Küresel belirsizlik çağında sigorta sektörü yeni bir denge arayışına giriyor

Küresel belirsizlik çağında sigorta sektörü yeni bir denge arayışına giriyor

Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, ticaretteki parçalanma, oranlarda gerileme, alternatif sermayenin yükselişi ve yapay zekâ yatırımlarındaki yeniden konumlanma… Sigorta sektörü 2026’ya girerken büyüme hedeflerinin yanında iş modelinin temel varsayımlarını da gözden geçiriyor. Küresel araştırmalar, sektörün artık yapısal bir dönüşüm dönemine girdiğini gösteriyor.

Ekonomik, politika ve jeopolitik belirsizlik göstergelerinin son on yılın en yüksek seviyelerinde olması, tarifelerin son yüzyılın zirvesine ulaşması ve ticaretin giderek daha bölgesel bloklar üzerinden şekillenmesi; sigorta sektörünün faaliyet gösterdiği zemini kökten değiştiriyor. Artık belirsizlik, operasyonel planlamanın başlangıç noktası haline gelmiş durumda. Bu yeni dönemde sigorta şirketleri hem riskleri yeniden fiyatlamak hem de sermaye kullanımını daha disiplinli yönetmek zorunda. Aynı zamanda dönüşüm yatırımlarını erteleme lüksleri de bulunmuyor. Çünkü teknolojik değişim hız kesmiyor.

JEOPOLİTİK RİSK İLK ÜÇTE

EY tarafından yayımlanan ‘Sigorta CRO Araştırması’, risk yöneticilerinin gündemini net biçimde ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sigorta şirketlerindeki CRO’ların %56’sı, önümüzdeki üç yıl içinde jeopolitiği en önemli üç risk başlığı arasında görüyor. Bu oran, jeopolitik riskin artık çevresel bir değişken değil, iş modelinin merkezinde yer alan bir unsur haline geldiğini gösteriyor. Ticaret bloklaşmaları, tarifeler, düzenleyici farklılaşmalar ve siyasi gerilimler prim üretimini, reasürans kapasitesini ve yatırım portföylerini etkiliyor. Jeopolitik riskin artması, şirketleri daha bölgesel stratejilere yöneltiyor. Küresel ölçekte yayılım stratejisi izleyen birçok oyuncu, artık daha seçici ve istikrarlı pazarlara odaklanıyor. Bazı şirketler belirli coğrafyalardan çıkmayı değerlendirirken, bazıları merkezlerini daha öngörülebilir bölgelere kaydırıyor. Risk yönetimi fonksiyonu bu nedenle risk değerlendirme sınırlarının ötesine geçmiş durumda. Senaryo modelleme, stres testi ve sermaye planlaması daha karmaşık bir çerçevede yürütülüyor. Belirsizlik yeni normal halini alıyor.

DÖNÜŞÜM HIZI VE DAYANIKLILIK

EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması ise üst yönetim perspektifini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre CEO’ların %73’ü dış şokların bağlantılı ve öngörülemeyen etkileri nedeniyle dönüşüm yaklaşımını yeniden düşünmenin kritik olduğunu ifade ediyor. CEO’ların %66’sı dönüşüm hızının artırılmasını hayati görüyor. Bu veriler, belirsizlik ortamında durağan kalmanın riskli olduğunu gösteriyor. Çünkü piyasa koşulları hızla değişiyor. Faiz oranlarındaki dalgalanmalar, enflasyon, ticaret politikaları ve regülasyon farklılaşmaları, şirketlerin uzun vadeli planlarını doğrudan etkiliyor. Araştırmada yer alan bir başka önemli veri ise 2017–2024 döneminde jeopolitik değişkenlik nedeniyle küresel ölçekte 320 milyar dolarlık kâr kaybı yaşanmış olması. Bu rakam, belirsizliğin finansal sonuçlarını somutlaştırıyor. Sigorta sektörü için bu tablo iki yönlü bir anlam taşıyor. Bir yandan prim büyümesi baskı altında kalıyor. Diğer yandan artan risk algısı sigortanın temel fonksiyonunu daha görünür hale getiriyor. Bu nedenle sektör, büyüme ile dayanıklılık arasında bir denge kurmak zorunda

ORANLARDA GERİLEME VE FİYAT BASKISI

Marsh tarafından yayımlanan ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’, 2025’in ikinci çeyreğinde oranlarda belirgin bir gerilemeye işaret ediyor. Mülkiyet branşında oranlar %8, ticari branşlarda %4 düştü. Sorumluluk tarafında küresel ölçekte %3 artış görülse de ABD dışındaki bölgelerde oranların yatay ya da aşağı yönlü seyretmesi dikkat çekiyor. Oranlardaki bu gerileme, özellikle P&C şirketlerinde fiyat baskısını artırıyor. Gelir tarafındaki sınırlı artış, artan operasyonel maliyetlerle birleştiğinde marjları daraltıyor. Sermaye yeterliliği güçlü olan şirketler bile kârlılık kalemlerini daha yakından izlemek zorunda kalıyor. Bu gelişme, döngü yönetiminin önemini yeniden gündeme taşıyor. Sigorta sektörü tarihsel olarak fiyat döngülerine alışkın olsa da mevcut dönemde makroekonomik belirsizlik bu döngüleri daha karmaşık hale getiriyor.

GİDER YAPISI STRATEJİK GÜNDEMDE

‘EY Maliyet Kıyaslama Araştırması’ sonuçlarına göre bileşik sigortacıların brüt gider oranı 2023’te %10,0 seviyesindeyken 2024’te %10,5’e yükseldi. Bu artış, maliyet tarafındaki baskının geçici olmadığını gösteriyor. Eski teknoloji altyapılarının sürdürülmesi, süreç karmaşıklığı ve hasar ödemelerindeki artış gider oranlarını yukarı çekiyor. Bu tablo, maliyet optimizasyonunun operasyonel bir tercihten öte stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Şirketler, kesintilerden ziyade yapısal dönüşüm adımlarına odaklanıyor. Süreç otomasyonu, veri destekli raporlama ve esnek işletme modelleri ön plana çıkıyor. Amaç yalnızca maliyet düşürmek değil; aynı zamanda dönüşüm yatırımlarına kaynak yaratmak.

TARİFELER VE MEDİKAL ARTIŞ

Amerikan Mal ve Sorumluluk Sigortacıları Birliği verileri, tarifelerin oto hasar maliyetleri üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Çin, Kanada ve Meksika’ya yönelik tarifeler nedeniyle ABD’de oto hasar maliyetlerinde 24 milyar dolarlık potansiyel artış hesaplanıyor. Willis Towers Watson’ın ‘Küresel Medikal Trend Araştırması’ ise 2025 yılı için küresel ortalama medikal maliyet artış beklentisini %10,3 olarak açıklıyor. Sağlık sigortası tarafında maliyet baskısının süreceği anlaşılıyor. Bu veriler, fiyat baskısı ile maliyet artışının eş zamanlı yaşandığı bir döneme işaret ediyor. Bu nedenle risk değerlendirme disiplini ve sermaye yönetimi daha da önem kazanıyor.

ALTERNATİF SERMAYE GÜÇLENİYOR

Aon ve Artemis tarafından yayımlanan reasürans verileri, alternatif sermayenin yükselişini ortaya koyuyor. Alternatif sermaye 2015’ten bu yana %68, 2020’den bu yana %33 büyüme gösterdi. 2025 itibarıyla küresel reasürans sermayesinin yaklaşık %17’si alternatif sermayeden oluşuyor. 2025’in ilk yarısında ise alternatif sermaye 121 milyar dolara ulaştı. Bu gelişme, risk transferi yapısında önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Alternatif sermaye çözümleri, bilançoların daha esnek kullanılmasına imkân tanıyor. Ancak aynı zamanda geleneksel oyuncular üzerindeki rekabet baskısını artırıyor.

NAIC VERİLERİ: SERMAYE YAPISINDA DEĞİŞİM

NAIC verilerine göre 2018–2024 döneminde özel sermaye sahipli sigorta şirketi sayısı %50 artarak 90’dan 137’ye yükseldi. Bu şirketlerin nakit ve yatırım varlıkları ise 704,3 milyar dolara ulaştı.Bu tablo, sigorta sektörünün sermaye yapısında önemli bir değişim yaşandığını gösteriyor. Alternatif sermaye yalnızca reasürans tarafını aşarak doğrudan şirket sahipliği üzerinden sektörde etkin rol oynamaya başladı.

YAPAY ZEKÂ YAYGINLAŞIYOR, BEKLENTİLER ARTIYOR

Cenevre Sigorta Derneği araştırmasına göre tüketicilerin %55 ila %80’i sigorta satın alırken yapay zekâ destekli araçları kullandığını belirtiyor. Şirketlerin %90’ı yapay zekâ yatırımlarını artırmayı planlıyor ve bu yatırımların %75’i risk değerlendirme ve hasar süreçlerine yöneliyor. Ancak yatırım kararlarının gerçek değere dönüşmesi veri kalitesine bağlı. Veri yönetişimi ve sistem entegrasyonu konuları çözülmeden yapay zekâdan beklenen ölçekli değer üretimi sınırlı kalabilir. Yönetim kurulları müşteri deneyiminde ve gelir tarafında ölçülebilir katkı görmek istiyor. Küresel araştırmaların ortak mesajı açık. Belirsizlik kalıcı. Oranlarda gerileme söz konusu. Maliyet baskısı artıyor. Alternatif sermaye güçleniyor. Yapay zekâ yatırımları hızlanıyor. Sigorta sektörü için 2026’nın temel meselesi iki hedefi aynı stratejik çerçevede dengelemek

Yorum yazın