Koku’suzluk korkusu

KOKU alma duyusunun en önemli duyularımızdan biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan, “Bu duyumuz, beynimizin duygu, hafıza ve yaratıcılığı etkileyen kısmında yer alır. Koku alma duyusu 24 saat boyunca çalışır ve hiçbir zaman “kapatılamayan” tek duyudur. İnsanda koku duyusu, günlük duyguların yüzde 75’ini etkiler ve hafızada önemli bir rol oynar. Tüm kokuların algılanması nesneldir ve insanın kültürel yapısına veya duygusal durumuna bağlıdır” diyor.
“Koku insanın parmak izi gibidir” diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, şu bilgileri veriyor: “Her insanın kendine özgü kokusu vardır. Bu fenotipik özellik insanlar arası ilişkilerde çok önemli belirleyicidir. Kokuların iyi veya kötü olması bir tarafa, kokusuz olmak trajik bir özür olarak kabul edilebilir. “Bu konuyu ele alan Patrick Süskind’in çok önemli eseri “Koku: Bir Katilin Hikayesi” adıyla gösterildi. 18. yüzyılda Fransa’da geçen hikâyenin kahramanı Jean-Baptiste Grenouille, Paris’te pis bir ortamda doğar ve oradaki kokuyla bir yetenek kazanır, bunun onun için verilmiş bir yetenek olduğunu anlar. Herkesin, her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Jean-Baptiste Grenouille, kendi kokusu olmayan ve bu uğurda da insan öldürmekten çekinmeyen, romanın baş kahramanıdır.
Bazen burnumuza bir koku gelir ve onu sadece bir saniyeliğine bile hissetsek, bizi alıp, çok uzaklara ve anıların tam ortasına götürüp bırakır. Geçmişteki o anı, o anda bulunduğunuz mekânı hatta o duyguları öylesine net, öylesine canlı hatırlatır ki, bu his bize oldukça sıra dışı gelir ve fakat bizi çoğu zaman çok iyi hissettirir. Bu koku, geçmişten birisinin kullandığı bir parfüm ya da çocukluk zamanlarımızda evimizde hep pişen yemeklerin kokusu bile olabilir. Bazen bir basit rutubet kokusu, bizi gençlik yıllarımızda üniversite yurdundaki arkadaşımızın odasına ve o odada geçirdiğimiz mutlu zamanlarımıza götürür.
İşte ben bu tip bir insanım, benim için her yerin, her kişinin, her mekânın ve her anının bir kokusu ve bende bıraktığı izleri vardır, kokusunu beğenmediğim bir yerde yemek yeme ihtimalim yoktur, kokusunu beğenmediğim bir insan ile aynı ortamda bulunmaktan hiç hoşlanmam, kavrulmuş soğan kokan bir yerde nefes alamam, benim için koku kişiye, mekâna, eşyaya açılan bir kapıdır;
Fırından çıkmış ekmek kokusu, çocukluğumun saflığını
Soba üstünde pişen kestane kokusu, kalabalık aile ortamımı
Arap sabunu kokusu, ev özlemimi
Denizden ıslak çıkan saçtaki tuz kokusu, özgürlüğümü
Bacası tüten soba kokusu, uzun kış gecelerindeki misafirlerimizi
Çocuk ter kokusu, İlkokulda sınıftaki huzurumu
Benzin kokusu, Babamın arabasındaki gezmelerimizi
Yağmurdan sonra kokan toprak kokusu, Yaşamın güzelliğini
Yeni sulanmış çim kokusu, Coşkumu
Lapa lapa yağan kar kokusu, Mahalledeki şenlikleri
Pleasurers parfümü, Mutlaka kız kardeşimi
Yeni kitap kokusu, Sessizliği
Türk kahvesi kokusu, Dibine kadar yalnızlığı
Yeni demlenmiş çay kokusu, Dibine kadar muhabbeti
Simit kokusu, Paylaşmayı
Ve ve ve fıstık kokusu, hep babamı, belki de annem elleri hep fıstık koktuğu için babama FISTIK diye hitap ederdi, ben ise adı, tadı, kokusu ve her şeyi ile FISTIK denildiğinde sadece babamı hatırlıyorum.
Akademisyenler ve araştırmacılar, kokunun en basit tanımıyla istekleri doğrulayan bir ruh hali ürettiği ve bu yüzden etkili olduğu yönünde fikir birliği içerisindedirler. İnsan, 10,000’in üzerinde koku molekülünü birbirinden ayırt edebilir. Bu koku molekülleri, teneffüs yoluyla burnun içine girer ve koku reseptörleriyle etkileşime geçer. Koku reseptörleri, bu bilgiyi beynimizin limbik sisteminde bulunan koku alma merkezine iletir. Limbik sistem, zamanda hafıza ve duyguları kontrol etmesinin yanı sıra iştah, sinir sistemi, vücut sıcaklığı, stres seviyesi ve konsantrasyonu etkileyen hormonların salgılanmasını kontrol eden hipofiz bezi ve hipotalamus alanı ile bağlantılıdır. Koku alma sistemi beyinde yer aldığından, koku alma duyusu hafıza, ruhsal durum, stres ve konsantrasyon ile yakından ilişkilidir.
Kokularınızı kaybetmeyin , kokusuz kalmayın.