Her hasar peşinden güveni getirebilir!
Ülkemizin mega kenti İstanbul, 18 ve 27 Temmuz tarihlerinde sel, kayısı büyüklüğündeki dolu yağışı ve şiddetli fırtınalarla boğuştu. 9 gün içinde iki defa gerçekleşen doğa olayları çok kısa sürmesine rağmen geride birçok hasarlı ev, işyeri ve araç bıraktı. En büyük tesellimiz can kaybının olmaması. Afet derecesindeki yaşananların hemen ardından sigortacılık tartışılmaya başlansa da, sigorta şirketleri önceki bu tür olumsuz durumlardan ders çıkarmışçasına hızla açıklamalar yaptılar. Sigortalılarının yanında olduklarının altını çizdiler. Sigortalı vatandaşlarımız bu açıklamalar sonrasında bir nebze de olsa, yaşananları unutarak hayatlarına kaldıkları yerden devam etme imkânını elde etmiş oldular. Sigorta konusunun tartışmaların dışında kalması sonrasında en çok öne çıkan konu ise, bundan sonra bu tür doğa olaylarının başta iklim değişikliği olmak üzere mega kentlerdeki bozuk yapılaşma nedeniyle sıklığının artacağıydı. Sigorta sektörünün başarılı bir sınav verdiği iki farklı günde yaşanan durumlar sonrasında bu tür olayların artacağı öngörüsünden yola çıkarak, sigorta=güven çıkarımının arlık gerçekleştirilebileceğini bekleyebiliriz. İstanbul’da yaşanan afet niteliğindeki doğa olayları sonrası sigorta sektörünün 500 milyon liraya yakın bir tutarda tazminat ödeyebileceği konuşuluyor. Rakamlar henüz netleşmedi. Fakat konuşulan rakamlar dahi sigorta sektörün ne kadar vazgeçilmez olduğunu bize kanıtlamaya yetiyor.
“Sigorta toplumsal bir dayanışmadır”
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Can Akın Çağlar’ın sektörün yarıyılının değerlendirildiği basın toplantısında yaşanan son doğal afetler konusunda sektör olarak üstlendikleri sorumluluğa değindi. Çağlar’ın “Sigorta toplumsal bir dayanışmadır, istikrar ve güven ortamı sağlar” sözü de altı çizilmesi gereken çok önemli bir mesajdır diye düşünüyorum. Unutmamak gerekir ki her olumsuz durum, fırsatlar da doğurur. Dileğimiz, karşısında duramayacağımız afet gibi büyük doğa olaylarının hiç yaşanmaması. Fakat yaşananlar sonrasında da sektörün neler yaptığını tüm şeffaflığıyla anlatması, afet gibi durumlarda sigortalıların yanında durarak güven aşılamaya çalışması çok önemli bir kazanım olacaktır diye düşünüyorum. TSB Başkanı Çağlar’ın da bu düşünce temelinden yola çıkarak sigortanın istikrar ve güven sağladığına dikkat çektiğine inanıyorum. Tabii ki merkezinde insanın olduğu bir sektöre yönelik güveni de insanların yarattığını unutmayalım…
