Mülk ve kaza sigortalarında dijital dönüşüm yolunda yeni bir dönem

Mülk ve kaza sigortalarında dijital dönüşüm yolunda yeni bir dönem

Mülk ve kaza sigortaları operasyonel verimsizlikler ve müşteri beklentilerindeki dönüşüm nedeniyle çekirdek sistemlerini yeniden tasarlamak zorunda. Başarılı dönüşüm, yalnızca teknoloji yenilemesi değil; iş süreçlerinin yeniden tanımlandığı, bilgi teknolojileri ve iş birimlerinin ortak sorumluluk üstlendiği bütünsel bir dönüşüm süreci anlamına geliyor.

McKinsey&Company’nin “Mülk&Kaza Sigortacıları Çekirdek Sistemlerini Başarıyla Nasıl Modernize Edebilir?” raporuna göre dönüşüm; yangın, kasko, konut ve benzeri branşları kapsayan mülk ve kaza (P&C) sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu en acil sorunlarından biri olduğu belirtiliyor. Son 10 yılda yavaş, kâğıt tabanlı bir sigorta modeli için inşa edilen çekirdek sistemlerin artık amacına hizmet etmediği açıkça ortaya çıktı. Bu sistemler, sigorta şirketlerini operasyonel verimsizliklerle, artan bilgi teknolojileri (BT) bakım maliyetleriyle ve müşterilerin gerçek zamanlı yanıt beklentilerini (örneğin anında fiyat teklifi veya hızlı tazminat ödemeleri) karşılamakta zorlanma baskısıyla baş başa bırakıyor. Rekabet gücünü koruyabilmek, bulut tabanlı, ölçeklenebilir çözümlerle otomasyonu, gerçek zamanlı veri analizini ve ekosistemdeki diğer aktörlerle daha güçlü bağlantıyı mümkün kılmayı gerektiriyor.
Rapora göre, günümüzde dönüşüm kararları temelden değişmiş bir ortamda alınıyor. Öncelikle, bulut operasyonları, sürekli güncellemeler ve taşıyıcı ekosistemlerle derin entegrasyon için tasarlanmış büyük ölçekli yazılım-hizmet (SaaS) platformları artık ölçeklenebilir biçimde uygulanabilir durumda. İkincisi, veri, üretken yapay zekâ ve bulut bilişimin birleşimi, sigortacılara güçlü ve ölçeklenebilir bir platform temelinde yeni teknolojileri her zamankinden daha agresif biçimde benimseme fırsatı sunuyor. Bu değişimler, 10 yıl öncesine kıyasla açık bir dönüm noktasına işaret ederken, dönüşümü zorlaştırıyor. ABD’deki bazı sigorta şirketleri mevcut sistemlerini dönüştürmek için ciddi yatırımlar yapmaya başlamış olsa da, sonuçlar karışık; pek çok şirket beklenen getiriyi tam olarak elde edemedi. Bu da ABD’deki çoğu sigortacıyı bir yol ayrımında bırakıyor: hâlâ eski sistemlere yatırım yapıyor, yeni bir sistem satın mı alınmalı yoksa kurum içinde mi geliştirilmeli sorusunu değerlendiriyor ve hangi tedarikçinin seçileceği veya kurum içinde nasıl etkin bir sistem kurulacağı konusunda netleşmeye çalışıyor.
Avrupa’da ise çoğu sigortacı, daha küçük ölçekte faaliyet gösterdikleri için genellikle tedarikçi tabanlı sistemleri tercih ediyor. Ancak büyük çaplı sistem değişiklikleri genellikle çok maliyetli ve karmaşık olarak görüldüğünden, güçlü bir iş gerekçesi oluşturmakta zorlanıyorlar. Bu nedenle birçok sigortacı, riskleri yönetmek ve değeri maksimize etmek için aşamalı dönüşüm, eski sistemlerin kademeli boşaltılması veya seçili bileşenlerin yükseltilmesi gibi artımlı stratejiler izliyor. Japonya’da ise hâlâ ana bilgisayar sistemlerini kullanan öncü sigortacılar, bulut tabanlı tedarikçi çözümlerine geçmeyi değerlendiriyor. Ancak maliyet ve entegrasyon etkilerinin ötesinde, Japon pazarının ağır düzenlemelere tabi süreç gerekliliklerini yerine getirme konusunda endişeleri bulunuyor.
Raporda, teknoloji dönüşümünün çoğu zaman sadece bilgi teknolojileri tarafından yürütülen bir süreç olarak görüldüğü belirtiliyor. Oysa başarılı bir çekirdek sistem dönüşümünden beklenen iş hedeflerine ulaşmak için iş süreçlerini yeniden tasarlama ve hayal etme isteği kritik önemde. Sigorta işletmesi ve bilgi teknolojileri liderliği arasındaki geleneksel ayrım artık sürdürülebilir değil. Başarının anahtarı, ortak sahiplik, birlikte önceliklendirme ve iş ile teknolojinin dönüşümü birlikte yönlendirdiği bir işletme modeli oluşturmak.
Rapor, tedarikçi seçimi, sistem inşası, satın alma veya yükseltme kararlarına ilişkin yeni bakış açıları sunuyor. Ayrıca, kilit karar kriterlerini ve iş değerinin en üst düzeyde gerçekleştirilmesini sağlayacak yapılandırılmış bir dönüşüm yaklaşımını ele alıyor. Rapora göre doğru stratejiyle sigorta şirketleri, operasyonel verimlilik artışı, bilgi teknolojileri maliyetlerinde azalma, müşteri deneyiminde iyileşme ve ekosistem bağlantılarında güçlenme gibi hedeflerine ulaşabilir.

ÇEKİRDEK PLATFORM DÖNÜŞÜMÜNÜN 6 BOYUTU

Raporda, yeni bir sistemin kurum içinde mi geliştirileceğine, ticari hazır yazılım (COTS) mı satın alınacağına, yoksa mevcut sistemin mi yükseltileceğine karar vermenin karmaşık bir süreç olduğu vurgulanıyor. Eskiden dengeli bir tartışma olan bu konu, bugün yön değiştirmiş durumda: Daha az sigortacı sıfırdan özel sistem inşa ediyor, daha fazlası mevcut sistemleri modern katmanlarla genişletmeye veya SaaS platformlarını kullanmaya yöneliyor. ABD’de önde gelen P&C sigortacılarının yaklaşık yarısı sistem satın alıp yapılandırmayı, diğer yarısı ise sistem geliştirmeyi tercih ediyor. Avrupa’da ise çoğu köklü sigortacı yoğun biçimde özelleştirilmiş COTS platformları kullanıyor ve bu platformları güncellemenin gerekip gerekmediğini deniyor.
Her seçeneğin avantaj ve dezavantajları var. Kurum içinde geliştirilen sistemler daha fazla kontrol, özelleştirilmiş işlevler ve gelecekteki yeniliklere uyum kolaylığı sağlar. Ancak eski ürünleri, süreçleri ve operasyonları yeni yapıya entegre etmeye öncelik veren sigortacılar, genellikle uzun zaman çizelgeleri, sınırlı ölçeklenebilirlik ve artan maliyetlerle karşılaşıyor. Uzun vadeli bakım ve sürekli yenilik maliyetleri de çoğunlukla hafife alınıyor. Üstelik birçok inşa projesi, canlıya geçişte yeniliği donduruyor; bütçe aşımlarıyla birlikte eksik dokümantasyon ve kısıtlı eğitim, kuruluşun sistemi evrimleştirmesini engelliyor.
COTS platformlarını tercih eden sigortacılar, daha hızlı uygulama, kısalan proje süreleri ve tedarikçi tarafından yönlendirilen yeniliklerle sürekli gelişen bir sistemin avantajını elde ediyor. Ancak yeni sistemlerin potansiyelini tam olarak yakalamakta zorlanabiliyorlar. Çoğu sigortacı artık modern paketlerin özelleştirme olmadan ihtiyaçlarını karşılayabileceğini bilse de, birçok paket hâlâ ürün karmaşıklığı ve özel süreç zorlukları getiriyor. Bu da entegrasyon sorunları ve karmaşık uygulama mimarileri nedeniyle sürecin uzamasına yol açabiliyor.
6 temel boyutta yapılacak kapsamlı bir değerlendirme, sigortacıların yeni bir sistem inşa mı edeceklerine, COTS çözümü mü satın alacaklarına veya mevcut sistemi mi yükselteceklerine dair bilinçli kararlar almalarına yardımcı olur.

Raporda çekirdek platform dönüşümünün 6 boyutu şöyle sıralanıyor:

Platform işlevselliği ve yetenekleri:
İş modeli özel işlevsellik, kapsamlı özelleştirme veya karmaşık entegrasyon gerektiriyorsa, kurum içi geliştirme düşünülebilir. Süre, maliyet ve tedarikçi inovasyonuna öncelik verenler için COTS çözümleri daha uygun olur. Önemli olan, platformun gelecekteki büyümeyi destekleyip desteklemediğidir.

İş akışı özelleştirmesi ve dijital deneyim:
Özel iş akışlarına sahip şirketler için (örneğin karmaşık risk modelleri, özel veri entegrasyonları) kurum içi geliştirme uygundur. COTS çözümleri ise hazır müşteri ve acente portalları ile uçtan uca süreç otomasyonları sunar. Yükseltme kararı alınacaksa, yeni sürümün hız, otomasyon veya kullanıcı deneyiminde anlamlı gelişme sağlayıp sağlamadığına bakılmalıdır.

Veri yönetişimi, güvenlik ve kontrol:
Tam denetim isteyen sigortacılar için kurum içi sistem; modüler, ölçeklenebilir, gelişmiş analitik kabiliyetleri arayanlar için COTS daha uygundur. Modern COTS’lar artık yapılandırılabilir veri yönetişimi ve güçlü güvenlik özellikleri sunmaktadır.

Pazara çıkış süresi ve maliyet:
Kurum içinde geliştirme genellikle daha yüksek başlangıç yatırımı ve 5–10 yıl süren uygulama süresi gerektirir. COTS çözümleri düşük ön maliyetle 3–5 yıl içinde devreye alınabilir. Ancak yükseltmelerde dahi test, yeniden yapılandırma ve iş değişikliği maliyetleri dikkate alınmalıdır.

Kurumsal yetkinlikler ve yenilik potansiyeli:
Güçlü mühendislik kapasitesine sahip kurumlar geliştirmeyi düşünebilir. Ancak çoğu sigortacı, büyük tedarikçilerin sunduğu sürekli Ar-Ge ve yenilik hızına yetişememektedir. SaaS’ın artık uygulama, platform ve veri altyapısını birleştirmesiyle birlikte, bu birleşmeyi destekleyen tedarikçi mimarileri daha avantajlıdır.

Geçiş süreci ve hedef durum riskleri:
Kurum içi sistemler daha fazla kontrol ve düzenleyici güvenlik sağlar. Buna karşılık COTS çözümleri, daha düşük geçiş riski, kanıtlanmış güvenilirlik ve tedarikçi yönetimli uyum avantajı sunar. Ancak büyük yükseltmeler karmaşık entegrasyonlarda risk taşır; bu nedenle operasyonel etkiler dikkatle değerlendirilmelidir.

DOĞRU TEDARİKÇİ SEÇİMİ ÖNEMLİ

Rapora göre, modern bir çekirdek sistem satın almanın, diğer seçeneklere göre genellikle daha hızlı ve maliyet açısından verimli olabileceği ifade ediliyor. Ancak piyasada çok sayıda tedarikçi bulunduğundan, doğru olanı seçmek stratejik bir meydan okuma. Yaygın hatalar arasında ölçeklenebilirliği kanıtlanmamış tedarikçilerin seçilmesi, entegrasyon karmaşıklığının hafife alınması ve zayıf destek ağlarına (örneğin sınırlı teknik destek veya yetersiz eğitim) güvenilmesi bulunuyor. Sigortacılar yalnızca mevcut özelliklere değil, aynı zamanda tedarikçinin finansal sağlamlığına, operasyonel disiplini ve sürekli yenilik yapma kapasitesine de odaklanmalı. COTS ekosisteminde yükseltme yapacak sigortacılar için de doğru zamanlama, tedarikçinin uzun vadeli uyumu ve mimari bütünlüğü ilk seçim kadar önemli.
Raporda, doğru tedarikçiyi seçmek için dikkate alınması gereken 6 kriter şöyle sıralanıyor:

Ölçeklenebilirlik ve büyüme hazırlığı

Esneklik ve sistem entegrasyonu

Güvenilirlik ve piyasa itibarı

İş birliği ve ürün geliştirme etkisi

İşlevsellik ve özellik uyarlanabilirliği

Üçüncü taraf hizmet ağı ve kapsama alanı.

DÖNÜŞÜM İÇİN PRATİK ADIMLAR

Rapora göre sistem dönüşümü çoğu zaman bir teknoloji girişimi olarak görülse de, başarısı iş liderliğine de bağlıdır. Temelde bu, iş dönüşümüdür ve sistemin stratejik ve operasyonel değerini ortaya çıkarabilmek için süreçlerin yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. Artık iş ve liderliğinin paralel yollarda ilerlemesi mümkün değildir; modern dönüşüm, iş ve teknolojinin sonuçlardan ortak sorumluluk taşıdığı entegre bir model gerektiriyor.
Raporda, başarılı bir dönüşüm yolculuğu izlenebilecek adımlar şu şekilde sıralanıyor:

İş ve teknoloji hedeflerini baştan hizalayın.
Öncelikle hangi sonuçların hedeflendiğini netleştirin: operasyonel verimlilik, pazara çıkış hızının artırılması, dijital müşteri deneyimi geliştirme ve uzun vadeli bilgi teknolojileri maliyetlerini azaltma gibi.

Yap-satın al-yükselt değerlendirmesini yapılandırılmış biçimde gerçekleştirin.
İş ihtiyaçlarını, ürün karmaşıklığını, maliyet, hız ve risk boyutlarını nesnel bir çerçevede analiz edin.

Kurumsal hazırlık ve yetkinlik boşluklarını değerlendirin.
Dönüşümü uygulamak için mevcut yetenekleri, altyapıyı, entegrasyon karmaşıklığını ve liderlik uyumunu inceleyin.

Disiplinli bir tedarikçi veya yükseltme değerlendirme süreci yürütün.
Özellik listelerinin ötesine geçin; uzun vadeli sürdürülebilirlik, entegrasyon esnekliği ve iş hedefleriyle uyumu dikkate alın.

İnisiyatifleri önceliklendirin ve sıralayın.
Dönüşüm karmaşıklığını yönetmek için bir yol haritası oluşturun; ilk fazda “hızlı kazanımlar”a odaklanın.

Güçlü proje yönetişimi kurun.
Karar hakları, yükseltme yolları ve değer odaklı ilerleme ilk günden belirlenmeli.

Yorum yazın