Kasım ayı

GEÇEN sayımızın konusu Ekim ayıydı.

Haydi bu sayımızın yazısı da Kasım ayı olsun.

Zamana yetişmek zor. Tasarruf edemediğimiz tek şey zaman. Zamanı kumbaraya atıp, ihtiyaç anında kullanmak üzere biriktiremiyoruz. Keşke böyle bir imkânımız olsa. Maalesef böyle bir imkân yok. Buna rağmen zamanı insafsızca israf ediyoruz.

Yaş ilerledikçe zamanın akışı daha hızlanıyor. “Durdurun zamanı inecek var” diyerek zamanı istediğimiz bir yerde durdurup, yine istediğimiz zaman başlatabilmek mümkün mü? Tabii ki değil. İnenler bir daha binemiyorlar. Zaman akıp gidiyor.

Tarihimizde büyük zaferlerin yaşandığı Ekim ayı da diğerleri gibi göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti. Kasım ayı geldi çattı.

Kasım ayı bende hep hüzün yaratmıştır. Nasıl yaratmasın? Yüce Önder’imizi Kasım ayında kaybettik. Kasım ayının kaderi midir nedir bilmiyorum ama Kasım benim için hep kayıpların yaşandığı bir ay oldu. Öyle olmaya da devam ediyor. Değerli büyüğümüz Erdoğan Sergici’yi bu ay içinde kaybettik. Nurlar içinde yatsın.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi, “meçhule giden gemiler” limandan daha sık kalkmaya başladılar.

Aslında yaşlanabilmek Yüce Allah’ın bize sağladığı bir lütuf. “Yaşlandık” diye üzülmemeli, aksine “yaş aldık” diye sevinmeli.

Yaşımız ilerledikçe kalan zamanın değeri de bir o kadar artıyor, o zaman yapacağımız tek şey, günü yakalamak ve yaşadığımız her anın tadına varmak.

Unutmayın, çok geç diye bir zaman yoktur, sadece yaşanmamış ve israf edilmiş zaman vardır.

Haydi, yine Can Yücel’e kulak verelim ve yaşa başa bakmadan kalan hayatımızı doya doya yaşayalım.

“Boş ver be yaşı başı!
……….
Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere…
O çizgilerin yüreğine neler kazandırdığını düşün,
Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü.
Öl gitsin…
Boş ver be yaşı başı,
Kim tutar seni kim,
Kendi yüreğinden başka kim?

Aklını al da öyle git
İster bir duvara,
İster bir odaya,
İster kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini onlar da gelir seninle
Bırakmadıkça birine
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
Seveceksen ve öleceksen uğruna…

Yaşa be! Yaşa da öyle git gireceksen toprağa,
Yaş 70’e gelmiş ama hayat daha bitmemiş,
Sen mi biteceksin?

Çekeceksen bile bayrağı.
Yaşadım ulan dibine kadar.

Diyemeyecek misin?”

Tam benim yaş grubumda olanlar için çok güzel bir şiir, değil mi?
Ancak daha genç yaş grubunda olanlar da ustaya kulak vermeli…
Yaşa başa bakmayın, hayat geçiyor; mutlu yaşayın, mutlu yaşatın.

İstanbul, 22 Kasım 2022