Cumhuriyet Bayramı         

Cumhuriyet Bayramı         

Sonbaharın biraz daha hüzün getirdiğinden bahsetmiştim son yazımda; konumuz hazan ve hüzündü. Göreceli olarak ekim ayının daha da hüzün ayı olduğunu söylemek mümkün ama bana göre hiç de öyle değil.

Ekim ayı Cumhuriyetin kurulduğu, bir ulusun yeniden doğduğu ay. Sevinç, neşe, ışık, coşku dolu…

Bu yıl Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını kutluyoruz. Ne mutlu bize…

Cumhuriyetin kurulmasına giden yolun tarihi geçmişine kısaca bir göz atalım.

Osmanlı İmparatorluğu 1876 yılına kadar mutlak monarşi ile yönetiliyordu. Tüm yetkilerin tek bir hükümdarın elinde olmasının yarattığı sakıncalar nedeniyle meşruti monarşi sistemine geçildi.

Hükümdarın yetkilerinin Anayasa ve halkoyuyla seçilen Meclis tarafından kısıtlanmış olduğu bu yönetim tarzında, milli egemenlik tamamen millete ait olmamakla birlikte sistemin, halkın uyanışına imkân sağladığını söylemek mümkün. 

Devlet 1876-1878 ve 1908-1918 yılları arasında bu meşruti monarşiyle yönetildi.

Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan büyük yenilginin ardından topraklarımız düşman güçleri tarafından işgal edilmeye başlayınca, Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Hemen arkasından yayımlanan Amasya Genelgesi’nde yer alan “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” maddesi, ileride kurulacak cumhuriyetin ilk habercisi oldu. 

Erzurum ve Sivas Kongreleri ile milli irade tek bir çatı altında birleştirildi. Meclis-i Mebusan’nın kapatılması üzerine 23 Nisan 1920’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi” kuruldu.

1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adlı yasa kabul edilerek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan edildi ve 1 Kasım 1922’de aldığı kararla saltanat kaldırıldı.

24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk Devletinin bağımsızlığı ve sınırları uluslararası alanda resmen tanındı.

27 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Paşa, yönetim biçiminin Cumhuriyet olması için İsmet İnönü ile birlikte bir yasa değişikliği tasarısı hazırladı.

28 Ekim 1923 gecesi Büyük Önderimiz Çankaya Köşkünde silah arkadaşlarını topladı ve “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyerek; hazırlanan yasa tasarısını Meclis’e sundu.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişikliklerin Meclis’te kabulü ile 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Cumhuriyet kuruldu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından resmen ilan edilmiş oldu.

O günden bu güne bu önemli bayramı her yıl kutluyoruz. Nasıl kutlanmasın?

Cumhuriyet; din, dil ve ırk ayırımı yapılmaksızın herkese özgürce ve insanca yaşama hakkının verildiği, kadın erkek eşitliğinin, seçme ve seçilme haklarının herkese tanındığı, herkesin hak ve hukukunun korunduğu ve adalet sisteminden faydalandığı, herkese eğitim hakkının sağlandığı, bilimin ön planda tutulduğu, herkesin dini ibadetlerini serbestçe yapabildiği, kısaca insanın ve insanca yaşamanın, bilgili, kültürlü, ahlak sahibi iyi vatandaş yetiştirmenin temel alındığı bir sistem.

Daha ne olsun?

Burada bir sayfaya sığdırmaya çalıştığım süreç tabii ki çok zorlu bir süreçti. Ne acılar yaşandı, ne canlar feda edildi… Cumhuriyet kolay kurulmadı; değerini bilelim ve sahip çıkalım.

Cumhuriyet’in kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı’mız Büyük Önder Atatürk’ün ve Cumhuriyetin kurulmasında görev alan bütün
Devlet büyüklerimizin aziz hataraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhları şad olsun.

Cumhuriyetin yaşandığı her gün bizim için bayramdır. Dünya durdukça, yüzyıllar boyu kutlanabilmesi dileğiyle Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…

İstanbul, 22. Ekim.2026

Yorum yazın