El Niño ve La Niña tahminlerinden en iyi şekilde yararlanmanın 5 yolu

El Niño ve La Niña tahminlerinden en iyi şekilde yararlanmanın 5 yolu

Willis Towers Watson Araştırma Ağı, meteoroloji kurumlarının artık aylar öncesinden sunduğu El Niño ve La Niña tahminlerinden nasıl en fazla fayda sağlanabileceğini paylaşıyor.

Kuzey Yarımküre’de bahar mevsimi geldiğinde, birçok iklim bilimci gözünü tropikal Pasifik Okyanusu’na çevirir. Bu dönemde, Pasifik’te yaz aylarında başlayıp kış boyunca süren ve El Niño ya da La Niña olarak bilinen ısınma ya da soğuma eğilimlerinin ilk işaretleri ortaya çıkmaya başlar. Bu okyanus sıcaklık desenleri, etkilerinin önceden tahmin edilmesine olanak tanır.
El Niño genellikle ABD’nin Batı Kıyısı’nda şiddetli sel ve kıyı erozyonlarına, Endonezya’da ise kuraklığa yol açar. La Niña ise ABD’nin güneyinde kuraklık ve orman yangınları ile ilişkilidir; Atlantik’teki kasırga sezonlarının daha sık ve güçlü geçmesine neden olabilir.

Arjantin’de bir çiftlikte büyürken, El Niño akıntısı olarak bilinen bu doğa olaylarının neden olduğu yağış ve kuraklık döngülerine ilk elden tanık oldum. Bu deneyim, beni okyanus ve atmosfer arasındaki etkileşimleri daha iyi anlamaya ve bunları öngörmenin yollarını geliştirmeye yöneltti. Bugün Colorado Üniversitesi’nde bilim insanı olarak, aşırı El Niño olaylarını ve La Niña’nın neden olduğu çok yıllık kuraklıkları daha iyi tahmin etmeye yönelik modeller üzerinde çalışıyorum.

İşte bu tahminlerden en fazla faydayı sağlamak için beş öneri şu şekilde sıralanıyor:

1. El Niño Tahminlerine Güvenmek İçin Mayıs Ayını Bekleyin

El Niño olayları genellikle yaz sonunda başlar ve kışın zirveye ulaşır. Özellikle ilkbaharda yapılan erken tahminler çoğu zaman güvenilir değildir çünkü kısa vadeli ve kaotik hava desenleri yanlış alarm verebilir.
Örneğin, 2014 yılında Şubat ayında atmosferde oluşan desenler güçlü bir El Niño ihtimalini gündeme getirmişti. Ancak Haziran ayına gelindiğinde bu sinyaller ortadan kayboldu ve El Niño gerçekleşmedi. Bu nedenle, El Niño’nun yolda olduğunu gösteren tahminlere güvenmek için en azından Mayıs ayını beklemenizi öneriyorum.

2. La Niña Tahminlerine Güvenin – Özellikle El Niño’dan Sonra

La Niña olayları, okyanus yüzeyinin altındaki yavaş hareket eden dalgalar tarafından yönlendirilir. Bu dalgalar, atmosferdeki rastlantısal dalgalanmalardan daha az etkilenir ve bu nedenle daha öngörülebilirdir.
Özellikle El Niño’nun ardından gelen tahminler genellikle daha güvenilirdir. Örneğin, 2024 yılının Şubat ayında El Niño etkisini sürdürürken yapılan resmi tahminler, 2025 yılı için “nötr” koşulları işaret ediyordu. Ancak ben ve bazı uzmanlar, geçmiş örneklere dayanarak bir La Niña’nın gelişeceğini öngördük ve öyle de oldu. 2024-25 kışında La Niña, ABD’nin güneybatısında kuraklığa ve Atlantik kasırga sezonunun geç başlamasına yol açtı.

3. El Niño’nun Şiddetine Dikkat Edin

Her El Niño olayı aynı etkiye sahip değildir. Bazı yıllarda Pasifik’teki okyanus sıcaklıkları normalin 2°C üzerine çok hızlı bir şekilde çıkabilir. Bu farklılıklar, El Niño’yu izlemek için kullanılan Niño endeksiyle ölçülür.
Dolayısıyla bir El Niño’nun oluştuğu tahmin edilse bile, ne kadar güçlü olabileceğini takip etmek önemlidir. Şiddetini öngörmek zor olsa da, özellikle aşırı yağışlar ve sel riski açısından etkilerin büyüklüğünü belirler. Bu nedenle sadece Mayıs ayına kadar takip edip bırakmayın; en etkili El Niño olayları genellikle Ağustos ve Eylül aylarında hızla güç kazanır.

4. Art Arda Gelen La Niña’lara Hazır Olun

Son yıllarda La Niña’nın iki ya da daha fazla kış üst üste devam ettiğini gördük; özellikle de güçlü bir El Niño’nun ardından. Bu durum, genellikle 6-8 ayla sınırlı olan tahmin süresini daha da uzatabilir.
2016 yılında güçlü bir El Niño’dan sonra, yıl sonuna doğru ve sonraki kış için La Niña koşullarını öngörmüştük ve bu tahmin doğru çıktı.
Ayrıca, bir La Niña’nın hemen ardından El Niño oluşması nadir görülen bir durumdur. Bu nedenle tahminler böyle bir geçişi gösteriyorsa, şüpheyle yaklaşmakta fayda var.

5. Etkiler Tropikal Bölgelerde Daha Güvenilir

Tropikal bölgeler, Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık değişimlerinden doğrudan etkilenir. Bu nedenle yağış ve kuraklık desenleri bu bölgelerde daha öngörülebilirdir.
Tropik dışı bölgelerde ise atmosferdeki başka etkenler devreye girdiği için etkiler daha değişken olur. Örneğin Kaliforniya’da, 1982 ve 1997’deki güçlü El Niño’lar şiddetli yağış getirmişti. Ancak daha sonraki El Niño’lar benzer etkiyi yaratmadı.
Buna karşılık, Panama gibi tropikal bölgelerde etkiler daha tutarlıdır. La Niña döneminde şiddetli yağışlar, El Niño döneminde ise düşük yağış görülür. 2023 El Niño’su sırasında yaşanan düşük yağışlar, Panama Kanalı’nda tarihî düzeyde su kıtlığına yol açtı.

YILLIK İKLİM DEĞİŞKENLİĞİNİN EN BELİRLEYİCİ UNSURLARI

Bu doğa olayları, küresel hava koşullarını şekillendiren temel etkenlerdir. Gelişen modeller ve daha uzun iklim kayıtları sayesinde tahminler artık daha başarılı. Ancak hâlâ uzman değerlendirmesi hayati önem taşıyor.
Burada paylaştığım ipuçları, son 50 yılın gözlemlerine dayanıyor. Yine de iklim değişikliği devam ettikçe, bu kalıpların geçerliliğini yitirme ihtimalini göz ardı edemem.

Yorum yazın