Daha dün annemizin

ESKİDEN tatil yapamıyoruz diye şikâyet ederdik. Oysa her şey göreceymiş. Bu sefer de tatilden gına geldi. Hayat normale dönse de işe gitsek diye kapılara bakıyoruz. En tembelimizde bile, eskinin ‘pazartesi sendromu’, yeninin ‘pazartesi özlemi’ haline geldi.
Gelecek bayram tatillerinin hangi güne geleceğini hesap edip, ‘Tatil dokuz güne çıkar mı?’ hesabını bir müneccim ustalığıyla yapanlar; bu gün ‘evden çalışma’ adı altında tıkıldıkları ‘Ev Tipi Tutukevlerinden’ ne zaman tahliye edileceklerini bekliyorlar.
Zamanında, ‘kar yağsa da okullar tatil olsa’ diye bir meteoroloji mühendisi seviyesinde hava tahmini yapan öğrenciler, şimdi okulların açılmasını dört gözle bekliyorlar. Dost çevresinde ‘okullar bir açılsın, bir daha kırarsam ne olayım’ diye kitaba el basan çocuklar tanıyorum.
Mart’ın ortalarından beri hal böyleyken; ağustosta yaptığımız Bodrum tatilinden sonra son bir tatil daha yapalım diyerek bir haftalığına Saros’a gitmeye karar verdik. Biz 65 yaş üstü kişilerin uymak zorunda olduğu yoldan ilerleyerek yine 199’u arayarak HES Kodu alma girişiminde bulunduk. Geçen seferden tecrübeli olduğumuzdan mıdır nedir, bu sefer işlerimiz su gibi akarak Trabzon Valiliği Seyahat İzin Kurulundan şıp diye iznimizi aldık.
Bitmez tükenmez tatilimizi Saros’ta sonlandıracağız. Deniz Tanrısı Poseidon’la Su Perisi İlayda’ya burada veda edeceğiz. Tabii bağrımız yanık, seneye buraları bir daha görür müyüz, görmez miyiz bilinmez. Rüzgar Tanrısı Boreas da durumun farkında, içimizdeki yangını söndürmek için poyrazdan üfürüp duruyor. Eminim maske falan takmıyordur.
Sonunda noktayı koyduk, Ev Tipi Tutukevimize döndük. Biz, 65 yaş üstü kişiler için giderek sınır daralıyor. Ders verdiğim üniversite ve eğitim kurumlarında sınıf düzeninde verdiğimiz dersleri artık internet üzerinden vereceğiz.
Önce eğitim…
Bütün üniversiteler online eğitime döndü. Eh benim de daha önce İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi’nde (AUZEF) yıllardır edindiğim bir tecrübem var. Böylece mahpusluk dönemimizi biraz daha çekilir hale getiririz.
Peki, gençler ne yapsın; hele hele ilkokula başlayacak yavrular…
Hani şu, daha dün annelerinin kollarında yaşayan, çiçekli bahçelerinin yollarında koşan; şimdi okullu olmak; sınıfları doldurmak için can atan çocuklar. Hepsinin beklentisi, ‘Sevinçliyiz Hepimiz; Yaşasın Okulumuz’. İyi de okul nerede?
Neyse ki her şeye bir çare var. COVID’e rağmen çocuklarımızı da bu zevkten mahrum etmek istemeyen yetkililer de çözümü uzaktan eğitimde buldu.
Dünden itibaren ilkokullarda uzaktan eğitim başlatıldı. Çocuklar normal okula gider gibi kalkıp giyinecekler. Öyle pijamayla falan makine başına oturmak yok. Ebeveynler öğretmenlerin de tavsiyesi ile evde tam bir okul havası estirmeye çalışıyorlar. Kapı zillerini 45 dakikada bir çalıp çocuklarını teneffüse çıkaranları duydum. Hatta evlerinde ebeveyn banyosu olanlardan bazıları tuvaletlerin kapısına ‘Kız Öğrenci’-‘Erkek Öğrenci’ diye levha asmış, sadece çocuklar kendilerini okulda hissetsinler diye… Beslenme çantasına gerek yok. İhtiyaçların hepsi mutfaktan karşılanıyor da odanın bir köşesini ‘Kantin’e çevirenlere ne demeli? Maske takıp takmamak ise ana babaya bırakılmış. Takarlarsa gelecek için yatırım yapmış olurlar.
Önce eğitim…
Maskeli Birler’e başarılı ve keyifli bir eğitim yılı diliyorum. Bu eğitim dönemi çocuklarımıza, velilere ve öğretmenlerimize hayırlı olsun.
Bu gün televizyon yorumcuları siteye girilince ‘404 not found’ çıkıyor diye bir yorum yaptılar ama olur artık o kadar.
Önce eğitim…