Ego sörfü
Günümüzde salgın hastalıklar yanında dijital çağın getirdiği hastalıklar da artışta maalesef. Konuya böyle karamsar bir cümle ile başlamak istemezdim ama gelin görün ki bazı gerçeklerden de devekuşu gibi kafamızı kuma gömerek kaçamadığımız kesin.
Ego sörfü en basit tanımıyla kendi adını ve lakabını arama motorlarında aratma eylemidir. Google, ego sörfü için en çok kullanılan arama motorudur. Ondan sonra Yahoo ve Microsoft Bing gelmektedir. Terim, ilk kez 1995’te Sean Carton tarafından kullanılmıştır.
Abartılı bir öz-önem duygusu içinde olmak psikologlara soracak olursak hiç de sağlıklı değil. Hatta bunun ileri safhalarında kişi dikkat, onay ve övgü için sürekli bir ihtiyaç halinde olmaya başladığında “narsistik kişilik bozukluğu” teşhisi ile hasta kategorisine alınıyor. Elbette adını arama motorlarında zaman zaman aratıp gündemi yakalamaya çalışan herkes hasta değil. Bu sınırın nerde başladığı ve bizim kontrolümüz altında olup olmadığı çok önemli kanımca. Her türlü bağımlılığın altında yatan kontrolsüzlük burada da karşımıza çıkıyor. Aşırı yeme, aşırı alışveriş, aşırı TV izleme hatta aşırı çalışmak bile bir tür hastalık olarak görülebilir. Bunlar normalde hayatımızda olması gereken sıradan eylemler iken abartıldığında bizim için hiç hoş olmayan sonuçlar doğurabiliyor.
Burada aslında çocuklar ve gençler için daha büyük bir risk söz konusu. Hızla gelişen dijital dünyadan aldıkları yanlış mesajlarla kendini özel gören, sürekli dikkat ve hayranlık bekleyen, hayatı sosyal medyadan ibaret görmeye başlayan çocuklar ve gençlerin bilişsel ve duygu dünyaları da buna göre şekilleniyor ne yazık ki. Instagram, YouTube gibi mecralardaki takipçi sayısı onlar için çok önemli olmaya başlıyor, güç ve başarı arayışlarını bu rakamlar üzerinden oluşturmaya çalışmak uzun vadede kişisel gelişimlerini fazlaca sekteye uğratabiliyor, sosyal ve aile ilişkilerini zedeleyebiliyor.
Başarılı ve olgun bir iş insanı da olsa, eğlenmek için sosyal medyada içerikler paylaşan bir genç de olsa herkes ego sörfü yapıyordur mutlaka. Burada yargılanacak, eleştirilecek hiçbir şey yok. Ego sörfü de zaten kontrollü yapıldığında hakkınızda çıkan haberlere, daha önce paylaşmış olduğunuz bilgilere, mesajlara, grup platformlarında paylaştığınız bazı özel bilgilere tekrardan dönüp göz atmak için ideal bir yöntem. Hatta ben bunu boş vaktim olduğunda bazı lise ve üniversite arkadaşlarım için de yapıyorum ve onların hayatlarını takip edebilme ve eğer istersem iletişim kurabilme şansı buluyorum.
Pandemi ile evlere kapandığımız şu son 1-2 yılda günümüzün %33’ünü internette geçirdiğimiz tespit edilmiş. Uyku zamanını da hesaba katarsak günümüzün yarısını internette geçiriyoruz anlamına geliyor bu. Bu da eleştirilecek bir durum değil. Ne yapıcaz yani atomu mu parçalayacağız diye düşünüyorum bazen. Ben sadece internet yokken ne yapıyorduk acaba diye düşünüyorum samimi bir şekilde. Ne dersiniz siz ne yapıyordunuz?
