COVID sonrası iş modelleri ve rekabetçi stratejiler…
Rekabetçi strateji alanında işletmelerin çoğu, çalışma yöntemlerinde farklılık arayışlarına yönelmektedir. Pandemi şartlarının belirginleştirdiği ve çalışma ortamlarında zorunlu hale gelen değişim koşullarına uyum sağlama, karar vericilerinin önünde çözümlenmesi gereken bir sorun haline gelmiştir.
Yaşanılan belirsizliğin etkisi altında kalan geleceğe dönük hedeflerdeki sapmalar ve finansal özgürlüğün önceki dönemlere göre daha da kısıtlanıyor olması, işletmeleri radikal kararlar almaya zorlamaktadır.
Bugünlerde, büyük kuruluşların mevcut koşulları dikkate alarak kararlaştırdığı hibrit (Karma) çalışma yöntemleri, gelecekte işletmelerin organizasyon yapılarını ve stratejik planlarını yeniden gözden geçirmeye itmektedir. Pandemi şartlarının zorunlu kıldığı toplumsal ihtiyaçlardaki farklılıklar ve paydaşların beklentilerindeki değişiklikler organizasyonların amaçlarında ve rekabetçi stratejilerinde de değişime sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra, zorlaşan pazar koşullarında organizasyonlar, kâr amacı gütsün veya gütmesin, değişen süreçlerdeki doğal işleyişe hizmet eden yeni formlara dönüşmek durumunda kalacaklar. Bu değerlendirmeler etrafında sormamız gereken kritik soru, COVID sonrası, rekabet stratejilerinin ortaya konduğu pazarlarda, iyi bir performans elde etmek için, hibrit rekabet stratejilerinin geliştirilmesi uygun olacak mı? sorusudur.
COVID sonrası, ekonomilerde iş modeli yeniliklerinin artan çeşitliliğine ve bunların topluluk, iş büyümesi ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine ilişkin, hem deneyimsel hem de bilgi eksikliği bulunmaktadır. Çalışanlardan ve müşterilerden gelen güven temelindeki değişimler ve algılanan değer yaratmadaki değişimler, özellikle daha ilgili müşterilerde görülmektedir. Oluşan yeni sorunlarla birlikte, bu değişimlere çözümler üretmek için bir araya getirilen ekiplerdeki uyum gayreti ve tedarik zincirlerinin kısaltılmasındaki yenilikçi yaklaşımlar yeni stratejik planlar içinde öncelikli konular haline gelmiştir.
COVID salgını şirketlerin iş yapma şeklini de önemli ölçüde değiştirmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı, iş dünyasında, COVID sonrası yenilenmede, işletmelerin kendi aralarında daha yüksek düzeyde işbirliğine ihtiyaç duyacakları kesindir. Tabii ki bu yenilenme aşamasında işletmelerin kendi aralarında oluşturacağı rekabetçi işbirliğinde rekabetçi etiğine dikkat etmek zorunda oldukları da ayrı bir gerçektir. Ayrıca işletmeler, kurumsal sürdürülebilirliklerini iyileştirmek için büyük çabalar gösterseler de, COVID önlerinde hala zorluk çıkarmaya devam edecektir. Sonuç olarak, iş modellerinde yenilenmenin ve değişimin zorluğu, özellikle küresel krizler ve iç pazarlardaki istikrarsızlık bağlamında görünecektir.
Boom times denilen patlama dönemlerinde olduğu gibi, COVID sonrası, çoğu işletme iş hacimlerini beklenmedik bir şekilde artıracağı ve kârlarını fazlasıyla yükselteceği kaçınılmazdır. Ancak ülke ekonomilerde alınacak beklenmedik kararların, şirketlerin ayakta kalmalarını zorlaştıracak olması varsayımını da ayrı bir risk faktörü olarak öngörmek gereklidir. COVID sonrası işletmelerin iş modellerinde farklı arayışlar içinde bulunmaları ve teknolojik yeni uygulamalara gitmeleri, tüm paydaşlar için maksimum değer yaratan bir yöntem olacaktır.
COVID-19 salgınında, çeşitli faaliyet sektörlerindeki şirketlerin bazıları, yeni iş modellerini benimsemek zorunda kaldı ve dijital kanallar aracılığıyla ürün sunma konusunda kendisinde güçlü bir baskı hissetti. Buna bağlı olarak şirketler köklü değişimler yaşayarak, çok kısa sürede dijital teknolojilere dayalı çözümler uyguladı. Uygulamaya alınan yeni iş modellerinde, dijital dönüşüm, gelişmiş teknolojilerin birleşimi ve fiziksel ve dijital sistemlerin entegrasyonu ile karakterize edilmektedir. Buna bağlı olarak, kuruluşlar kaçınılmaz olarak dijital dönüşüm yolunda ilerlemektedir.
Ancak, işletmelerin çoğunluğunun bu değişime hazır olup olmadıkları, önümüzde önemli bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Şirketlerin, faaliyetlerinde ve iş akışlarının oluşturulması süreçlerinde gerçekleştirdiği dijital dönüşümündeki zorluklarla yüzleşmeye hazır olup olmadıkları henüz tam olarak bilinmemektedir. COVID sonrası, dijitalleşme süreçlerinin çıktısı olarak, müşterilere yanıt kapasitesini optimize etmek, şirketi daha çevik hale getirmek, daha organik yapılara yatırım yapmak ve standardizasyon ve otomasyonu güçlendirmek gerekir.
