Japon hayranlığım
Futbol, bir bayan olarak çok ilgi alanıma girmese de Dünya Kupası maçlarının olduğu yıllarda ister istemez çevremde konuşulan konulardan dolayı ben de maçların gidişatı hakkında bilgi sahibi oluyorum. Bu yıl Katar’da düzenlenen Dünya Kupası, organizasyonun yapıldığı ülkenin sıra dışı olmasından dolayı zaten yeterince ilgi odağı olmuşken benim gibi pek çok insanın da dünya kupasını radarına almasının sebebi aslında Japonya’nın maçlarda gösterdiği sıra dışı performanstı. Japon takımı, İspanya karşısında tartışmalı olan gollerinin geçerli olmasıyla mucize bir şekilde galibiyete imza attı ve İspanya, Almanya gibi takımların olduğu gruptan lider olarak çıktı. Bu başarıları ile kupada hafızalara kazınacak olan Japonya, asıl, taraftarlarının maç sonrasında stadyumu temizlemeleri ile tüm dünyadan alkış alarak hafızalarına kazındı. Evet, yanlış duymadınız, tüm stadyumu ellerinde plastik poşetlerle çöpleri toplayarak temizlemiş Japon taraftarlar. Bizim gibi elinde ne olursa olsun umrunda olmadan sokağa fırlatan bir toplumun bireyleri için inanılmaz bir durum ama Japonlar bunun kültürlerinden geldiğini söyleyerek yine şaşırttı herkesi ve beni. Yahu bizim niye böyle bir kültürümüz olamamış diye de beni düşüncelere gark etti tabii sevgili Japon halkı. Bu konuda kendisine soru sorulan bir Japon taraftar herhalde bundan daha doğal ne olabilir, biz insanız tabii kirlettiğimiz yeri temizleyeceğiz mealinde ‘Bu Japonya’nın bir kültürü. Kirlettiğimiz yerleri temizlemek zorundayız. İnsanlara yardım etmeliyiz. Diğer ülkelerin taraftarları da bunu yaparsa bundan çok memnun oluruz’ diye cevap vermiş. İnsanın gözleri yaşarıyor valla. Hiç birinizin böyle bir zorunluluğu yok, o stadyum maaşla çalışan temizlik görevlileri tarafından zaten temizleniyor, ne diye yoruyorsunuz kendinizi sevgili Japon halkı diyesim geliyor içimden. Ama anlıyorum ki, bizim kültürümüzde maalesef yeri olmayan doğaya, insana saygı kavramını o kadar içlerine yerleştirmişler ki bundan daha farklısını düşünemiyorlar Japonlar ya da düşünüyorlar da kültürün mü çok kölesi haline gelmişler alın size bir düşünme pratiği işte. Ama böyle kültürün de kölesi olunur değil mi? Sebep ne olursa olsun aşağıda vereceğim ülkemden tatsız manzaralar düşünülünce Japonların elini öpesi geliyor insanın. Bizim ülkemizde bırakın çevreden çöp toplamayı kimse yere çöp atana ses çıkarmaz. Sahiller, piknik alanları, caddeler, sokaklar plastik şişeler, bebek bezleri, izmaritler, poşetlerle doludur. İnsanımız bilir ki ses çıkarırsa başı belaya girebilir. Bu yüzden içinden küfreder ve geçer gider çöp atanı gördüğünde. Çocukluğumda yaşadığımız mahallenin boş arsalarının duvarlarında “Buraya çöp atan hayvandır” tarzında benim en kibar örneğini verdiğim bu caydırıcılığı ümit edilen cümleler de pek işe yaramadı toplumumuzda. Her yer çöplerle doldu. İşin ilginç yanı bu sorunun temeline indiğimizde sadece eğitimsizlik kaynaklı olmadığını görüyoruz. Eğitimli, eğitimsiz, yaşlı, genç, kadın, erkek çok fark etmiyor. Bu konuda bayağı el birliğiyle çalışıyoruz. Çoğunluğu üniversiteli gençlerden oluşan katılımcıları ile Zeytinli Rock Festivali ve Interrail Türkiye grubunun yaptığı Bolu Kampı sonrasında da tertemiz alanların çöp içinde bırakıldığını okuduk, takip ettik maalesef. Yani konu eğitim meselesi olmaktan çok daha ötede, daha derin. Geçim derdi insanımızı sardıkça onları daha öfkeli, daha vahşi, doğaya ve insana daha saygısız olma yolunda hızla ilerletiyor gibi. Ben böyle açıklayabiliyorum durumu. Aile içinde de yeterli ilgiyi, sevgiyi, saygıyı, maddi desteği alamadan büyüyen çocuklar daha duyarsız olabiliyorlar yetişkin olduklarında. Konu dönüp dolaşıp ekonomik sebeplere dayanıyor gibi. Tabii yerel ve genel otoritelerin gerekli önlemleri alıp, kontrolleri ve cezaları etkin bir şekilde uygulayamaması da ortamı dingonun ahırına çeviriyor pek çok yerde. Dünya’da pek çok ülke ve şehir gezdim ve çok genç yaşlarımdan itibaren, herhangi bir yere gittiğimde ilk önce trafiğin nasıl işlediğine bakarım ve ikinci olarak da umumi tuvaletlerin genel durumuna bakarım ve bugüne kadar hiç yanılmadım çıkarımlarımda ki, medeniyet seviyesi yükseldikçe her ikisinin de durumu olumlu yönde gayet bizden açık ara ileride oluyor. Biz Ortadoğu (!) ülkesiyiz, kültürümüz böyle, ne yapsak boş demek geleceğimiz adına pek akıllıca değil. Her şeyden önce insanların içine insan, doğa, çevre, ülke, dünya sevgisi yerleştirmek gerekli gibi. Evet ekonomik kaynaklı duyarlılık sorunları var ama zihinlere, gönüllere bu sevgiyi ekmek bedava. Keşke başarabilsek.
