Devrimsel teknolojilerin önündeki 3 aşama
BÜYÜK etki yaratan devrimsel nitelikteki teknolojilerin günlük hayatta tutunması ve yaygınlaşması için 3 aşamalı bir süreci başarıyla geçmesi gerekiyor.
1. Gerekli alt yapı ve teknik donanımların oluşması
2. Sonrasında, bu yeni teknolojiye yönelik yazılımlar, uygulamalar ve ürünlerin sunulması
3. Son aşama ise, tüm bu uygulamaların günlük hayatta yaygın kullanımı için kullanıcılara yönelik cihazların olması
Örneğin internet çağında sosyal medya, e-ticaret ve dijital teknolojilerin yaygınlaşma sürecinde de aynı sıra izlendi.
Önce ilk aşama tamamlandı; hızlı internet erişimi yaygınlaştı ve ucuzladı, kablosuz internet (wifi) kullanıma sunuldu ve mobil internet (GSM) alt yapısı oluştu.
Sonrasında Facebook, Twitter, Instagram, Youtube, Linkedin ve benzeri yazılımlar, uygulamalar hayatımıza girdi. Son aşama olarak da, günlük hayatta kullanıcıların sürekli yanında olacak ve bu uygulamaları 7/24 kullanabilecekleri akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlar icat oldu.
Bu 3 aşamayı da başarıyla tamamlayan sosyal medya, e-ticaret ve dijital uygulamalar günlük hayatımıza kalıcı olarak girdi.
* * *
Şimdi benzer bir süreci yapay zekâ teknolojisi özelinde yaşıyoruz. Sistem altyapısı ve donanımdan oluşan ilk aşamayı tamamladık. Büyük veri (big data), bulut sistemler, veri merkezleri ve yarı iletken çip teknolojisi iyi bir seviyeye ulaştı.
Sonrasında ChatGPT, Gemini, Claude, Midjourney, DeepL, Sora ve benzeri birçok başarılı uygulama ve ürün çıktı.
Şimdi son aşamadayız.
Henüz yapay zekâ uygulamalarını kullanabilecekleri yeni bir cihaz segmenti oluşmadı. Humane AI Pin, Rabbit r1 tarzı yeni cihazlar denendi ama şimdiye kadar hepsi başarısızlıkla sonuçlandı.
Şu anda ağırlıklı olarak akıllı telefon, tablet, dizüstü bilgisayarlar ile bu teknolojiyi kullanıyoruz. Yani bir önceki internet çağının cihazlarıyla yapay zekâyı kullanıyoruz. Yapay zekâ teknolojisi için 3’üncü aşamanın tamamlanması adına en büyük beklenti Jony Ive ve Sam Altman ikilisinin geliştirmekte olduğu yeni cihazdan.
Bu iki vizyoner ismi bir araya getiren bu gizemli proje hakkında türlü spekülasyonlar var. Bu yeni cihazın bizi ekran bağımlılığından kurtaracağı söyleniyor. Yapay zekâ çağının geleceğinin artık ekranlar etrafında dönmeyeceği iddiaları çok daha güçlü olarak seslendirilmeye başladı.
Elbette işin içinde Open AI şirketinin CEO’su, parlak dahi Sam Altman ve ikonik Apple ürünlerinin arkasındaki tasarım efsanesi Jony Ive olunca beklentiler de tavana yükseldi.
Mayıs ayında OpenAI 6 buçuk milyar dolar ödeyerek Jony Ive’ın kurduğu IO isimli yeni girişimi satın almıştı. Daha ortada ürün, hatta prototip bile olmadan böyle bir paranın ödenmiş olması bile başlı başına bir olay. Açıkcası ben de bu ikilinin üzerinde çalıştığı yeni cihazın neye benzediğini müthiş merak ediyorum.
Bu sorunun yanıtı acayip kafamı kurcalıyor. Cihazla ilgili bugüne kadar yapılan açıklamalara dayanılarak, kompakt, sade, ekransız ve bağlamsal farkındalığa sahip olacağı, mevcut cihazların beceremediği şekilde bizi ve çevremizi algılayıp, anlayacağı söyleniyor. Sam Altman hedeflerinin farklı bir his yaratacak, sezgisel, sakin ve kullanımı doğal bir cihaz olduğunu belirtti. Jony Ive ise cihazın merak ve zevk uyandıracak kadar basit ve çekici olmasını istediklerini ima etti. Ama cihazın neye benzediği hala muamma. Prototip görsellerini hala sızdırmadan gizli tutmayı başardılar Peki bu cihaz neden önemli?
Bu cihaz başarılı olursa yapay zekâ dünyasının geleceği ekranlar etrafında dönmeyebilir. Yani yapay zekâ ile bağlantı kurma, çalışma ve yaşama şeklimiz tamamen yeni tür cihazlara entegre hale dönüşebilir.
2007 yılında Steve Jobs’un sahnede ilk iphone’u tanıtmasına benzer bir dönüm noktasını bu yeni cihazla birlikte yaşayabiliriz. Tahminler ve içeriden sızan bilgiler cihazla tanışmak için 2 yıl daha bekleyeceğimizi gösteriyor. Elbette çok daha kısa sürede sürpriz bir lansman olabilir. Bence bu cihaz başarılı olursa sadece yeni bir cihaz değil, “ekran kaydırma” gibi yeni bir davranış şekli de hayatımıza girecek. Bakalım, bekleyip göreceğiz
