fırsatı mı sundu, yoksa önemsiz, anlamsız ve yeni fırsat sunmayan bir iş haline mi geldi?

• İşime olan güçlü inancım, işe yönelik tatminimi ve şevkimi daha mı artırdı?

• İşime karşı olan tutkum, çalıştığım kurum desteği ile daha mı arttı yoksa iş tatminimi olumsuz etkileyen bir davranışa mı sürükledi?

Bu sorularla yüzleşmenin hem karar vericiler hem de çalışanlar açısından önemini işe tutkunluğun kavramsal yaklaşımlarıyla açıklamakta fayda görmekteyim.

Çalışanın üstlendiği role kazandırılan anlamlılık ve güven, kişide işine karşı duygusal bir yakınlık hissi oluşturmakta ve gösterdiği enerjisiyle ihtiyaçlarını yeniden dizayn edebileceğinin inancını artırmaktadır. Ancak, bu süreçte çalışanların çoğunun uzaktan erişimle kendi kendine çözümler üreterek başarmaya çalışması, onlar için ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi anlamını taşımakta, bu da doğal olarak çalışanın işe tutkusunu zayıflatabilmektedir.

Çalışanların kendi potansiyellerini iyi bir şekilde kullanarak başarıya ulaşma, yani kendini gösterme fırsatına kavuşmaları beklenen bir durumdur. Ancak, yaşadığımız bu dönemin özelliğine atıfta bulunarak fark edilemeyen yeteneklerin gelecekte onlar için bir tükenmişlik tutumuna sokacağı ve işlerin önemsiz, hiçbir anlamı olmayan ve kendileri için yeni fırsatlar yaratmayan işler haline geleceğini düşündürecektir.

Bu da çalışanın sahip olduğu enerjisinin duygusal tükenmişliğe, bağlılığının zayıflamasına ve yeterliliğinin gittikçe kaybolmasına neden olur. Bundan dolayı oluşan tükenmişlik duygusunun işe tutkunluğun zayıflaması sonucunda ortaya çıktığı söylenebilir.

İşe tutkunluğun güçlü olmasını etkileyen bir diğer değişken de iş tatminidir. Hatta işe tutkunluğun iş tatmininden türetilen bir kavram olduğu söylenebilir. Çalışanların işe kendini vermesi, yükselen enerji ve gözle görülen bir şevkle çalışması iş tatminini artıracaktır. Uzaktan çalışmanın bir sonucu olarak gerçekleşmeyen grup çalışmaları bireysel motivasyonun azalmasının en büyük nedeni olduğu söylenebilir. İşe tutkunluğu etkileyen önemli değişkenlerden birisi de çalışanlar tarafından algılanan kurumsal desteğin hissedilebilir olmasıdır. Güçlü bir destek, çalışanın kendini işe adaması sonucunu etkilemektedir. Dolayısıyla, pandemi sürecinin işe tutkunluğu bu değişken üzerinden de etkilediği görülmektedir.

Özetle, çalışanın işine tutkun olması, işini daha iyi yapmasının motivasyonuyla artmaktadır. Ancak, çalışan kaynak yetersizliğinden veya desteğin azalmasından dolayı işinin önemini ve anlamını kaybettiğini algılarsa veya işinde başarısızlığa uğrayacağını düşünürse işine karşı olan coşkusu ve tutkusu azalacaktır.

Öznel bir değerlendirme yapmam gerekirse, yetenek yöneticilerinin ezberlerini az da olsa bozmaları ve çalışanlarda davranışsal boyutları odaklanarak pandemi sonrası örgütsel davranış konularına bilimsel yaklaşımlarla çözümler getirmeleri gerekmektedir.