Ekonomistik

ÜNİVERSİTE lisans konum ekonomi olmasına rağmen, mesleğim sigortacılık oldu ve ekonomist sıfatım ile çok da başarılı bir geçmişim olamadı. Para benim için gelip geçici bir araç olarak kalırken, gazetelerde okuduğum ve halkın konuştuğu kadar bir enflasyon bilgim oldu. Ancak şu “Enflasyon Sepeti“ konusuna sürekli kafa yormama rağmen, işin içinden hiçbir zaman çıkamadım.
Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir bir biçimde artışını ifade eden bir durumdur. Yani nominal millî gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına (gerçek millî gelire) nazaran artması yani şişmesi demektir. Deflasyon ise bunun tam tersidir.
Enflasyon hesabında tek bir fiyat ya da fiyat grubu değil, fiyatlar genel seviyesi gösterge olarak alınmaktadır ve bu fiyatlardaki artışın bir kereye ya da birkaç defaya mahsus olmadığı, sürekli olduğu vurgulanmaktadır.
Fiyatların genel seviyesi, ekonomide seçilen belli bir mal ve hizmet kümesinin (sepetinin) parasal karşılığıdır. Fiyatlar, mal ve hizmetlerle dolaşımdaki para miktarı arasındaki dengeye göre oluşur. Para miktarındaki artış (emisyon), mal ve hizmet miktarındaki artış ile dengeli olursa fiyatların genel seviyesi değişmez. Ama bunlardan biri diğerinden fazla üretilirse az üretilen kıymetli hale gelir. Okulda öğrendiğim en önemli bilgilerden birisi bu idi.
Fiyat endekslerindeki değişimi elbette ki tüm mallar üzerinden yapmak imkânsızdır. Bu nedenle enflasyon belirli mallar üzerinden hesaplanıyor. Bu malların oluşturduğu kümeye “Enflasyon Sepeti“ deniliyor. Ülkemizde enflasyon sepetine dahil olan mallar Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hesaplanmaktadır. TÜFE’de ağırlığı gıda, içki, sigara, kira, ulaştırma gibi mal ve hizmetler ağırlığa sahipken, ÜFE’de ağırlığı tarım ve imalat sanayii oluşturmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyon sepetiyle ilgili değişikliğe giderek, mevsimsel ürünler için ağırlık sistemi geliştirdi. Ayrıca 2017 TÜFE sepetinden 6 madde çıkarıldı, 3 madde eklendi. Stor perde, derin dondurucu, test kitabı eklendi; düz cam, pamuklu bebek çorabı, paket pamuk, Madlen çikolata, uydu alıcısı ve taze bamya çıkarıldı. Şimdi stor perde ne alaka diyorsunuz ve evet ben de diyorum, ama televizyonda izledim, meğer çok talep varmış stor perdeye? Derin dondurucu ise bende; “Neler oluyor, küresel ısınma Türkiye‘den başlayacak sanırım, bu eşya bu sepete girdi ise vardır bir hikmeti?“ kaygısı yaratıyor. Test kitabı ise, “Her evde en az bir kişinin üniversite, KPSS veya TEOG’a girmesi zaruri“ hissiyatı yaratıyor.
Yani derin dondurucu listede sürekli kalacağına göre, kışın yakıt masrafımız çok olmayacak gibi duruyor, yani bu derin dondurucu her mevsim sürekli satılan bir ürün haline gelecek.
Gıda fiyatlarındaki artış ve azalışların enflasyon oranını daha az etkilemesine yol açacak bu düzenleme, bende dahi sıkıntılara yol açtı ise, varın gerçek ekonomistlerin halini düşünün? Gıdanın ağırlığının azaltılması, resmi enflasyon ile hissedilen enflasyonun arasındaki makasın gitgide açılmasına, alt-orta gelir grubunun alım gücünün zayıflamasına ve parasının ve gelirinin enflasyon karşısında erimesine yol açacak gibi duruyor.
Evet, anlıyoruz, burada asıl yapılmak istenen, gıdanın enflasyondaki payının azaltılıp daha makul bir enflasyon rakamına ulaşmak. Ancak bu tarz değişiklikler sepetin gösterge olma özelliğini kaybetmesine neden olmuyor mu sizce de? Sonuç itibarıyla gıdadan kaynaklanan bir enflasyon var diye, gıdanın payını azaltmak bana biraz tuhaf geliyor.
Yani kıssadan hisse olarak, uzun zamandır sıkıntılı olduğum ekonomi algımın bana mistik gelmesi çok da tuhaf bir reaksiyon değilmiş!

Yorum yazın