Metaverse

Sanırım hepimiz bu kelimeyi son günlerde sıkça duymaya başladık. En azından Facebook uygulama adının neden META olduğunu merak edip, kısa araştırmalar yaptık bile.

Kripto ve oyun dünyasına hâkim olanlar zaten bu kavrama bizden çok önce alışmışlardır! Çarşı, ülke, gezegen, evren kavramlarının hepsini kapsayacak olan bir şey imiş METAVERSE. Universe Evren ve Meta Öte anlamında yani EVREN ÖTESİ; bana nedense birazcık korkutucu geldi ilk başta, tek minik sebebi de bilinmeyene bir yolculuk olması, zira bilinmeyen ve kontrol edilemeyen şeyler benim gibi kontrol frik insanlar için elbette biraz korkutucu.

Diyeceksiniz ki, bu sanal evren zaten şu an da var. Fortnite, Roblox, Minecraft gibi oyunlarda sanal dünyalar, sanal ekonomileri yarattılar bile, yıl sonunda bu alemin 23 milyar dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyormuş.

Bir zamanlar bu sanal dünya için sanal gerçeklik gözlükleri kullanılıyordu. Ancak şu an da onlara bile gerek kalmayacakmış. Ayna dünyalarda denilebilecek olan sanal alemler yaratılacakmış. Sanal ve gerçek olanın eş zamanlı olarak deneyimlendirilebildiği bir tür yeni gerçeklik evreni. Sanal ve gerçek dünyalar o kadar birbiri içine geçmiş durumda ki, kullanıcılar her iki ortamda dijital avatarları sayesinde eşzamanlı olarak var olabileceklermiş. Bu iş özellikle çok fonksiyonlu olan kadınlar için bulunmaz bir nimet olacak, aynı anda 2 yerde olabilme lüksü. Her iki tarafta yaptıkları eylemler gerçek zamanlı olarak birbirini etkileyecekmiş. Aslında bunların hepsi şu an itibari ile bir hayal gibi, ama ben yaşadığım dönemde ne hayal edilse yapılır olduğunu deneyimlediğim için buna da zamanını kestirememekle birlikte yapılmış gözü ile bakıyorum. Geçtiğimiz sene Fortnite içerisinde Travis Scott konserine 12,3 milyon kişi anlık olarak katılmış ve geleceğin sanal konserlerinin nasıl olacağına dair bir nevi test sürüşü başarı ile kanıtlanmış.

Facebook’un sanal gerçeklik uygulamaları sonrası bir hamle de Microsoft’tan geldi. Şirket, metaverse dünyasını ofis yaşamına getirmeye hazırlanıyor.

Microsoft, video konferans uygulaması Teams’te sanal ve gerçek dünyayı bir arada kullanacağını duyurdu.

Buna göre Teams üzerinden toplantıya katılan çalışanlar, kamera görüntüsü yerine üç boyutlu avatarlarını ya da animasyonlarını kullanabileceklermiş.

Dijital avatarları kişiyi sanal alemde, bilgisayar ortamında temsil eden grafik bedenler olarak tanımlayabiliriz. Bu dünyada sizi dijital avatarınız, bilgisayar animasyonlu karakteriniz temsil ediyor.

Kişinin kendi hareketlerini avatar üzerinden sergileyebileceği bu yeniliğin, çalışanların kendilerini daha rahat hissetmesi açısından önemli olduğu belirtilmiş.

Rus milyarder Dmitry Itskov ölümsüz olmak için, yaşlılık tedavisiyle ömrünü uzatarak değil, zihniyle anılarını bilgisayara aktararak başarmak istiyormuş. Itskov zihnini dijital evrene yükleyerek, Matrix filmindeki gibi sanal bir dünyada yaşamayı ve Neo gibi bir “dijital avatara” dönüşmeyi planlıyormuş.

Bunun için önce canlı beynini bir robota nakledecek ve teknoloji yeterince geliştiğinde eski robot bedenini de çöpe atarak, sadece bilgisayar yazılımından oluşan 3 boyutlu bir görüntüye, “dokunmatik holograma” dönüşecekmiş. Ölümsüzlük bu mu? Beynini sanal gerçekliğe veya robota aktaran bir insana gerçekten “insan” diyebilir miyiz? Kısacası insan zihninin kusursuz bir dijital kopyası, insanların yerine geçebilir mi?

Bu konuda okuduğum tüm yazılar beni, anneannemin Uzay Yolu seyrederken “yok artık daha neler“ şaşkınlığı paralelinde daha da dehşete düşürdü, ama Uzay Yolu kısmen gerçek oldu mu, oldu, o halde avatarlarımız çok yakında piyasada, biz ne yaparsak yapalım.