Enva-i çeşit
Bugün çeşitleme yapacağız.
Konumuz, eskilerin deyişiyle enva-i çeşit olacak. Yani yazacağımız belli bir konu yok. Konu bulamayınca böyle oluyor. Aslında konu var da, yerim dar…
Biz de aklımıza takılan gelen başlıklara atıflarda bulunarak çeşitleme yapacağız. Maksat laf olsun torba dolsun. Suya sabuna dokunmadan görevimizi yerine getirmeye çalışacağız. Ortaya karışık bir şeyler yazacağız.
Öyleyse şu “suya sabuna dokunmadan” deyişiyle başlayalım.
Suya sabuna dokunmadan
Anlaşılması zor bir temizlik anlayışıdır. Ne suya, ne de sabuna dokunacaksınız ama pir-ü pak olacaksınız. Acaba kabaran su faturalarından sonra millet, kumla mı temizlenecek? Yoksa mis kokulu sabunlar yerine daha ucuz olan arap sabunu mu kullanacağız? Burası meçhul. Neyse… “Ortaya karışık”la devam edelim.
Ortaya karışık
Daha çok menüden seçim yapmakta zorluk çeken dostların kafa çekmeye gittiklerinde, kendilerine yardımcı olmak için çırpınan garsonun “ne vereyim abime” sorusunu ortadan kaldırmak için yarattığı çözüm önerisidir. Zamanla bütün meyhanelerde anonim bir hal kazanmış olan “ortaya karışık” yöntemiyle müşteri kendi istediğini değil, garsonun seçtiğini yer ve yine garsonun istediği hesabı öder. Bu yöntemin tam tersi uygulama ise, “her şey dahil” esasıyla misafir ağırlayan otellerin “açık büfe” bölümünde gözlenir. Nev-i şahsına münhasır olarak, bireysel tercihlerin serbestçe yapılmasına imkan veren bu uygulama, esas itibariyle “ortaya karışık” yönteminin bir başka türevidir. Tek fark; ortaya karışık yönteminde dört kişinin yer aldığı masaya sığdırılan mezelerin ve ana yemeklerin bu bireysel yöntemde 25 cm çapındaki bir tabağa sığdırılmasıdır. Beceri ister… Tabii paranın peşin olarak ödenmiş olması tabağın içeriğinin de biraz karışık olması sonucunu doğurur. Bu tabaklar balığın, etin, tavuğun, kebabın, pilavın makarnanın, enva-i çeşit salata, sütlü ve hamur tatlılarının ve meyvaların buluştuğu, istiap kapasitelerinin çok üstünde görev yapan emektarlardır. Emektarın tek kusuru, aynı anda çorba konulmasına imkan vermemesidir.
Meze
Garsonun önerdiği “ortaya karışık” konusunun temasını teşkil eden yiyeceklerdir. Kelime Farsça kökenli olup, içki içerken yenilen yiyecek demektir. Kelimenin, “ortaya gelen şey” anlamında Yunanca “mezo-orta” ve İtalyanca “mezzo-orta” kelimelerinden de türediği düşünülmektedir. Türk mutfağında çok önemli bir yer alan meze, ana yemek öncesi yenildiği gibi, çilingir sofralarının da olmazsa olmazıdır. Genelde soğuk olarak küçük tabaklarda servis edilir. Gittiğiniz yerin kalitesiyle ters orantılı olarak, tabakların boyutu küçülürken; doğru orantılı olarak, fiyatları da o kadar büyür. Bazen tabağı o kadar küçültürler ki, küçük kız çocukların oyuncak mutfak takımlarında yer alan tabakları kullandıklarını düşünebilirsiniz. Mutfağımızda enva-i çeşit meze vardır. Türleri saymakla bitmez. Mutfağımızda bir de “türlü” diye bilinen bir yemek daha vardır ki, konumuzu teşkil eden “meze”yle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Türlü
Mevsimine göre türlü türlü yaz ve kış sebzeleri kullanılarak etli ve etsiz olarak yapılan Türk mutfağının önemli bir yemeğidir. Ancak günümüzde patlıcan, kabak, fasulye gibi sebzelerin fiyatı göz önüne alındığında, sadece patatesin ön plana çıkartıldığı bir versiyonu olarak türsüz olarak yapılmaktadır.
Tür deyince aklıma son günlerde çok konuşulan aşı türleri geldi. Son olarak ona da değinelim ve bitirelim. Sinovac, Biontech son olarak da Türkovac olarak bilinen türlerine rağmen, hala aşıya karşı olanlar nedeniyle günlük ölüm sayıları ortalama üçyüzü geçmiş bulunmaktadır.
