Kim muktedir?

Hakim, hekim, hakem; üçü de Arapça aynı kökten doğmuş olan sözcüklerdir. Her 3’ü de tekrarı olmayan konularda muhakeme yürütüp hüküm veren değerli birer meslek erbabıdır. “Doğru karar verecek bilgi, içtihat yapacak bilgelik ve tarafsızlığını koruyarak ahlak sahibi olmalıdırlar.” (Prof. Sinan Canan).

Kadın-erkek giyim modasının her sene değiştiğine ve karşımıza her sene farklı sloganlarla yeni bir trendin moda olduğunu bizlere duyuran platformlar çıktığına hepimiz aşinayız. Bu sene turuncu moda, bu sene ekose moda vs. gibi cümleler ister istemez hepimizin algı kapılarını aşındırır. Giyim modası dışında artık başka modalar da var. Mesela; bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma modası, mesela ben her şeyi biliyorum modası ya da cahillik modası. Evet evet günümüzde bu kavramlar ve bunların temsilcisi olmak bir hayli moda maalesef. Muhakeme yetisini kullanmak artık neredeyse modası geçmiş bir kavram. Kopyala-yapıştır tarzı hayatlar artık ya insanlara daha pratik geliyor ya da daha analize ve muhakemeye dayalı hayatlar ve meslekler artık gereksiz görülüyor. Günümüzde bilgi büyük bir hızla güncelleniyor. Araştırmalar gösteriyor ki son 50 yılda üretilen bilgi 3 bin yılda üretilenden daha fazla imiş. Hal böyle olunca bu hıza yetişemeyenler çağın gerisinde kalıyor, günü yakalayamıyor, geleceği kazanamıyor ve doğru kararlar alamıyor.

Bilginin gelişme hızına elbette ayak uydurmak çok zor. Olaylara bütüncül olarak bakabilmek, büyük resmi görebilmek araştırma becerisi istiyor. Bunu yapmaya üşenenler gözleri kapalı bir şekilde bir filin ne olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Dişine dokunan fil mızraktır diyor, kulağına dokunan yelpazedir diyor, dizine dokunan ağaçtır diyor da diyor. Sosyal medya da işte böyle eksik algıları yansıtan insanların kalabalığı ile dolu ne yazık ki. Bunların çoğunun üniversite okumuş olması da şaşırtıcı ve üzücü. Cahilliğinin farkında olmayan insan cahil olup en azından bunu bilenden çok daha tehlikeli olabiliyor. Gayet kendinden emin bir şekilde pek çok konuda ahkam kesme hakkını, kibirli ruh haliyle herkese haddini bildirme hakkını kendinde görebiliyor.

Sadece bilginin gelişme hızına ayak uydurabilmek değil eleştirilere açık olabilmek ve bunları sağduyulu bir şekilde göğüsleyebilmek de önemli. Yaşadığımız pandemi süreci bizlere gösterdi ki bize medya organları tarafından yansıtılan bilgiler gerçeği tamamen yansıtmayabiliyor. Mevcut sistemi savunan görüşlerin öne çıkarıldığını diğerlerinin seslerini duyurmak için yeterli zemini bulamadığını gördük bu süreçte. Kimsenin söylediğinin mutlak doğru olmadığını, mutlak doğrunun belki de olmadığını, tartışarak ve yüzleşerek çoğunluk için doğru olan optimum çözümü bulabileceğimizi bir kez daha deneyimledik.

Çoğumuz STAJYER filmini izlemişizdir. Film, Ben Whittaker’ın (Robert De Niro) eşini kaybetmesiyle boşluğa düşmesi ve kendini işe yaramaz hissetmesiyle girdiği yaşam döngüsüyle başlıyor. Karşısına tesadüfen çıkan yaşlı stajyer ilanıyla her şey değişiyor. İlanı veren şirket Jules Ostin’in (Anne Hathaway) patronluğunda henüz 1 yıl önce kurulmuş fakat bu kısa süreç içinde çok hızlı büyümüş bir internet elbise satış mağazasıdır. Jules zor bir karaktere sahip, 21. yüzyılı temsil eden hırslı, daha iyisini isteyen, kendine güvenen, güçlü, anlaşması biraz zor, bir kadın figürü canlandırırken, Ben ise 70’li yılların centilmen jön erkeklerinden; hani şu cebinde mendil taşıyan, her gün tıraş olanlardan. Bu filmde eski ve yeninin birbirine olan ihtiyacı ve aslında birbirlerinden hiç kopmadıklarını görebiliyoruz. Hani bazen ‘o fikir eskidi artık ya’ deyip bazı şeyleri bir kenara atıyoruz ya, aslında tecrübelerin asla eskimediklerini ve onlara hep ihtiyacımız olduğunu görebiliyoruz bu filmde.

Eleştiriye açık, araştırmacı, sağduyulu, dürüst, emeğiyle para kazanan insanlar için nefes alabilecekleri bir düzende yaşama şansı gün geçtikçe azalıyor gibi. Ortalık nagatif örneklerle doluyken çocuklarımızın ve gençlerimizin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olmaları için gösterdiğimiz çaba da karşılığını bulamayabiliyor. Konfüçyüs yüzyıllar önce “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir” demiş. Yine Konfüçyüs “bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir” demiş.

İdeal bir dünyada yaşamadığımızın bilincindeyim fakat temennim o ki hepimiz güneşin hiç batmadığı ortamlarda olalım, çalışalım, yaşayalım.

Avatar

Sema Tüfekçiler

sematufekciler@gmail.com

İlginizi Çekebilir