ORMANLARIMIZ DUMAN ALTINDA: Her yaz büyüyen alevlerle ciğerlerimiz yanıyor

ORMANLARIMIZ DUMAN ALTINDA: Her yaz büyüyen alevlerle ciğerlerimiz yanıyor

İklim krizinin etkisiyle sıklaşan aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve insan kaynaklı ihmaller Türkiye’deki ormanları her zamankinden daha büyük bir tehdit altına sokuyor. 2025 yazı daha ilk ayında binlerce hektar alanı küle çevirdi. Bu yangınlar yalnızca ağaçları değil; ekosistemleri, yaşam alanlarını ve ekonomik sistemleri de tehdit ediyor. Bilimsel modelleme, etkin koruma politikaları ve sigorta çözümleri bu noktada hayati önemde.

Dünyanın dört bir yanında art arda yaşanan orman yangınları, küresel iklim krizinin doğrudan sonuçlarından biri olarak dikkat çekiyor. 2024 yılı, modern kayıtların tutulmaya başlandığı 1850’den bu yana 1,5°C üstüne çıkarak en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Bu seviyeye yaklaşılması, 1,5°C eşiğinin kalıcı olarak aşılmasına artık sadece birkaç yıl kaldığını gösteriyor.

İklim sistemindeki bu dramatik değişiklik, orman yangınlarının hem sayısını hem de şiddetini artırıyor. Uzun süren kuraklık dönemleri, düşen nem oranı, artan sıcak hava dalgaları ve ekstrem hava olayları, ormanları hiç olmadığı kadar savunmasız hale getiriyor. 2025’in yalnızca ilk yarısında dünya genelinde milyonlarca hektar orman alanı alevlere teslim oldu; Türkiye’de ise yaz aylarının başlamasıyla birlikte özellikle Ege ve Akdeniz kuşağında eş zamanlı yangınlar meydana geldi.

Bilimsel veriler, orman yangınlarının doğrudan iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artışı, sıcak hava sistemlerinin daha uzun süre kalıcı olmasına ve yağış rejimlerinin dengesizleşmesine neden oluyor. Bu da orman altı örtüsünü kurutarak yangına hassasiyeti artırıyor. Aynı zamanda yıldırım gibi doğal nedenler yanında insan kaynaklı ihmaller, tarımsal alan açma çalışmaları ve enerji nakil hatlarından kaynaklı kıvılcımlar da yangınların başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Sadece Türkiye’de değil; Kanada, Yunanistan, Fransa, İspanya ve Avustralya gibi ülkelerde de yangın sezonları artık daha erken başlıyor, daha uzun sürüyor ve daha fazla alanı etkiliyor. Bu durum, orman yangınlarını artık bir mevsimsel olay değil, yapısal bir kriz haline getiriyor.

ORMAN YANGINLARININ SIKLIĞINDA ARTIŞ ÖNGÖRÜLÜYOR

Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda sıcaklıkların daha da artmasıyla birlikte orman yangınlarının sıklığında ve yoğunluğunda ciddi bir yükseliş öngörüyor. Bu nedenle, yangınla mücadelede yalnızca söndürme çalışmalarına değil önleyici planlamalara, arazi yönetimine, afet hazırlık sistemlerine ve iklim değişikliğiyle mücadeleye daha fazla yatırım yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Dünya Hava Olayları Atıf Girişimi (World Weather Attribution) tarafından yayınlanan yakın tarihli bir rapora göre, küresel sıcaklıkların 2100 yılına kadar 2,6°C’ye ulaşması durumunda, yangına elverişli hava koşullarının oluşma ihtimalinin %35 oranında artması bekleniyor.

Avrupa Bilim Akademileri Danışma Konseyi’nin (EASAC) hazırladığı rapora göre ise, her yıl Avrupa Birliği (AB) sınırları içinde yaklaşık 60 bin orman yangını çıkıyor. Bu yangınlar yılda ortalama Lüksemburg’un neredeyse 2 katı büyüklüğünde alanı yok ediyor ve yaklaşık 2 milyar euro (2,2 milyar dolar) ekonomik kayba yol açıyor.

EASAC raporu, orman yangını riskindeki artışın ardındaki karmaşık nedenlere dikkat çekiyor. Bunlar arasında iklim değişikliği, kırsal nüfusun azalması ve arazi kullanımındaki değişiklikler öne çıkıyor. Rapora göre, kuraklıklar ve yaz yağışlarındaki azalma, 2100 yılına kadar yangın riskini 2 katına çıkarabilir. Öte yandan tarım arazilerinin terk edilmesi ve kontrolsüz bitki örtüsü büyümesi, yanıcı biyokütleyle kaplı geniş alanların oluşmasına neden oldu ve bu durum da orman yangını riskini artırırken; yangınların söndürülmesini zorlaştırıyor.

Orman yangınları, iklim değişikliğinin etkisiyle her yıl daha sık ve şiddetli şekilde yaşanırken, bu felaketlerin arkasında yalnızca doğa olayları değil, insan faktörü de büyük rol oynuyor. Türkiye’de çıkan orman yangınlarının önemli bir kısmı doğrudan veya dolaylı şekilde insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. İnsan kaynaklı yangınların en yaygın nedeni, dikkatsizlik. Piknik alanlarında söndürülmeden bırakılan mangallar, ormanlık alanlara atılan cam şişeler, sigara izmaritleri ve kontrolsüzce yapılan anız yakma faaliyetleri, yaz aylarında ormanları kolaylıkla ateşe verebiliyor. Özellikle rüzgârlı ve kurak günlerde bu tür küçük hatalar, devasa yangınlara dönüşebiliyor. Ne yazık ki bu tür yangınların önlenebilir olması, sorumluluğun büyüklüğünü daha da artırıyor.

TÜRKİYE DUMAN ALTINDA KALDI

2025 yazı, Türkiye için yine zorlayıcı bir yangın sezonuyla başladı. İklim değişikliğinin etkisiyle aşırı sıcaklıklar ve kuraklık, orman yangınlarının erken ve şiddetli başlamasına yol açtı. 25 Haziran’da İzmir’de başlayan ilk büyük yangınlarla birlikte, Türkiye’nin 46 ilinde 600’ün üzerinde orman yangınları çıktı. Özellikle İzmir, Hatay, Manisa, Balıkesir ve Muğla bölgeleri yangınlardan ciddi şekilde etkilendi. İzmir’in Aliağa, Menderes ve Seferihisar ilçelerinde başlayan yangınlar, kuvvetli rüzgârın da etkisiyle kısa sürede büyüyerek yerleşim yerlerine yaklaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre, yalnızca ilk 5 gün içerisinde 8 büyük çaplı yangın meydana geldi. 50’den fazla yerleşim birimi tehdit altına girdi ve yaklaşık 50 bin kişi tahliye edildi. Yangınlara 20 helikopter, 12 uçak ve binlerce personelle müdahale edilirken, bölgeye çevre illerden destek ekipleri de sevk edildi. İzmir’deki yangınlar ancak 4 Temmuz itibarıyla büyük oranda kontrol altına alınabildi. Ancak aynı gün Hatay’ın Dörtyol ilçesinde başlayan yeni bir yangın, mücadeleyi yeniden alevlendirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, yalnızca İzmir yangınlarında 6 bin 500 hektarlık alan zarar gördü. Hatay, Manisa ve Balıkesir’deki yangınlarla birlikte toplamda 2025 sezonunun ilk 20 gününde yaklaşık 11 bin hektar ormanlık alan kül oldu. Yanan alanlar arasında tarım arazileri, zeytinlikler, doğal yaşam alanları ve yerleşim yerlerine yakın kırsal bölgeler yer aldı.

20 Temmuz 2025’de ise Sakarya’nın Geyve ilçesindeki Hacılar Mahallesi’nin ormanlık alanında başladı. Kısa sürede rüzgârın saatte 50 km’ye ulaşmasıyla alevler hızla büyüdü ve Bilecik’in Osmaneli ilçesi sınırlarına kadar ilerledi. Yangın nedeniyle Taşoluk, Hacılar ve Kızılöz köyleri tedbir amaçlı boşaltıldı, Büyükyenice, Kazancı ve Borcak köyleri de tehlike nedeniyle tahliye edildi.

23 Temmuz tarihinde Türkiye’nin farklı şehirlerinde hissedilen sıcaklık 40 dereceyi aşarken ne yazık ki orman yangını haberleri de artmaya başladı. Sakarya, Karabük, Eskişehir ve Bilecik’teki yangınlara akşam üstü saatlerinde Manisa da eklenirken Eskişehir’deki yangına müdahale eden 5’i orman işçisi, 5’i AKUT çalışanı 10 kişi alevlerin arasında kalarak hayatını kaybetti. 

Temmuz ayının son günlerinde ise malesef ki Türkiye’nin ciğerleri duman altında kalmaya devam etti. Ankara, Antalya ve Mersin’de orman yangınları meydana gelirken; Aydın, Muğla, İzmir, Bursa, Edirne ve Kahramanmaraş dahil olmak üzere ülkemizin birçok farklı yerinde orman yangınlarıyla mücadele edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı yılbaşından bu zamana kadar çıkan yangınların sayısının 4 bini aştığına bunlardan bin 728’inin ormanlık alanda olduğunu açıkladı. 

Son günlerde Türkiye’nin birçok noktasında çıkan orman yangınları, bu tehlikenin ne kadar yakınımızda olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor. Bu yangınların büyük kısmı, önlenebilir insan hatalarından kaynaklanıyor. 

MODELLEMELER BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Artan orman yangını riskiyle birlikte, yangınlara karşı yalnızca anlık müdahale değil, önceden öngörü ve planlama yapabilmek de hayati önem taşıyor. Bu noktada orman modelleme sistemleri yangın öncesi, sırası ve sonrasında alınacak kararların bilimsel temellere dayanmasını sağlayan stratejik bir araç olarak öne çıkıyor.

Orman modellemesi; ağaç türleri, topoğrafya, iklim verileri, arazi kullanımı, nem oranı ve rüzgâr hızı gibi birçok değişkeni bir araya getirerek, yangın risk haritaları oluşturmaya ve yangının olası yayılım yollarını simüle etmeye olanak tanıyor. Böylece orman ekipleri, öncelikli koruma alanlarını, yangın çıkma ihtimali yüksek bölgeleri ve müdahale senaryolarını önceden belirleyebiliyor. Küresel iklim krizinin etkilerinin daha da belirginleştiği günümüzde orman modellemesi, yangınlara karşı sadece tepki veren değil, proaktif çözümler geliştiren bir yaklaşımın temelini oluşturuyor.

Yorum yazın