Hasar yönetiminde yeni teknikler
SİGORTACILIK için üç önemli aşamada sigorta şirketi ve sigorta ettirenin yerine getirmesi gereken sorumluluklar bulunmaktadır. Bu üç aşamaya baktığımızda;
• Sözleşme öncesi,
• Sözleşme sırasında,
• Sözleşme sonrasında,
Konumuz “hasar” olduğuna göre; sözleşme öncesi ve sözleşme sırasında tarafların yerine getirmesi gereken sorumlulukları geçip doğrudan Hasar Yönetimini ilgilendiren “sigorta himayesi sağlandıktan sonraki” sorumluluklara bakalım.
Sigorta himayesinin başlamasından sonra sigortalının birincil ödevi belirlenen poliçe primini ödemek ve riziko gerçekleştiğinde durumu hiç zaman kaybetmeden sigortacıyı bildirmektir. Sigorta şirketinin ilk sorumluluğu ise kendisine ihbar olunan hasar/zararı tazmin etmektir.
Her ne kadar taraflar hasar ihbar ve tazmin sorumluluğunu yerine getiriyor ise de burada önemli olan bir hususu belirtmekte yarar bulunmaktadır. Hasar işlemi bir süreç olduğuna göre bu süreci tarafların hak ve menfaatlerine uygun olarak yönetmek ve gerçek zararı objektif ölçülerde saptamak gerekli ve zorunludur.
Zorunludur diyoruz çünkü; günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler ile artık klasik hasar tespileri yerine teknolojinin ve hukuk ilkelerinin tüm olanaklarından yararlanıp gerçek hasarı belirlerken hasarın KÖK NEDENLERİNİ (Causa Proximate) diğer bir söylem ile yakın sebebini de belirlememiz gerekecektir.
Sigorta maliyetlerinin arttığı, rekabet nedeni ile poliçe primlerinin ve mali gelirlerin düştüğü piyasada rizikonun kök nedenini/yakın sebebini bulup oraya çıkan RÜCU imkanları ile sigorta şirketinin hasar maliyetlerini minimize etmek artık zorunlu hale gelmiştir.
“Hasarın kabulü sürecine geçebilmek için kök neden ve sonrasında sözleşme ile ilişkilendirilecek yakın sebep illiyet bağının somutlaştırılması gerekir. Bu çalışmalar gerçekleştirilmeden sürece geçilir ise hasar dosyası eksik ve hatalı düzenlenmiş olacaktır. Riskin gerçekleştiğini görerek sonuçlarını değerlendirip hasar ve kayıpların ekonomik maliyetini hesaplamak sadece sürecin son aşaması ve küçük bir parçasıdır.
Uzmanların tespit ettiği kök neden ile sigortacılar yakın sebep analizi de yaparak teminat kapsam analizinde ilerleyebilirler. Gerçekleşen riskin sebepleri tespit edilerek hasarın teminat kapsamındaki durumu açıkça ortaya koyulurken bu suretle rücu analizlerine de olanak tanınabilir.
Riskin esaslı unsurlarını tespit etmeden sürece devam edilmesi, hak kayıpları sebepsiz zenginleşme, rücu ve hasar giderme yöntemi dahil hiçbir ana unsurun dikkate alınmaması anlamı taşır.” (Milli Reasürans – Reasürör Dergisi Nisan 2020 Sayfa 4 – Mustafa Nazlıer)
HASAR SÜRECİNİ KİM YÖNETECEK?
Bu noktada önemle vurgulamak isterim ki Hasar Yönetimi, temelinde hukuk ilkeleri ve Teknolojik uygulmaları olan bir süreç olduğundan öncelikle sigorta şirketlerinin hasar yöneticilerinin bu tür yönetsel kültürü kendilerine şiar edinmiş olması gerekiyor.
Değişime açık ve teknolojik olanakları kullanan, hukuk ilklerini çok iyi bilen hasar yöneticisi tabi ki kendi mesleki görüşülerine koşut ve istenen teknolojik donanıma sahip sigorta eksperi ile iş birliği yapacak, gerçek zararı objektif kriterler ile belirlerken kendi sigorta şirketinin menfaatlerini de adil bir biçimde korumuş olacaktır.
Özellikle Endüstriyel hasarlarda Hukuk (Sigortacılık Kanunu, TTK, Türk Borçlar Kanunu) ilkelerini ve Teknolojiyi kullanarak hasar sürecini yönetip gerçek zararı tespit edebilirsiniz. Diğer yandan rizikonun yakın sebebibi saptayıp rücu haklarınızı garanti altına alır iseniz hasar maliyetlerinin bir süre sonra en gerçekçi rakamlara indiğini görebilirsiniz.
Bazı sigorta şirketlerimizin bu gelişmelere kolaylıkla ayak uydurduğunu ancak bazı şirketlerimizin ise eski yöntem ve sistemleri kullandığı yani statükocu anlayışı devam ettirdiğini incelediğim dava dosyalarından görebiliyorum.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sigorta şirketleri teknolojiyi en iyi kullanan kurumlar olduğundan başta yapay zeka yazılımları olmak üzer Hasar Yönetim süreçlerinde yeni tekniklerin eski yapıların yerini alacağına inanıyorum.
