Küresel sigorta koruma açığı büyümeye devam ediyor

Küresel sigorta koruma açığı büyümeye devam ediyor

Moody’s, ekonomik büyümenin sigorta penetrasyonunun düşük olduğu gelişmekte olan ülkelere kayması, artan felaket riskleri ve sigortaya erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle küresel sigorta koruma açığının genişlemeyi sürdürdüğünü açıkladı. Rapora göre, iklim kaynaklı risklerin artması ve sigortasız kayıpların büyümesi sektör için önemli bir sınama oluşturuyor.

Raporda, ekonomik büyümenin sigorta penetrasyonunun düşük olduğu gelişmekte olan ülkelere kayması, sigorta ürünlerine erişimin sınırlı kalması ve doğal afetlerden kaynaklanan kayıpların önemli bölümünün sigortasız olması nedeniyle koruma açığının genişlediği belirtildi.

Değerlendirmeye göre, gelişmekte olan ekonomilerde sigorta ürünlerinin erişilebilirliği ve satın alınabilirliği konusundaki kısıtlar koruma açığını artırıyor. Buna karşın gelişmiş ekonomilerde sigorta kullanım oranı daha yüksek olsa da, koruma açığı yalnızca gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkla açıklanamıyor. Moody’s, aynı ülke içinde dahi farklı bölgeler ve farklı risk türleri arasında önemli sigorta boşlukları bulunduğunu vurguladı.

Raporda, sigorta penetrasyonu, ürün çeşitliliği, poliçelerin maliyeti ve risk altındaki varlıkların niteliğinin koruma açığını belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığı ifade edildi.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE DE YÜKSEK SİGORTASIZ RİSK BULUNUYOR

Moody’s, gelişmiş ekonomilerde de yüksek düzeyde sigortasız risk örneklerinin görüldüğüne dikkat çekti. Raporda, 2014 yılında Kaliforniya’nın Güney Napa bölgesinde meydana gelen depremin ekonomik kayıplarının yüzde 90’dan fazlasının sigorta kapsamı dışında kaldığı belirtildi. Bunun nedenleri arasında deprem sigortasının düşük yaygınlığı ve mevcut poliçelerdeki yüksek muafiyet oranları gösterildi.

Buna karşılık daha az gelişmiş ekonomilerde bazı sektörlerde sigorta korumasının güçlü olduğu örneklerin de bulunduğu ifade edildi. Moody’s, 2025 yılında Jamaika’yı etkileyen Melissa Kasırgası sırasında oteller ve büyük işletmelerdeki yüksek sigortalılık oranı sayesinde sigortasız kayıp oranının yüzde 67 seviyesinde kaldığını, buna karşılık en fazla etkilenen bölgelerde konut sahipleri açısından bu oranın yüzde 100’e yaklaştığını aktardı.

FELAKETLER SİGORTA TALEBİNİ ARTIRABİLİYOR

Raporda, büyük afetlerin ardından sigorta farkındalığının yükselmesiyle sigorta talebinin artabildiği de vurgulandı. Örnek olarak Almanya’da, yüzyılın başından bu yana yaşanan tekrarlayan sel felaketleri ve özellikle 2021 yılındaki Bernd sellerinin ardından sel sigortasına yönelik talebin düzenli şekilde yükseldiği belirtildi.

Ancak aynı bölgede art arda yaşanan büyük afetlerin farklı sonuçlar doğurabileceğine de dikkat çekildi. Moody’s, sık tekrarlanan kayıpların sigorta maliyetlerini yükselttiğini ve sigortacıların teminat sunma iştahını azalttığını belirterek, 2017 Tubbs Orman Yangını sonrasında Kaliforniya’nın bazı bölgelerinde sigorta bulunabilirliğinin önemli ölçüde azaldığını ifade etti.

Rapora göre yüksek primler ve teminat kısıtlamaları nedeniyle özellikle yüksek riskli orman yangını bölgelerinde sigortalılık oranları gerilerken, birçok ev sahibi son çare sigortacısı olarak faaliyet gösteren FAIR Planı’na yönelmek zorunda kaldı.

İKLİM RİSKLERİ KORUMA AÇIĞINI BÜYÜTÜYOR

Moody’s, aşırı hava olaylarının tarihsel olarak daha az risk altında bulunan bölgelere yayılmasının da koruma açığını büyüttüğünü belirtti. Bu bölgelerde sigorta hazırlığının ve risk farkındalığının yeterli düzeyde olmaması ekonomik kayıpların daha büyük bölümünün sigortasız kalmasına neden oluyor.

Raporda ayrıca su kıtlığı ve sıcak hava dalgaları gibi kronik iklim risklerinin giderek daha fazla ekonomik kayba yol açtığı, ancak bu risklerin büyük ölçüde sigorta kapsamı dışında kaldığı ifade edildi. Moody’s, 2025 yılında Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgasına bağlı ekonomik kayıpların yaklaşık % 95’inin sigortasız gerçekleştiğini belirtti.

Moody’s, olağanüstü afetlerin yaşanmadığı dönemlerde dahi ekonomik kayıplarla sigortalı kayıplar arasındaki farkın büyümeye devam edeceğini öngörerek, bu eğilimin sigorta sektörü, kamu otoriteleri ve sigortalılar açısından önümüzdeki dönemin en önemli risk başlıklarından biri olacağını değerlendirdi.

Yorum yazın