Hızlanan küresel ısınma sigorta sektörünü yeni risklerle karşı karşıya bırakıyor

Hızlanan küresel ısınma sigorta sektörünü yeni risklerle karşı karşıya bırakıyor

NASA’nın uydu verileri, Dünya’nın enerji hızının son 20 yılda iki katından fazla arttığını ortaya koydu. Bilim insanları mevcut iklim modellerinin bu değişimi öngöremediğine dikkat çekerken, sigorta sektöründe felaket modellemesi, risk fiyatlaması ve uzun vadeli senaryoların yeniden şekillenebileceği değerlendiriliyor.

Dünya’nın uzaya yansıttığı güneş ışığı miktarının azalması ve gezegenin enerji emme hızının son 20 yılda iki katından fazla artması, iklim değişikliği tartışmalarının ötesinde sigorta sektörü açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Bilim insanları, gözlemlenen değişimin mevcut iklim modellerinin öngördüğünden daha hızlı gerçekleştiğine dikkat çekerken, bu durumun felaket modellemesi, risk fiyatlaması ve uzun vadeli sigorta varsayımlarının yeniden değerlendirilmesini gerektirebileceği belirtiliyor.

NASA’nın Bulutlar ve Dünya’nın Radyant Enerji Sistemi (CERES) uydularından elde edilen verilere göre Dünya’nın enerji dengesizliği (EEI), 2000-2010 ile 2013-2023 dönemleri arasında yaklaşık iki katına çıktı ve yükseliş eğilimini sürdürdü. EEI, Dünya’nın emdiği güneş enerjisi ile uzaya geri yaydığı ısı arasındaki farkı ifade ederken, uzun vadeli küresel ısınmanın temel göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.

MEVCUT MODELLER SORGULANIYOR

Felaket modellerinin temelini oluşturan fiziksel varsayımların, gezegenin enerji bütçesinin beklenen şekilde ilerlediği kabulüne dayandığı belirtiliyor. Ancak uydu verileriyle ortaya çıkan yeni tablo, bu varsayımların yeniden gözden geçirilmesini gündeme taşıyor.

ETH Zürih’ten Reto Knutti, mevcut eğilimin devam etmesi halinde kısa vadeli küresel ısınmanın mevcut konsensüs tahminlerinden %10 ila %30 daha yüksek gerçekleşebileceğini öngörüyor. Washington Üniversitesi’nden Kyle Armour ise mevcut iklim modellerinin bazı süreçleri tamamen gözden kaçırmış olabileceğini ifade ediyor.

Hamburg’daki Max Planck Meteoroloji Enstitüsü Başkanı Bjorn Stevens da son yirmi yıllık uydu ve okyanus gözlemlerinin iklim bilimi açısından “oyun değiştirici” nitelikte olduğunu değerlendiriyor.

SENARYO MODELLERİNDEKİ EKSİKLİKLER YENİDEN GÜNDEMDE

WTW Araştırma Ağı’ndan Rowan Douglas ve çalışma arkadaşlarının daha önce dikkat çektiği doğrusal olmayan iklim riskleri de yeniden tartışılıyor. Mevcut senaryoların buz tabakalarının çökmesi gibi kritik dönüm noktalarını yeterince yansıtmadığı, son uydu verilerinin ise bu eleştirileri desteklediği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre yalnızca bölgesel iklim eşikleri değil, küresel enerji dengesindeki değişim de mevcut modellerin öngördüğünden daha hızlı ilerliyor. Bu durum, uzun vadeli felaket modellemelerinin güvenilirliğini doğrudan etkileyebilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.

KORUMA AÇIĞI BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR

İklim risklerinin ekonomik etkisi artarken sigorta koruma açığındaki büyüme de sürüyor. Swiss Re Institute verilerine göre küresel doğal afet koruma açığı 2025 yılında 424 milyar dolara yükseldi. Bu tutar bir önceki yıl 395 milyar dolar seviyesindeydi.

Doğal Afet Sigorta Direnç Endeksi ise son on yılda yalnızca sınırlı bir iyileşme gösterdi. Endeks, 2015’te %25,3 seviyesindeyken 2025 itibarıyla %27,3’e çıktı.

Kuzey Amerika 140 milyar dolarla en yüksek koruma açığına sahip bölge olurken, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika 90 milyar dolarla ikinci sırada yer aldı. Gelişmekte olan ülkelerde ise doğal afet kaynaklı ekonomik kayıpların %80 ila %90’ının sigortasız kaldığı belirtiliyor.

Swiss Re Institute, sigortalı afet kayıplarındaki yıllık %5-7 büyüme eğiliminin sürmesi halinde küresel sigortalı kayıpların 2025’teki 107 milyar dolardan 2030 yılında 186 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor.

Avrupa Sigorta ve Mesleki Emeklilik Otoritesi (EIOPA) de 1980-2024 döneminde Avrupa’da aşırı hava olaylarından kaynaklanan kayıpların yalnızca dörtte birinin sigortalı olduğunu bildiriyor. Almanya Sigorta Birliği ise iklim kaynaklı hasarların artmasıyla birlikte ülkede konut sigortası primlerinin önümüzdeki on yıl içinde iki katına çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

BÖLGESEL RİSKLER DAHA BELİRGİN HALE GELİYOR

Bilim insanları, bazı küresel iklim eşiklerinin belirli bölgelerde çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

İngiltere üniversite çalışanlarının emeklilik fonunu yöneten USS Investment Management, Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı’nın (AMOC) çöküşü ile donmuş toprakların çözülmesini önümüzdeki 15-20 yıl içinde dikkate alınması gereken riskler arasında değerlendiriyor.

Bloomberg’de yer alan modellemelere göre AMOC’un çökmesi halinde İngiltere’de kış sıcaklıkları -20 dereceye kadar düşebilir, Arktik deniz buzunun ise Doğu Anglia’ya kadar ilerleyebileceği öngörülüyor. Aynı dönemde bazı bölgelerde yaz aylarının daha sıcak ve kurak geçmeye devam etmesi bekleniyor. Böyle bir senaryonun tarım, heyelan ve ısınma kaynaklı hasarları aynı anda etkileyebileceği belirtiliyor.

YATIRIMCILAR KRİTİK EŞİK SENARYOLARINA YÖNELİYOR

Kurumsal yatırımcılar da iklim risklerini uzun vadeli yatırım kararlarına dahil etmeye başladı.

JPMorgan’ın Küresel İklim Danışmanlığı Başkanı ve eski NOAA Baş Bilimcisi Sarah Kapnick, yatırımcıların artık iklim kaynaklı “kara kuğu” senaryolarını değerlendirdiğini belirterek, sistemlerin toplumların uyum sağlayabileceğinden daha hızlı kritik eşiklere ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Standard Life’ın gelecek yıl 317 milyar sterlinlik portföyünde kritik eşik senaryolarını test etmeyi planladığı, USS Investment Management’ın ise beş ila on yıllık senaryo ufkuyla çalışmalar yürüttüğü belirtiliyor.

AllianzGI’den Mark Wade, sigorta sektörünün iklim ve biyoçeşitlilik kaynaklı risklerin varlık fiyatlarına yansımasını en erken hissedecek sektörlerden biri olacağını ifade ediyor. Legal & General’ın iklim modelleme ekibi ise enerji dönüşümüne ilişkin beklentilerin zayıflamasıyla bazı yatırımcıların en kötü senaryoları dikkate almaya başladığını belirtiyor.

DÜZENLEYİCİ KURUMLAR RİSK YÖNETİMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Farklı ülkelerdeki düzenleyici kurumlar da iklim risklerine yönelik gözetim mekanizmalarını güçlendiriyor.

İngiltere’de Prudential Regulation Authority’nin Aralık 2025’te yürürlüğe giren SS5/25 düzenlemesi, bankalar ve sigorta şirketlerine iklim riskleri konusunda yönetişim, veri yönetimi ve senaryo analizlerini güçlendirme yükümlülüğü getiriyor. Düzenleme, iklim risklerinin doğrusal olmayan ve geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini de kabul ediyor.

ABD’de Ulusal Sigorta Komiserleri Birliği (NAIC), mülk ve kaza sigortası şirketlerinden 2040 ve 2050 yıllarına yönelik kasırga ve orman yangını riskleri için iklime uyarlanmış olası maksimum kayıp hesaplamalarını açıklamalarını istiyor. Bildirim süreci 2024 yılında başlarken 2026 sonuna kadar devam edecek.

Avrupa’da ise EIOPA, 2024 yılından bu yana sigorta şirketleri, bankalar ve emeklilik fonları arasında koordineli iklim stres testleri yürütüyor. Kurum ayrıca hane halklarının iklim risklerini daha iyi değerlendirebilmesi amacıyla PROTECT adlı yeni bir talep tarafı aracını da destekliyor.

Bununla birlikte mevcut düzenlemelerin hiçbiri henüz sigorta şirketlerinden doğrudan kritik iklim eşiklerini modellemelerini istemiyor. Ancak düzenleyicilerin ortak görüşü, geçmiş hasar verilerinin gelecekteki riskleri tek başına açıklamakta giderek yetersiz kaldığı yönünde şekilleniyor.

FİYATLAMADA YENİ DÖNEM GÜNDEME GELİYOR

Exeter Üniversitesi’nden iklim bilimci Tim Lenton, geri döndürülemez değişimlerin görüldüğü durumlarda piyasaların hasar gerçekleşmeden önce fiyatlamalarını güncellemesi gerektiğini savunuyor.

Uzmanlara göre sigorta sektörü de bu doğrultuda felaket modellemelerinin zaman ufkunu genişletmeye başladı. IPCC senaryolarını temel alan yeni sel veri setleri ile Munich Re ve AXA XL gibi şirketlerin geliştirdiği iklim odaklı modelleme araçları bu dönüşümün örnekleri arasında gösteriliyor.

Ancak bilim insanları, Dünya’nın enerji emme hızındaki artış mevcut modellerin öngördüğünden daha hızlı devam ederse, sigortacıların faaliyet gösterdikleri pazardan bağımsız olarak risk fiyatlamalarını beklenenden daha kısa aralıklarla güncellemek zorunda kalabileceklerini değerlendiriyor.

Şimdilik sektörün bu gelişmeyi tek başına bir risk olarak değil, mülk, hayat ve sorumluluk sigortaları başta olmak üzere tüm branşlardaki riskleri artıran temel bir çarpan olarak ele aldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre bundan sonraki süreçte belirleyici olacak unsur ise sigorta modellerinin, uyduların ortaya koyduğu yeni iklim verilerine ne kadar hızlı uyum sağlayabileceği olacak.

Yorum yazın