Nobel Ödülü, “Otomatik BES”in fikir babasına gitti
Koç Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Seda Ertaç Güler, Chicago Üniversitesi’nden Richard Thaler‘ın davranışsal iktisat alanındaki katkılarından dolayı Nobel ekonomi ödülü almasına ilişkin olarak “Birçok kişi bireysel emeklilik (BES) ya da organ bağışı gibi yararlı programlara katılmak için inisiyatif göstermiyor. Thaler, insanlardaki ‘atalet’ eğilimini hesaba katarak, bu programlara katılımı opsiyonel yapmak yerine herkesin programa dâhil edildiği ama isterlerse ayrılabilecekleri şekilde düzenlemenin refahı artırabileceğini savunuyor…” diye konuştu.
Milliyet gazetesinden Selva Demiralp’e söyleşi veren Seda Ertaç Güler’in konuyla ilgili açıklaması şöyle:
Thaler’ın Nobel’e layık görülen katkıları nelerdi?
Thaler’ın araştırmaları ekonomik davranışı psikolojik açıdan daha gerçekçi modeller kullanarak analiz etmek üzerine kurulu. İnsanlar karar verirken her zaman doğru hesaplamaları yapamıyor, bazı durumlarda irrasyonel davranabiliyorlar.
Sadece kendi kazançlarına değil, başkalarının kazançlarına da önem veriyorlar. Örneğin, kişi kendisine daha az kazandıran ama adil bir dağılımı, kendisine daha çok kazandıran adaletsiz bir dağılıma tercih edebiliyor. Gelecek ile ilgili kararlarımızda otokontrol problemleri yaşıyor, bugün verdiğimiz kararlara yarın geldiğinde uyamayabiliyoruz.
Örneğin, yarından itibaren sağlıklı beslenmeye ya da tasarruf etmeye başlamayı planlayan biri, yarın geldiğinde yine hamburger yiyerek ya da yine alışveriş yaparak planını bozabiliyor, sonra da pişman oluyor. Bu insani/psikolojik faktörlerin hem kişilerin davranışını hem de piyasaların işleyişini nasıl etkilediği konusunda önemli çalışmaları var Thaler’in.
Bunun yanında, bu psikolojik faktörlerin devlet tarafından insanların yararına nasıl kullanılabileceğini konu alan popüler bir kitabı var. Örneğin, birçok kişi bireysel emeklilik ya da organ bağışı gibi yararlı programlara katılmak için inisiyatif göstermiyor. Thaler, insanlardaki “atalet” eğilimini hesaba katarak, bu programlara katılımı opsiyonel yapmak yerine herkesin programa dâhil edildiği ama isterlerse ayrılabilecekleri şekilde düzenlemenin refahı artırabileceğini savunuyor.
