“OVP’nin oldukça gerçekçi olduğuna inanıyorum”
Şimşek, katıldığı bir TV programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Makro finansal istikrarla birlikte büyümeyi, istihdamı, adil gelir dağılımını sağlamak için birçok tedbir geliştirdiklerini, politika belirlediklerini kaydeden Şimşek, “Bunlar uygulanır ve program hedeflerine ulaşırsa 2020’de kişi başına milli gelir 13 bin doları aşacak. Bu da Dünya Bankası’nın kriterlerine göre Türkiye’yi üst gelir grubuna taşıyacak” ifadesini kullandı. Türkiye’nin kalıcı olarak bunu başarabileceğine inandığını savunan Şimşek, “Satın alma gücü paritesiyle zaten kişi başına milli gelirde 25 bin doları aştık, ama cari dolar kuruyla… Şimdi bir sürü eleştiri olacak, memnuniyetle bu eleştirilere cevap vereceğiz” dedi.
“HİÇBİR HÜKÜMET DURUP DURURKEN BU VERGİLERİ ARTIRMAZ”
Bir soru üzerine motorlu taşıtlar vergisine (MTV) ilişkin düzenlemenin zaruretten kaynaklandığını vurgulayan Şimşek, “Kısa sürede nasıl bir düzenleme olacağı açıklanacak. Hiçbir hükümet durup dururken bu vergileri artırmaz. Yeni silah sistemlerini almak için Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktaracağımız, terörle mücadele, ülkemizin karşı karşıya kaldığı tehditleri bertaraf etmek ve caydırıcılık gücünü artırmak amacıyla Milli Savunma Bakanlığı’na aktaracağımız kasmak var. Türkiye önümüzdeki yıl savunma sanayisi ve Milli Savunma Bakanlığı için muhtemelen 17-18 milyar liralık ilave harcama yapacak” diye konuştu.
Dünya gazetesinde yer alan habere göre, Şimşek, borçlanmanın yüksek faiz ve yapılacak hizmetlerden imtina etmek anlamına geldiğini vurgulayarak, bu nedenle ilave harcamaları vergi gelirleriyle karşılama kararı aldıklarını söyledi. Borç açığı arttığında makroekonomik istikrarın riske atılacağına dikkati çeken Şimşek, ikiz açığın Türkiye nin geleceği için tehdit olacağım kaydetti.
“ALTIN İÇİN İLK GÜN 15 MİLYON LİRALIK TALEP GELDİ”
Türkiye’nin tasarruf açığı olduğuna ve bunun da Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğine değinen Şimşek, “altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracı” kapsamında ilk gün yaklaşık 15 milyon liralık talep geldiğini bildirdi. “Biz atıl kaynağı ekonomiye kazandırmak, tasarruf havuzunu büyütmek, kaynakları çeşitlendirmek istiyoruz” diyen Şimşek, bu kapsamda sadece altın ithalatı ve ihracatı arasındaki farka dayalı bir hesaplama bulunduğunu, yaklaşık 100 milyar dolar değerinde, 2 bin 200 ton atıl altın kaynağı bulunduğunu söyledi.
“FAİZLER YÜKSEK ÇÜNKÜ BİZİM FON TALEBİMİZ YÜKSEK”
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin yatırım ve kaynak talebinin yüksek olduğuna işaret eden Şimşek, “Türkiye koşmak istiyor. AB yüzde 2 büyüdüğünde muhteşem deniyor, biz yüzde 5 in altında büyüyünce üzülüyoruz. Fon talebiniz yüksek olunca, o fonların maliyeti de yüksek olur” dedi.
Şimşek, fon ihtiyacının sıcak parayla çözülemeyeceğini, ülkenin kalıcı doğrudan yatırımlara ihtiyacı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haklı olarak “faizlerin yüksek olduğunu” söylediğini ifade eden Şimşek, “Faizler yüksek, çünkü bizim fon talebimiz yüksek. Bu, Cumhurbaşkanımızın talimatı. Altın, kefalet sigortası ve alacak sigortası inisiyatifimiz bu nedenle getirildi. Sermaye piyasalarını geliştirmeye çalışıyoruz. Sermaye piyasaları gelişirse ve derinleşirse, reel sektörün bankalara olan bağımlılığını azaltırız. Başından sonuna kadar o çaba içindeyiz” görüşünü dile getirdi.
“ENFLASYON YILSONUNDA 10’UN ALTINA DÜŞECEK”
Şimşek, eylül ayı enflasyon rakamları ve yükselen çekirdek enflasyon verisine ilişkin soruyu yanıtlarken, enflasyonun temel iki sebebinin kur ve gıda fiyatları olduğunu bildirdi. Geçen yıl oluşan kur şoklarının gecikmeli enflasyonist etkisinin bu yıl yaşandığını belirten Şimşek, gıda fiyatlarının da yüksek ve oynak olduğuna işaret etti. Alman yapısal tedbirlerin etkisinin zaman aldığını ifade eden Şimşek, “Yaptığımız analize göre enflasyon yılsonunda 10’un biraz altına iniyor. Baz etkisi şu anda aleyhimize. Beklentiler biraz bozulmuş durumda. Ben inanıyorum ki her halükarda önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde net şekilde enflasyon tek haneye düşmüş olacak” diye konuştu.
Şimşek, Türkiye Varlık Fonu’na 40 milyar doların üzerindeki değer aktarıldığını belirtirken de “Beklentileri makul tutmak lazım. Bu mucizevi değnek filan değil. Zamanla Türkiye bu konuda mesafe kat edecek” dedi.
