“Daha ucuz sigorta için malın değerini olduğundan düşük gösteren eksik sigortayla karşı karşıya kalır”
JLT Türkiye’nin CEO’su Servet Gürkan, sigortalamak istediği ürün için doğru beyanda bulunmayan müşterinin eksik sigorta olgusyla karşı karşıya kalacağını yazdı. Geçen yıl yürürlüğe giren 2015 sayılı Sigorta Yasası’nı hatırlatan Gürkan, “Daha ucuz sigorta arayışı amacıyla bir binanın veya malın değerini olduğundan düşük belirleyenler bir hasar talebi söz konusu olduğunda kendini eksik sigorta olgusuyla karşı karşıya bulacak demektir” ifadesini kullandı.
JLT Türkiye’nin CEO’su Servet Gürkan’ın kendi bloğunda dün (2 Ekim 2017) yayımladığı “Doğru beyan = doğru sigortacılık” başlıklı yazısı şöyle:
Sigorta Yasaları’ndaki ‘Doğru beyan (bilgi verme) yükümlülüğü’ başlığı altında yer alan yükümlülükler, risk yöneticilerinin doğru sigorta değerlemesinin önemini anlamalarını sağlar. “Fiyat ödediğin bedel, değer ise ne aldığındır.” Warren Buffett’ın yatırımcılara verdiği ünlü tavsiyedir. Ancak sigorta ve prim söz konusu olduğunda, alıcılar farklı bir sorunla karşı karşıya kalırlar. Bu ikisi ise birbirine çok yakın bir şekilde bağlı ve ilişkilidir. Daha ucuz sigorta arayışı amacıyla bir binanın veya malın değerini olduğundan düşük belirleyenler bir hasar talebi söz konusu olduğunda kendini eksik sigorta olgusuyla karşı karşıya bulacak demektir.
JLT Specialty’nin Kıdemli Ortağı olan Trevor Young’a göre, bu durum sıkça karşılaşılan bir durumdur. FCA’nın küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) arasında 2015 yılındaki hasarlar ile ilgili hazırladığı rapor, eksik sigortanın alarm verdiğini göstermiştir. Bu arada geçen Kasım ayında İngiliz Sigorta Brokerleri Birliği de (BIBA), küçük işletmelerin bu sorundan kaçınmalarına yardımcı olacak bir rehber yayınladı.
Profesyonel bir değerleme almak, rehberin ilk ipuçlarından biriydi. Ancak Young’a göre, KOBİ’ler bu sorunu yaşamakta yalnız değildiler. “Bu durum şaşırtıcı derecede yaygındı ve çok iyi anlaşılması gereken bir riskti.”
Geçen yıl yürürlüğe giren 2015 sayılı Sigorta Yasası uyarınca değerlemelerin doğru yapılması çok daha önemli hale gelmiştir. Kanun, gelişmiş uygulamaları teşvik etmek için hem bir sopa hem de ucuna takılacak bir havucu sağlamaktadır. Bir taraftan ticari müşterilerin, sigortacıların daha fazla bilgi talep etmeleri gereken yerlerde beyanda bulunacak bilgiler de dahil olmak üzere tüm maddi koşulları bildirmek için ‘doğru beyan’ yükümlülüğü vardır. Bunun varlıkların değerleriyle ilgili gerçek bilgilerin nasıl yok sayıldığını ve bunların nasıl belirlendiğini anlamak çok zor. Öte yandan, bunların doğru verildiği durumlarda, sigortacıların hasar taleplerini reddetme şansları azalacaktır. Değerleme süreci sona erdikten sonra, sigortacı için çok fazla geri dönüş şansı kalmamaktadır “diyor Young.
Young sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak, değerlendirmenin kasıtlı olarak veya ağır ihmal nedeniyle yanlış beyan edildiği durumlarda, sigorta şirketi, değerleme sürecinin başlangıçta imzalandığı ve kabul edildiği durumlarda bile, poliçeyi geçersiz sayma hakkını saklı tutacaktır.”
Bazı durumlarda, elbette, değerler kasıtlı olarak düşük veya aşırı yüksek beyan edilmiş olabilir. Ancak, uzman değerleme firması Rushton International’ın Genel Müdürü Susan Davies, istemeden de hata yapmanın çok kolay olduğunu söylüyor. “Hata, bir varlık veya bir mülk için net defter değeri veya piyasa değeri kullanıyor olabilir, ancak bu hasar durumunda yerine koyma maliyeti değildir” diyor. Bunun yerine, sigortacılar genellikle yıkım ve enkaz kaldırma gibi maliyetleri de kapsayan yeniden yapma değerine ihtiyaç duyuyorlar.
DÜZENLİ DEĞERLEMELER
Belki de en yaygın kanaat, “değerleme zaman içinde kaybolur” inancıdır. Insurance Times’ın ve Zürih Sigorta şirketinin brokerler arasında 2015 yılında yapılan bir ankette, katılanların üçte ikisine yakın bir bölümünün değerlemelerin düzenli yapılmamasının eksik sigortanın ana nedeni olduğunu bildirdiğini gösterdi. Birçok faktör düzenli yeniden değerlemelerin yapılması zaruretini ortaya koymaktadır.
Örneğin Kasım ayında BIBA, işletmelere Brexit oylamasını takiben döviz dalgalanmalarının dikkate alınmasını hatırlattı. Davies’e göre, bu değerlemeler üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. ‘Endeksleme sürünmesi’, endekse göre (enflasyonu da hesaba katmak üzere) güncellenen başlangıçtaki doğru rakamın, küçük hataların büyük hatalar ortaya çıkana kadar engellenmesini sağlayan diğer bir yaygın uygulamadır. Davies, “Her yıl endekslenmiş rakamları yeniden endekslemekte olduğunuzdan, kademeli olarak gerçek değerden uzaklaşıyorsunuz” diyor.
Nedene bakılmaksızın, eksik sigortanın sonucu her zaman aynıdır – poliçe sahibi, sigorta kapsamındaki bir teminat karşılığını alamama riskiyle karşı karşıyadır. Bir şey yok olana kadar ne kaybettiğinizi bilemiyorsunuz.
Hasar danışmanı Echelon’da Ian Fulton ise risk altındaki fiili değerin bazen yüzde 20 veya yüzde 30 daha düşük değerlendirildiği ve bu yüzden sorunlarla karşılaştığını, son zamanlarda meydana gelen bir sel baskınında, selden dolayı hasar gören bir binanın gerçek değerinin yüzde 60 altında sigorta edildiğini gördüğünü söylüyor. Bu olayda ve benzeri olaylarda, Echelon gibi firmalar daha yüksek değerleme için bir dava açabilir ve/veya hasarın ödenmesi için eksperlerle başka çözümler üzerinde çalışabilirler. Söz konusu davada örneğin, Echelon başarıyla, kaybın daha büyük bir kısmının bina sigortasından çok doğru değerlemenin olduğu mal/emtea teminatına girdiğini başarıyla savunup davayı kazandı.
Fulton, “Etkiyi azaltmayı başarabildik, ancak sadece azalttık, Eksik sigorta gerçeğinden umutsuzca uzaklaşmak yoktu.” diyor. Bu durumlarda, sigortacılar genelde hasar miktarını eksik sigorta oranına göre azaltırlar. “Bunu önlemenin yolu güçlü, tercihen çok profesyonel bir değerleme sürecine sahip olmanın faydaları olacaktır” şeklinde konuşuyor Fulton.
Sigortacılar başlangıçta poliçede daha az zahmetli olacağından dolayı “avarage clause” u uygulamaya karar verebilirler, bu nedenle mülk veya varlıkların tek tek adlandırılmaması ve maddeleştirilmemesi, sigortacının herhangi bir hasar durumunda eksik sigorta uygulaması ihtimalini azaltacaktır.
Hatta eksik sigortanın o varlık veya mülk için kullanılmasını imkansız kılmak için, ‘avarage clause’dan tamamen feragat etmeyi kabul edebilirler. Sağlam değerleme, doğru risk değerlendirmesi yapılmasını sağlar. Özellikle Sigorta Kanunu’ndan sonra, kesin ve doğru bir değerleme, sigortacıya ve müşteriye büyük faydalar sağlar. Bunun nedeni, riskin doğru bir şekilde beyan edilmesine yardımcı olmasıdır. Geleneksel olarak sigortacılar, değerleme konusundaki zorlukları poliçe sahibinin problemi olarak gördüler.
Sigorta Yasası, sigorta şirketlerini değerleme maliyetlerine katkıda bulunmaya ikna etme imkânı sunmaktadır. Ancak, Young’a göre, sigorta piyasasındaki bu tutumda faklılıklar görülmeye devam ediyor. Bununla birlikte, halen düşük maliyetli teminattan kaçınmak değil, profesyonel değerlemeye yatırım yapmanın gereği için güçlü bir durum var. Doğru değerlemeler, işletmenin çalışmasını sürdürebilmesi için karşılanması gereken gerçek riskleri hakkında daha fazla bilgi verir. Davies, “İşletmeler, değerlerin nerede olduğunu anlamazlarsa, bir olayın ardından doğru bir tahmini maksimum hasar tahmini ve çalışması yapamazlar” diye belirtiyor.
Örneğin, Rushton’un sunduğu bir hizmet de, bir işletmenin kendi tesislerinde bulunan değerlerin nasıl dağıldığını görsel olarak gösteren ve dolayısıyla riskini görselleştirmesine yardımcı olan bir risk haritasıdır. Young’ın sonucuna göre: “Değerleme, maruz kalabileceğiniz maddi yükleri ve risklerinizi gerçekten anlamanıza yardımcı olur. Onlar sadece sigorta bedelini belirlemekten çok daha fazlasını belirliyorlar.”
