Ne var ne yok?

SON günlerin en hararetli tartışma konularından biri. (Açıklanan yeni kullanım koşullarından sonra) “Whatsapp’i bırakalım mı?”, ve bu sorunun devamında “Hangi alternatifi seçelim?” sorusu.
Aslında Türkçesi ne var ne yok olan “What’s up”tan zekice üretilmiş bir isim Whatsapp. Hem ne var ne yoku çağrıştırıyor, hem de İngilizcesi application olan uygulama kelimesi de eklemlenmiş oluyor bu hizmetin ismine. Ne var ne yok uygulaması!
Ama iş çoktan kuru sohbeti geçti o ve benzeri uygulamalarda. Kişilerin birbirlerine en hızlı, doğrudan ve ucuz şekilde ulaştığı iletişim ortamları haline geldi bu uygulamalar. Bunun da ötesinde iş dünyasında ve günlük birçok farklı bireysel işlemde de vazgeçilmez hale geldiler.
Uzaktan çalışma ortamında şirketteki çalışma arkadaşlarım ile bilgi ve belge alışverişinin belirli bir kısmını Whatsapp üzerinden yapıyoruz. Aynı şekilde müşterilerimiz ile olan iletişimimizin önemli bir kısmı, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızın bize gönderdikleri belgeler, bizim de onlara gönderdiğimiz poliçe ve diğer belgelerin önemli bir kısmı Whatsapp üzerinden oluyor.
Tabii konunun can alıcı noktası bu uygulamanın çıktığından beri bedava olması ve bugün bu uygulamayı kullanan aylık ortalama 1,5 – 2 milyar kişinin bu duruma fazlasıyla alışması.
Peki bundan 6-7 yıl önce Facebook bu uygulamayı neden 19 milyar dolar verip aldı? Bu sorunun yanıtı bugünkü tartışma ve endişelere de ışık tutacaktır kesinlikle.
Hayatta bedava olan çok az şey var bence. Bedava olduğunu iddia eden birçok ürün ya da hizmetin aslında benden bir şey aldığını bilecek kadar da deneyimim oldu. Dolayısı ile belki de gereksiz bir ön yargı ile günlük yaşamımda ara sıra karşıma çıkan bedavalardan olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum.
Ama Whatsapp farklı çünkü hem ailem ve dostlarım ile sürekli temas sağlıyorum hem de işimin yadsınamayacak bir kısmı Whatsapp üzerinden yürüyor. Durum böyle olunca da bu ortamda geçirdiğim zaman ve alıp verdiklerimin üçüncü şahıslara ham veri olarak girdi sağladığını, bunun da bu bedava kullanımın bir karşılığı olduğunu kabullendim. Evet arada bana da çok tuhaf şeyler oluyor. Bir yazışmada adı geçen ürün 5 dakika sonra bir web sitesinde cazip teklif olarak karşıma çıkıyor. Ya da hafta sonunda gitsek mi diye konuştuğumuz otele benzer bir otelden hafta sonu paketi teklifi geliyor bir elektronik posta ile.
Gelmesin diyemem ama alıp almama kararı hala bana ait. Bu böyle olduğu sürece de buna benzer veri işleme cinlikleri, müşteri takip egzersizleri hep yaşamamızda olacak.
Sanki Whatsapp kullanmasak telefonumuzdaki GSM kartından, ya da internette gezinirken bıraktığımız izlerden faydalanmayacak birileri. Ya da bu uygulama yerine benzer şu uygulamayı kullansak daha mı güvende olacağız?
Öte yandan her ne kadar “hepsi aynı yolun yolcusu, dert etme” yaklaşımı insanı biraz rahatlatsa da yazışma ve belgelerin gizliliği ve erişilmezliği için bir bedel ödemek gerekirse bunu da ödemeye hazırım. Bana dense ki ayda şu kadar ödeyeceksin ve sana veri güvenliği konusunda %100 güvenlik sağlayacağız, hiç düşünmeden öderim çünkü fayda/maliyet boyutunda konu edilmeyecek seviyede bu iletişimin olası maliyeti.
Bu vesile ile yakın zamanda hizmete açılan “İleti Yönetim Sistemi” de ( iys.org.tr ) çok faydalı bir platform olmuş. Buraya girip cep telefonum için bugüne kadar bilerek veya farkında olmadan verdiğim 60-70 tane SMS ve arama iznini iptal ettim ve o gün bugün sadece istediğim veya gerekli olan bildirimleri ve aramaları alıyorum. Henüz yapmayanınız varsa tavsiye ederim bu temizliği yapmanızı.
Bu da bana şunu düşündürüyor. Teknoloji ve iletişim kanallarının gelişmesinin sonucu olarak bir süre belli konularda rahatsız ediliyoruz ama işin cılkı çıkmaya başlamak üzere olduğunda toplum tepkisi, insan hakları ve sağduyu ile ilişkiler yasalar ve mevzuat çerçevesinde zapt-u rapt altına alınıyor bir şekilde.
Görüşmek üzere.