Gelişmekte olan ülkeler zenginleşemeden fakirleşiyor

 Gelişmekte olan ülkeler zenginleşemeden fakirleşiyor

Dünyanın genç nüfuslu ve hızla gelişmesi beklenen pazarları nüfus olarak yaşlanmaya başladı. Swiss Re yayınladığı Sigma 2 raporunda gelişmekte olan pazarlar için çalışan nüfusun emeklilik birikimleri açığının yılda 5,4 trilyon dolara ulaştığı tahmininde bulunuyor. Ekonomik olarak kalkınmanın farklı seviyeleri göz önüne alındığında bu tasarruf açığı, gelişmekte olan ülkelerin ‘zenginleşemeden yaşlanma’ süreci yaşadığının altını çiziyor.

Son yıllarda yayınlanan raporlarda dünyanın genç nüfuslu ve yükselmekte olan pazarlarının artık hızla yaşladığı görülüyor. Doğum oranlarının düşmesi ve beklenen yaşam süresinin uzaması, sürdürülebilir emeklilik planlarının finanse edilmesini güçleştiriyor. Swiss Re yayınladığı Sigma 2 raporunda gelişmekte olan pazarlar için çalışan nüfusun emeklilik birikimleri açığının yılda 5,4 trilyon dolara ulaştığı tahmininde bulunuyor. Bu da emeklilik yıllarının toplamı için 106 trilyon dolar yani gelişmekte olan ülkelerin GSYİH’sinin yaklaşık 3 katına eşit. Ekonomik olarak kalkınmanın farklı seviyeleri göz önüne alındığında bu tasarruf açığı, gelişmekte olan ülkelerin ‘zenginleşemeden yaşlanma’ süreci yaşadığının altını çiziyor. Her çalışanın yaklaşık 40 bin dolar (yıllık gelirinin yaklaşık 8,5 katı) kadar emeklilik tasarruf açığı var. İş hayatı süresince birikimi yapılmayan bu tutarlar, bireylerin emeklilik hayatı süresince potansiyel mali yük olarak karşılarına çıkıyor. Rakamlar bölgelere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Kişi başına düşen gelirin fazla olması ve uzun vadeli faiz oranları ile gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde bir çalışanın emeklilik tasarruf açığı 110 bin dolar olurken Latin Amerika ve gelişmekte olan Asya pazarlarında bu rakam iki kat daha fazla. Artan ölüm ve sağlık riskleri için küresel koruma açığının yaklaşık %60’ı gelişmekte olan pazarlarda olmak üzere, prim eşdeğeri olarak bakıldığında tasarruf açığının 1,2 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Emeklilik gelirlerinin giderler için yeterli olmaması bireylerin emeklilik hayatlarında mali sorunlar yaşamaması için ek tasarruflar sağlaması gerekiyor. 65 yaş üstü nüfus olarak değerlendirilen ‘yaşlı nüfus’ oranı her geçen gün artarken, emeklilik sistemleri de baskı altına giriyor.

DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE SEKSENİ

Gelişmekte olan pazarların hızlı nüfus yaşlanması, artan yaşam beklentisi ve doğum oranlarının gerilemesi ekonomik ve sosyal görünümlerini değiştiriyor. Genç ve çalışan nüfusun ekonomik büyümeyi yönlendiren payı ortadan kalkarken yaşlı nüfus oranı giderek artış gösteriyor. 2050 yılına kadar, gelişmekte olan ülkeler 65 yaş ve üstü 1,54 milyarlık nüfusun neredeyse %80’ine ev sahipliği yapacak. Demografik yapıda görülen bu değişiklikle beraber emeklilik sistemleri ve bireylerin emeklilik süreçlerindeki gelir dağılımı da daha önemli hale geliyor. Bu verilere rağmen çalışan nüfusun ortalama olarak sadece %30’u herhangi bir emeklilik gelir planına dahil olmuş durumda. Gelişmekte olan ülkeler, son 10 yıl içerisinde ekonomik büyümesinin çoğunluğunu genç iş gücü ve emeği tarafından sağladı. Emeklilik tasarruflarının büyük çoğunluğu çalışma çağındaki yıllarda en yüksek düzeyde olurken, hızlı sermaye birikimi ve yüksek tasarruf ve yatırım oranları ile kişilere ilerleyen yaşlarda getiri sağlıyor. Bu demografik temettü (bir ülkenin demografik yapısındaki bir değişikliğin ekonomik büyümeye katkısı) Birleşmiş Milletler’in tahminine göre 1970’ler ve 2010’lar arasındaki yıllık ekonomik büyüme ortalama %0,3 ile %0,5 oranında katkıda bulundu.

BAĞIMLILIK ORANI GİDEREK ARTIYOR

Zenginleşemeden yaşlanma gerçeği ile yüz yüze olan gelişmekte olan pazarlarda bu demografik temettü hızla olumsuz bir faktöre dönüşüyor. Yaşlanan nüfus, azalan işgücü, daha düşük üretkenlik ve yavaşlayan ekonomik büyüme riskleri bu gelişimin önüne geçen en büyük riskler oluyor. Çalışma çağındaki nüfusun azalırken, artan yaşlı nüfusun desteklenmesi, bağımlılık oranının artması ve emeklilik sistemlerinin zorlanması gibi birçok alt başlığı ortaya çıkıyor. Bağımlılık oranı, yaşlanan nüfusu desteklemenin genel ekonomi üzerindeki yükünü ölçer. Bu oranın yüksek olması demek ekonomi üzerindeki yükün de o kadar artması anlamına geliyor. Gelişmekte olan ülkelerin bağımlılık oranını incelediğimizde 2020 ile 2050 yılları arasında bu oranının keskin bir şekilde artması bekleniyor.

EMEKLİLİK SİSTEMLERİ ÜÇ KADEMEDEN OLUŞUYOR

Gelişmekte olan pazarların çoğuda emeklilik sistemleri üç ayrı kademeden oluşuyor. Birinci kademe: Doğruda hükümetin mali dengesinden finansa edilen, tipik olarak sabit oranlı temel kamu emekli maaşı. OECD’ye göre, dünya çapındaki tüm ülkeler bu sistemin farklı biçimlerinden birini sunuyor. İkinci kademe: Devlet tarafından tanımlanmış, katkıya dayalı emekli maaşı. Çalışanlar ve işverenlerin katkıda bulunması ile fon birikimi sağlanır, çalışanların kazanç geçmişiyle bağlantılıdır. Gelişmekte olan pazarlarda daha çok ilgi görür. Üçüncü kademe: Özel ve gönüllü emeklilik fonlarından oluşur. Gelişmiş pazarlarda daha çok görülür.

2 MİLYAR İNSAN KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 2 milyar insan kayıt dışı çalışıyor ve neredeyse tamamı sosyal korumadan yoksun. Gelişmekte olan birçok Asya ülkesinde düşük gelirli emeklilik sistemleri mevcut. Toplam istihdamın %80’inden fazlasının tarım dahil kayıt dışı sektörlerde çalıştığı Hindistan ve Endonezya’da emeklilik sistemine dahil olanların oranı sadece %8. Kayıt dışı iş gücünün resmileştirilmesi emeklilik sistemlerine de katkı sağlayacaktır.

EMEKLİLİK SİSTEMLERİNE COVID-19 DAMGASI

Gelişmekte olan pazarlarda emeklilik sistemleri baskı altında. Emekli maaşlarına yapılan kamu harcamalarının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte önemli ölçüde artacağı tahmin ediliyor. COVID-19 pandemisinin getirdiği mali yük ise bu durumu daha da kötü bir hale getiriyor. COVID- 19’un ekonomik büyüme üzerindeki şok etkisi geçici olarak görülse de mevcut ve gelecekteki borçlanma ihtiyaçlarını artırması bekleniyor. Gelişmekte olan pazarlarda kamu borcunun GSYİH’ye oranı 2007 yılında %38’ken 2019 yılında %53’e ve 2020 yılında ise %63 seviyesine yükseldi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Asya Kalkınma Bankası (ADB) Asya ülkelerinde genç işsizlik oranlarının COVID-19 öncesi seviyesine kıyasla en az iki kat artmasını bekliyor. Emeklilik sistemleri üzerindeki baskı, hükümetlerin ve bireylerin gelecekte mali stresle karşı karşıya kalacağını gösterirken, gelişmekte olan piyasaların emeklilik tasarrufları, mevcut çalışan nüfusun emeklilikleri için ihtiyaç duyulan finansmanın gerisinde kalıyor. Gelişmekte olan pazarlar için çalışanların emekli olduğu her yıl için 5,4 trilyon dolar, tüm emeklilik yılları için kümülatif olarak 106 trilyon dolar tasarruf açığı tahmin ediliyor. Bu toplam açık, gelişmekte olan ülkelerin 2019’daki GSYİH’sinin yaklaşık üç katına denk geliyor. Çalışan başına emeklilik tasarruf açığına bakıldığında ise ülkeye göre Endonezya’da 9 bin dolar, Polonya’da ise 234 bin dolar arasında değişiyor. Yükselen pazarların daha düşük ekonomik gelişme düzeyi göz önüne alındığında, tasarruf açığı yakın zamanda harekete geçilmesi gerektiğini gösteriyor.

ÇALIŞAN BAŞINA 40 BİN DOLAR AÇIK VAR

Çalışan başına emeklilik tasarruf açığı, kişilerin emeklilik sonrası yaşamlarını desteklemek için mevcut çalışanlar üzerindeki potansiyel mali yükü temsil ediyor. Her çalışanın yaklaşık 40 bin dolar (yıllık gelirinin yaklaşık 8,5 katı) kadar emeklilik tasarruf açığı bulunuyor. Yaşam standartlarının korunması için gerekli olan emeklilik maaşının ortalaması da Sigma raporunda belirtiliyor. Ülkelerin yeterlilik seviyelerine göre %60 ile %30 arasında değişiklik gösteren bu oran, mevcut emeklilik birikimlerinin gelişmekte olan pazarların emeklilik hayatını finanse etmek için ihtiyaç duyduğu toplam paranın sadece %44’ünü karşılayacağını ortaya koyuyor. Bölge olarak incelendiğinde ise emeklilik maaşlarının diğer bölgelere kıyasla daha iyi durumda olduğu Avrupa ön plana çıkıyor.

YILLIK GELİRİN 9 KATI

Raporda emeklilik tasarruf açıkları Asya, Avrupa ve Latin Amerika olarak 3 ayrı bölge üzerinde inceleniyor. Gelişmekte olan Asya pazarına bakıldığında emeklilik tasarruf açığı yılda toplam 3,8 trilyon dolar seviyesinde olurken, çalışan başına emeklilik tasarruf açığı ortalama 50 bin dolar civarında. Ülke özelinde incelendiğinde ise Asya’da en fazla emeklilik tasarruf açığına sahip olan ülke 87 bin dolar ile Malezya oluyor. Bu toplam rakam her bir çalışanın yıllık gelirinin 9 katına tekabül ediyor. Avrupa’da yer alan gelişmekte olan pazarlara bakıldığında ise Asya’ya kıyasla daha iyimser bir tablo mevcut. Emeklilik tasarruf açığı yılda 663 milyar dolar seviyesinde. Ülke özelinde bakıldığında ise çalışan başına düşen açık yüksek seviyelerde. Polonya’da ki çalışanların her biri yaklaşık 234 bin dolar tutarında emeklilik tasarruf açığı ile karşı karşıya. Latin Amerika’ya baktığımızda ise yıllık açık 514 milyar dolar tutarında. Bölgedeki dikkat çeken ülke ise büyük bir çalışan nüfusuna sahip olan ve yıllık 180 milyar dolarlık emeklilik tasarruf açığı bulunan Brezilya.

HAYAT SİGORTALARI ÖNEM KAZANIYOR

Emeklilik birikimleri haricinde önem gösterilmesi gereken bir diğer konu ise hayat sigortaları. Yaşam sürelerinin uzaması ve hastalık-kaza gibi beklenmedik riskler emeklilik sürecini sekteye uğratabilir. Bireylerin yalnızca kişisel tasarruflara değil, aynı zamanda sağlıklarını da güvence altına almaya ihtiyaçları var. Sakatlık, hastalık ve kaza gibi ani gelişen olaylara karşı tıbbi destek ve tedavi güvencesi sağlayan sigorta koruması da uygun bir emeklilik planının yanında bireylere destek sağlayacak güvencelerden biri. Dünya geneline bakıldığında hane halkları için hastalık ve ölüm risklerine karşı korunmada, özellikle gelişmekte olan pazarlarda geniş bir açık görünüyor. Mortalite ve sağlık riskleri için 2020 itibarıyla küresel koruma açığının 1,2 trilyon dolar prim eşdeğeri olduğu tahmin ediliyor. Toplam açığın %60’ının ise gelişmekte olan piyasalardan geldiği öne sürülüyor. Mevcut sigorta korumasının toplam ihtiyaca oranı, gelişmekte olan piyasalarda %27 ile %43 arasında değişiyor, yani ölüm riskinin %57-73’ü koruma altına alınmamış durumda. Mutlak olarak bakıldığında ise gelişmekte olan pazarlar için mortalite koruma açığı 2020 yıl sonu itibarıyla 238 milyar dolar oldu, bu da prim eşdeğeri olarak bakıldığında 700 milyar dolardan fazlaya tekabül ediyor. Bireylerin bu riskleri dengelemek için özel sağlık sigortalarına ihtiyaç duyacağı görülüyor.

TÜRKİYE ÖZELİNDE AÇIK 39 BİN DOLAR

Toplumsal dayanıklılığı güçlendirebilecek sürdürülebilir ve entegre bir emeklilik sistemi; bireyler, işverenler ve kamu tarafı arasında güçlü bir ortaklık gerektiriyor. Gelişmekte olan pazarlara sahip ülkeler, sağlam yasal düzenlemeler, tasarruf eğitimi, vergi muafiyetleri, mali teşvikler ve kamu-özel sektör ortaklığı ile emeklilik sistemi için güçlü temeller atacaktır. Ülkemizde bu örneğe uygun olarak geliştirilen Bireysel Emeklilik Sistemi modeli 2003 yılından beri faaliyette. 17 Eylül 2021 tarihi itibarıyla BES ve OKS toplamında kaydedilen emeklilik birikimi 190 milyar lirayı geçti. 6 milyon 961 bin katılımcının yer aldığı Bireysel Emeklilik Sistemi’ne baktığımızda 17 Eylül itibarıyla biriken toplam fon devlet katkısı ile birlikte toplam 175 milyar 900 milyon liraya ulaştı. Toplam fon büyüklüğünün 153 milyar 94 milyon lirası katılımcılardan gelirken sistemdeki devlet katkısı 22 milyar 799 milyon lira oldu. Sisteme getirilen ve katılımcılardan ilgi gören 18 yaş altının BES’e dahil olabilmesi için yapılan düzenlemeler ile birlikte sistemde biriken fonun yıl sonunda 200 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Otomatik Katılım Sistemi (OKS) tarafına bakıldığında ise 17 Eylül 2021 itibarıyla katılımcı sayısının 6 milyon 44 bin olduğu sistemde toplam fon büyüklüğü ise 14 milyar 500 milyon liraya yükseldi. İşveren sayısının 232 bin olduğu OKS’de sertifika sayısı ise 8 milyon 87 bin olarak kayıtlara geçti. Sigma raporunda Türkiye özelinde verilere de dikkat çekiliyor. Avrupa bölgesinin gelişmekte olan pazarları arasında yer alan Türkiye, 2019 yılı itibarıyla kişi başı 39 bin dolar olan ortalamanın hemen altında 35 bin 469 dolar emeklilik tasarruf açığı ile yerini alıyor.

Esra Nur Mocu

İlginizi Çekebilir