“Paket dosya”dan sektöre 200 milyon lira* hasar çıkabilir

 “Paket dosya”dan sektöre 200 milyon lira* hasar çıkabilir

Tüm işlemlerin vekâlet yolu ile avukat tarafından takip edildiği ve hasar incelemesinin sigortacının atadığı eksper tarafından yapılamadığı paket dosyalar, sigortalı ve sigortacıları zor durumda bırakıyor. Sadece evrak ve fotoğraflar üzerinden yürütülen işlemler, sigortacının hasarı tespit edebilmesine imkan tanımıyor. Bu dosyaların sektöre maliyeti yıllık 200 milyon liraya* ulaşabilir. (*Hasar rakamı tahminidir.)

Sigorta Tahkim Komisyonu, faaliyete başladığı günden bu yana hasar süreçlerinde yaşanan anlaşmazlıkların hem hızlı hem de iki tarafın da faydasına olacak şekilde çözülmesi noktasında yadsınamaz bir role sahip. Bu yıl neredeyse 130 bin başvurunun yapıldığı (önceki yıla göre %6’nın üzerinde bir artış var) Tahkim’de dosyaların ezici çoğunluğunu trafik sigortası ilişkili başvurular oluşturuyor. Komisyon, sigorta sektörüne ve sigortalılara bu kadar fayda sağlarken, sistemin amacına uygun olmayan yöntemlerle suistimal edilmesi tüm taraflara kaybettiriyor.

GERÇEK HASARIN TESPİTİ ENGELLENİYOR

Son dönemde “paket dosya” olarak tabir edilen, sigorta şirketlerinin kendi atadıkları eksper tarafından inceleme yapılmayan ve süre dolduktan sonra direkt olarak Tahkim’e gönderilen dosyalarda, hasarın paket dosya üzerinden yapılması nedeniyle gerçekçi bir hasara hükmedilmesi mümkün olmayabiliyor. Bu dosyalarda temelde iki yol izleniyor. Birincisi; sigortalı/mağdur ile sigorta şirketinin ve servisin irtibatının kesilerek işlemlerin vekaletname yoluyla avukat tarafından takip edilmesi. İkincisi ve daha önemlisi ise maddi gerçeklikle irtibatın koparılarak işlemlerin evraklar ve fotoğraflar üzerinden yürütülmesi. Bu dosyalara “paket dosya” denmesinin nedeni ise tüm evrakların hazırlanıp; sigorta şirketine ödeme için gönderilmesi ama aracın görülüp, incelenmesine izin verilmemesi. Yani paketin değiştirilmesi Tahkim’e kadar mümkün olmuyor.

Bugün itibarıyla “paket dosya” üzerinden gerçekleştirilen suistimallerin boyutu göz ardı edilemeyecek kadar büyük seviyelerde. Bazı kaynaklara göre sektörde toplam maddi hasarların yaklaşık %2’sinin paket dosya suistimaline konu olan dosyalardan geldiği tahmin ediliyor. Bu da yıllık 15 bin dosyaya karşılık geliyor. Buradan hesapla suistimalin yıllık boyutunun 150-200 milyon arasında olduğu tahmin edilebilir. DASK’ın büyük hasar oluşan Elazığ depreminde şu ana kadar toplam 290 milyon lira ödeme gerçekleştirdiğini düşünürsek bu rakamın hiç de azımsanmaması gerekiyor.

Poliçe türü bazında dağılım

ZARAR TESPİTİ İÇİN İMKAN TANINACAK

Paket dosyalar bir sorun olarak sektörün karşısına çıksa da son dönemde hakem kararlarında umut verici gelişmeler yaşanıyor. Hakemler bu dosyalarda aracın sigorta şirketine veya şirketin atadığı ekspere gösterilememesini hakkaniyete, iyi niyete ve sigortacılığa aykırı bularak sigortacının zararı tespit edebilmesine imkân tanınması gerektiğini belirterek, dosyayı usulden reddediyor. Araçlarda meydana gelen gerçek zararın tespiti ve denetlenmesi kapsamında, incelemeye izin verilmesi gerektiği, izin verilmemesinin ise iddia edilen hasar ve hasar tutarının tespitine engel olacağından genel şartlara aykırı olduğu belirlenerek, talep edilen fahiş tutar reddediliyor.

SİGORTALI SÜREÇTEN HABERDAR OLMAYABİLİYOR

Hakem kararları aslında sigorta şirketini değil sigortalı ve mağduru koruyor. Çünkü usulsüz işlemlerden dolayı yalnızca sigorta değil, sigortalılar da bu organize sistemden zarar görüyor. Çoğu zaman tüm bu süreçten mağdurlar da haberdar olmamakta, tahsil edilen miktar kendilerine ödenmemekte, araçları düşük bedeller ile tamir edilmekte. Tahkim süreci sonucunda sigorta şirketleri gerçek hasar bedelinin çok üzerinde bir rakam ödediğinden, mağdurların poliçelerdeki hasar/prim oranları da yükseliyor. Sigortalılar, hasar dosyasında ödenen gerçek rakamı ancak e-devlet sistemi üzerinden kontrol etmeleri durumunda ya da yeni poliçe düzenletmek istediklerinde, yüksek çıkan geçmiş hasar bilgilerini sorguladıklarında fark edebiliyor. Hasarın bir hayli şişirilmiş olarak dosyalara geçmesi ise ikinci el araç satışlarında fiyatların düşmesine sebep oluyor.

ÖRNEK OLAY: 3 BİN LİRALIK HASARA 30 BİN LİRA ÖDEME

Dosyamızda bahsettiğimiz paket dosyaların sigortalı ve sigortacılar için nasıl bir sorun teşkil ettiğini iyice anlamak için sonuçlanmış bir tahkim sürecine bakmak son derece faydalı olabilir. Bahsedeceğimiz olay, sigortalının 2018 yılında kusuru olmadan karıştığı bir trafik kazasını takip eden tahkim sürecini anlatıyor. Sonrasında da Prof. Dr. Samim Ünan’ın konu hakkındaki değerlendirmesine yer vereceğiz.

Olay şöyle: Sigortalı, e-devlet üzerinden 14.03.2019 tarihinde kendisiyle ilgili icra dosyasına 30 bin 400 lira ödeme yapıldığı bilgisini alınca hayret ve biraz da dehşete kapılıyor. Hemen sigorta şirketini arıyor ve zararının en fazla 3 bin lira civarında olabileceğini söylüyor. Peki, bu 30 bin 400 liralık ödeme nasıl gerçekleşti? Perde arkasında neler oldu?

Sigortalı, 2018’in sonlarına doğru çift taraflı bir trafik kazasına karışıyor. Kendisinin kusursuz, karşı aracın tam kusurlu olduğu olaydan sonra aracını tamir için servise götürüyor. Serviste ise kendisine, hasarın karşı tarafın trafik sigortacısından tazmin edileceği bu nedenle işlemleri takip etmek ve hızlandırmak için belli bir avukata vekalet vermesi öneriliyor. Sigorta bunun ardından evrakları imzalayarak görmediği kişilere vekalet veriyor. Kendi ifadesine göre “aracında yalnızca tampon değişim işlemi yapıldığı, onarımı yapan kişi ile görüştüğünde de onarım tutarının en fazla 3-4 bin lira civarında olabileceği” söyleniyor. Sigortalı ise “araçta hiçbir koşulda 30 bin lira hasarın meydana gelmesinin mümkün olmadığını, yapılan ödemenin kendisine aktarılmadığını ve TRAMER’de araç üzerinde yüksek tutarda hasar kaydı görüneceğinden kendisinin de mağdur olduğunu” ileri sürüyor. Buraya kadar doğru, sigortalı hem kazanın hem de paket dosya düzeninin mağduru oluyor.

Ancak, mağdurun en fazla 3-4 bin lira olduğunu söylediği zarar nasıl 30 bin liraya yükseldi ve kendisi niye suistimale uğradı? Mağdur vekaletnameleri imzaladıktan sonra sistem işlemeye başlıyor. Çoğu zaman birden fazla avukata vekalet alındığı için, sigortalının fikir değiştirmesi durumunda azil süreci son derece zorlaşıyor. Sigortalı vekaleti geri almak isterse, her avukat için ayrı noter ücreti ödenmesi gerekiyor. Birçok araç sahibi için bu bedel aracın onarım bedelinin üzerinde.

Trafik sigortası kapsamında bir hasar oluşan kazalarda uygulanan bu model için öncelikle birlikte çalışılan bir eksperden rapor alınıyor. Eksper ise raporu şişirerek 22 bin 800 lira yedek parça, 6 bin lira işçilik, toplam 29.200 lira hasar tespiti yapıyor. Avukat ise dosyaya eksper raporunu ve aracın fotoğraflarını ekleyerek paketi sigorta şirketine gönderiyor. Gönderilen fotoğraf fotokopilerinden hasar tespiti imkanı olmadığı için sigortacı eksper atamak istiyor ancak araç ekspere gösterilmiyor. Bu süreçte 15 günlük yasal sürenin geçmesiyle Tahkim’e başvuruluyor. Tahkim’de sigorta şirketi, sunulan eksper raporunun şişirilmiş olduğu, aracın görülemediği için gerçek hasarın tespit edilemediği, hatta hasarla kaza arasında illiyet bağı olup olmadığının bilinemediği itirazlarını sunuyor. Bunun üzerine hakemin atadığı bilirkişi dosyayı inceliyor ve tutar beliyor. Bilirkişi sadece elindeki fotoğraflar üzerinden, eksper raporunun bir miktar altında olsa da 21 bin 500 lira hasar olduğuna karar veriyor, ardından ise ilgili hakem ödenmesi kararı alıyor. Sonuçta, vekalet ücreti ve yargılama masraflarıyla sigorta şirketi 30 bin 400 lira ödemek zorunda kalıyor.

PROF. DR. SAMİM ÜNAN:

TAHKİM SİSTEMİ BU SAHTEKARLIKLARI ENGELLEYECEK ŞEKİLDE YENİDEN YAPILANDIRILMALI

Örnek olay hakkında görüşlerini aldığımız hukuk yazarımız Prof. Dr. Samim Ünan, konuyu birkaç maddede değerlendirdi:

1) “Paket dosya” deyimiyle ifade edilen uygulama, örgütlü bir sigorta sahtekarlığı niteliğinde. Burada “düzmece (şişirilmiş) belgelerle mevcut hasarı yüksek gösterme ve zarar görenin önceden avukata verdiği vekalet kullanılarak (sonuçta zarar görene ödenmeyen ve sigorta sahtekarlığını tezgahlayanların cebine aktarılan) aşırı yüksek tazminat tutarlarının sigortacılardan tahkim usulünün gediklerinden de yararlanılarak tahsili söz konusu.

2) Olaydaki açıklamalar çerçevesinde:

a) Araç sahibi (zarar gören) sigortalı şahıs (bir an için kasko sigortasının olduğunu varsayalım) kendi kasko sigortacısına başvurmuyor. Muhtemelen kendisine hasarsızlığının bozulmaması için kendi kasko sigortacısından tazminat istememesi, tamir bedelinin tamamının kazada %100 kusurlu olan karşı aracın işleteninden alınabileceği ve böylece cebinden hiç para çıkmayacağı söylenmiş ve bu şekilde ikna edilmiş olmalı.

b) Sigortalı, kendisine gösterilen bu yolun kendi yararına çok iyi bir yol olduğunu düşünerek, (güvenini kötüye kullanan) sahtekarlara vekalet vermiştir.

c) Oysa sigortalı kendi sigortacısına başvurarak ondan tazminat alabilirdi.

d) Burada sigortalının aracını tamir eden servisin tamir ücretini kimden aldığı belli değil. Ona sahtekarlar mı ödeme yapıyorlar? Veya servis de sahtekarlığın içinde olduğu için kimseden ücret almıyor mu?

e) Kendisine vekalet verilen avukatlar sorumlu (kazaya %100 kusuruyla yol açan) araç işleteninin trafik sigortacısını dolandırmaya kalkışmışlardır. Bu durum belirlenince sahtekarlık girişimine katılan (şişirme rapor düzenleyen) eksper ve diğer şişirilmiş belgeleri düzenleyen ve kullanan öbür kişiler (en başta avukatlar ve servis) birlikte suç işlemiş olduklarından haklarında ceza prosedürü başlatılmalıdır (en azından C. Savcılığına bunlar hakkında suç duyurusu yapılmalıdır).

f) Bu dolandırıcılık sistemin işletilmesinde ve sonuç vermesinde STK hakemlerinin de dahli olduğu görülüyor. Kendisinden talepte bulunulan sigortacıya gereken savunma olanaklarını vermeyen ve şişirilmiş belgelerle sigortacıyı mahkum eden kararlara imza atmış olan hakemler de (eğer bilerek bu oyuna dahil olmuşlarsa) suça katılmış veya hukuka aykırı kararlarıyla sahtekarlığın meyve vermesine kusurlarıyla sebep olmuşlar demektir.

g) Anlatılan örnek olayda sigortalı, kendi sigortacısından talepte bulunmuş olmadığından, onun hasarsızlığının bozulması ve sonraki sene daha fazla prim ödemesi söz konusu değildir sanırım. Bu sahtekarlık kurgusunda (kasko sigortalarında) sonraki sene daha fazla prim ödeme durumunun nereden kaynaklandığını tam olarak anlayamadım. Zarar gören sigortalı kendi (kasko) sigortacısına başvurup, hasarın o sigortacı tarafından onartılmasını (veya onarım giderinin karşılanmasını) sağlarsa sahtekarlık baştan önlenmiş olacaktır. Zarar gören kendi sigortacısından ödeme almazsa, bu takdirde de hasarsızlık bozulmayacak ve fazla prim ödeme durumu gündeme gelmeyecektir (Yalnızca aracın kayıtlarda önemli bir hasara uğramış görünmesi sebebiyle bunu satarken fiyat düşmüş olabilir).

3) Çözüm yöntemleri şunlar olabilir:

a) TSB’nin bu gibi sahtekarlıklar konusunda vatandaşları bilgilendirmesi ve bilinçlendirmesi gerekir.

b) Sigortacılıkta tahkim sisteminin bu sahtekarlıkları engelleyecek şekilde yeniden yapılandırılması lazım gelir.

c) Hep birlikte sigortacıları hortumlama mekanizması oluşturduğu ve uygulamaya koyduğu saptananlar (avukatlar, eksperler, onarımı yapan servis, hakemler) hakkında ceza prosedürü başlatılmalıdır.

Avatar

Umut Deniz Elçi

İlginizi Çekebilir