COVID-19’un havacılık sektörüne zararı 11 Eylül’den daha fazla olabilir

 COVID-19’un havacılık sektörüne zararı 11 Eylül’den daha fazla olabilir

Küresel salgın sadece ekonomik ve sosyal hayatı değil, hava taşımacılığını ve havacılık sigortalarını da doğrudan etkiledi. Havacılık sektörüne en fazla etki eden olay 11 Eylül saldırıları olsa da COVID-19 pandemisinin yarattığı zorlayıcı ortam yeni bir rekora imza atabilir.

Tüm dünya COVID-19 salgınının sağlık, ekonomi ve sosyal alanlarda yarattığı krizle mücadelesini sürdürüyor. Pandemi ilanı ile birlikte getirilen ilk yasaklardan biri olan havayolu taşımacılığı kısıtlaması ile küresel havacılık sektörü büyük bir darbe aldı. Salgının yol açtığı kapsamlı seyahat kısıtlamaları havayolu endüstrisi ve ortakları için zorlu bir ortam yaratırken sigorta piyasasındaki mevcut finansal sıkılaşma koşullarını daha da karmaşık hale getiriyor.

Söz konusu havayolu endüstrisi olduğunda, işlek bir havayolunun karşı karşıya kaldığı maliyetlerin ciddiyeti de artıyor. Bu maliyetlerin büyük bir kısmı; yakıt, personel maliyetleri, kiralama ve amortisman, bakım, havaalanı ve diğer servis sağlayıcı ücretlerini kapsıyor ve çoğu durumda bir havayolu şirketinin toplam maliyetinin %80’ini oluşturuyor.

2002 YILINDA DA KRİZ YAŞANMIŞTI

Havacılık endüstrisinde en büyük etkiler 11 Eylül 2001 saldırılarında ve 2002 yılındaki SARS salgınında yaşanmıştı. 11 Eylül ve SARS salgını etkisiyle birlikte primlerde 2000-2001 yılındaki seviyelerine kıyasla 4-5 kat artış yaşamıştı. COVID-19 gibi küresel bir pandemi olarak algılanmayan SARS, Kasım 2002-Temmuz 2003 aralığında sürmüş ve nispeten kısa ömürlü olarak anılsa da Çin, Hong Kong, Vietnam ve bölgenin geri kalanında primlerde “dalgalanma etkisi” yaratmıştı. SARS’ın havacılık endüstrisine ve sigorta piyasasına etkisi de yakından hissedildi. Dünya genelindeki birçok havayolu şirketinin ek bilet ücretleriyle yolculara artan sigorta maliyetlerini yansıttığını, diğer bir deyişle havayolu şirketlerinin bu prim yükünü tamamen kendi başlarına çekmediklerini belirtmek de oldukça önemli. COVID-19’un, 11 Eylül saldırılarının havacılık sektörüne yarattığı etkiden daha daha büyük bir zarara sebep olduğu ve daha uzun süreceği de görüşler arasında.

5-6 MİLYAR DOLAR ZARAR OLABİLİR

Londra merkezli broker McGill&Partners’ın analistleri, 2021 yılında havacılık sigortası pazar durumunu inceledi ve çoğu firmanın geçen yıl yaşanan zararın dengelenmesi için daha fazla fiyat artışı arayacağını belirtti. Analistlere göre, 2020 havacılık endüstrisi için benzeri görülmemiş zor bir süreç oldu ve yakın vadeli görünüm bu sektördeki sigortacılar için hala belirsiz. Verilere göre; 2020 yılında havacılık endüstrisi, sigortalama talebinde 2019’a kıyasla %65,9 oranında düşüş ile toplam 118 milyar dolarlık zarar bildirdi. Bu durum, COVID-19 salgını nedeniyle en yüksek gerileme yaşanan dönemde yaklaşık 17 bin uçağın boşta kaldığı anlamına geliyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği, havayolu endüstrisinin 2021 yılında da ayda yaklaşık 5-6 milyar dolar bandında zarar yaşamaya devam edeceğini ve yolcu sayılarının 2024 yılına kadar toparlanma süreci içerisinde olacağını aktardı.

McGill and Partners Havacılık ve Uzay Başkanı Joe Trotti, “2020, havayolları ve sigorta şirketleri için kesinlikle zor geçen bir yıldı. İç turizm talebinin artması toparlanma sürecinin başladığını gösterebilir. Ancak birçok ülkedeki kısıtlamalar ve kapatılan sınırlar tam bir iyileşme için süreci belirsiz hale getiriyor” dedi.

YOLCU SAYISINDA %60 ORANINDA GERİLEME

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği havalimanları istatistiklerinde toplam uçak ve yolcu istatistikleri ile pandeminin etkisi görülebiliyor. Türkiye genelinde tüm uçak trafiğine baktığımızda COVID-19 kısıtlamalarının olmadığı 2019 yıl sonunda 1 milyon 556 bin uçağın kaydı yapılırken, pandeminin getirdiği kısıtlamalar ve sınırların kapatılması ile 2020 sonunda bu rakam %45.1 azalarak 853 bine geriledi. Açıklanan son rakamlara baktığımızda ise mayıs sonunda ülke genelindeki uçak verilerini kıyasladığımızda pandeminin yarattığı farkı görebiliyoruz. Salgının olmadığı 2019 Mayıs ayında 568 bin olan uçak sefer sayısı kısıtlamanın olduğu 2020 Mayıs ayında %46.5 azalış ile 303 bine geriledi. 2021 Mayıs sonu rakamlarında ise küresel aşılama oranlarının da artışı ile birlikte iyileşmeler göze çarpıyor. 2021 Mayıs sonu uçak trafiği verileri 333 bine çıktı. 2019 yıl sonunda 208 milyon 911 bin yolcu seyahat ederken, salgının pik yaptığı 2020 sonunda ise bu rakam %60.8 oranında düşüş ile 81 milyon 703 bin oldu. Seyahat eden yolcu trafiğine baktığımızda ise 2020’nin Mayıs sonunda Türkiye genelinde toplam yolcu sayısı 33 milyon 756 bin olurken, 2021’in aynı döneminde bu sayı 29 milyon 433 bin olarak kaydedildi.

HAVACILIK SİGORTA PİYASASI BİR YIL DAHA ZARAR GÖRÜRSE NE OLUR?

Şüphesiz ki her iş kolu ve branş COVID-19 pandemisinden farklı şekilde etkilendi, büyük çoğunluğu bu süreçten zararla çıktı, iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdi. Havacılık sigortalarında pandeminin yarattığı olumsuz etkilerin bir yıldan daha fazla sürmesi durumunda uzmanlar farklı senaryoları gözden geçiriyor. Bunlar;

– Uçuşların durması,

– Hasar taleplerinin karşılanmaması,

– Sürdürülebilir olmayan prim seviyeleri olarak sıralanabilir.

Bu durumlardan herhangi biri (veya bunların bir kombinasyonu) göz önüne alındığında, sigorta şirketlerinin yılın son kısmında prim oran artışları için zorlanması muhtemel. Buradaki soru, bu ek maliyetleri ek ücretler şeklinde (11 Eylül’den sonra olduğu gibi) yansıtmak için yeterli yolcu trafiğinin olup olmayacağı.

COVID-19’UN HAVAYOLU ENDÜSTRİSİ İÇİN OLASI SONUÇLARI NELER OLABİLİR?

Koronavirüsün birçok alanda kalıcı etkiler yarattığı, iş süreçlerinin dijitalleşmesi gibi konularda ise beklenmedik hızda dönüşümlere sebep olduğu su götürmez bir gerçek. COVID-19’un havayolu endüstrisindeki olası sonuçlarını ise kısa ve uzun vadeli etkiler olarak ayırabiliriz. Salgının havayolu şirketleri üzerinde yaratacağı kısa vadeli etkiler:

-Operasyonlarda önemli ölçüde azalma veya tamamen durma,

-Gelirlerde azalma,

-Sigorta primi ödeme gecikmeleri.

Tahmin edilen uzun vadeli etkiler ise:

-Uçakların uzun bir süre yerde kalması,

-Havayolu şirketlerinin iflası,

-Kiralanan uçakların havayolu şirketlerine maddi zararlar vermesi olarak sıralanabilir.


HAVACILIK SİGORTALARI EĞİTMENİ TÜLİN YURDAKUL:

COVID-19’un havacılık sektörüne zararı 11 Eylül’den daha fazla

COVID-19’un havacılık piyasasına olan etkileri ile ilgili Havacılık Sigortaları Eğitmeni Tülin Yurdakul, “COVID-19 pandemisi Türkiye dahil tüm dünya ülkelerini sağlık, sosyal ve ekonomik olarak dramatik bir şekilde etkilemiş ve 2021 yılının 3. çeyreğine kadar kısıtlamalarla geçecek bir dönemi işaret etmektedir. Salgının her geçen gün yayılması global ticarette de doğal olarak ekonomik faaliyetleri en aza indirmiş; Dünya Sağlık Örgütü, Havayolu Taşımacılar Birliği, Uluslararası Sivil Havacılık Otoriteleri ve ilgili diğer otoriteler tarafından insan sağlığını korumak için havayolu taşımacılığına da kısıtlayıcı pek çok düzenleme ve kurallar getirmiştir. Havalimanı ve havayolu işleticileri yoğun hijyen kural ve uygulamaları ve kısıtlamaları ile yolcu ve mürettebatın sağlığını korumak için önlemler almışlar, uçuşlar minimum seviyeye indirilmiştir. Dünyadaki pek çok ülke sınırlarından girişe kısıtlama ve uçuş yasağı uygulaması başlatmış, karantina uygulamaları ise halen yapılmaktadır. ABD, Avrupa, Güney Amerika ve Asya ülkeleri bu uçuş yasakları nedeniyle yolcu gelirlerinin azalması etkisiyle ağır ekonomik kayıplarla karşılaşmışlardır. Bu kriz pek çok havayolu şirketinin iflasına ve ağır finansal kayıpların yaşanmasına, uçaklarını yerde tutmaya ve personel çıkarımına, ücretsiz izne yönlendirilmesine sebep olmuştur. Bu zararları sadece havayolu şirketleri açısından değil aynı zamanda hava taşıtı üreticileri, uçak motoru ve diğer üniteleri üreticileri açısından da ele almamız gerek. Boeing, Airbus gibi büyük uçak imalatçıları üretimlerini neredeyse yarı yarıya azaltmak zorunda kalmışlardır. Bu kriz tüm dünyaya 11 Eylül’ün havacılık sektörüne vurdugu darbeden daha uzun bir süreye ve zarara sebep olmuştur” dedi.

‘2022’DE SONA ERECEĞİ UMUDUNDAYIZ’

Yurdakul, şu değerlendirmeleri yaptı: “Havacılık sigortaları açısından da mevcut poliçelerin primlerin ödenmesinde gecikmeler, havayolu uçaklarının satışı ve değer kaybı, poliçelerin iptali ve/veya yer riskine çevrilmesi talepleri, pek çok operatörün havacılık sektöründen çekilmesi gibi durumlar ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu tür iptal ve çekilmeler finansal kredi veya leasing sağlayan kurumlara da etki etmiştir. Avrupa ülkeleri tarafından talep edilen yolcu seyahat sigortası teminat içeriğine COVID-19 riski de Türkiye’de bazı sigorta şirketleri tarafından dahil edilmiştir. Sigortacılar açısından havalimanlarında yerde bekleyen binlerce hava taşıtının kümül olarak yerde çeşitli risklere maruz kalabileceği de sorunun bir başka tarafıdır.

Bü üzücü ve ağır kayıplar tablosunda finansal olarak en az etkilenen kargo hava taşıyıcıları ve ambulans operatörleri olmuştur. Ayrıca genel havacılıkta havacılıkla ilgisi olan ve olmayan kurum ve şahıslar irili ufaklı jetler, uçaklar alarak kendi mobilitelerine yatırım yapmışlardır. Artan aşılama ve toplumsal mesafenin korunmasıyla 2021 sonu veya 2022 yılı içinde sürecin sona ereceği umudundayız. Bu mutlu gelecek tablosuyla, havacılık ve havacılık sigortalarının da tekrar toparlanmaya ve büyümeye başlayacağı düşünülüyor.”


HAVACILIK SİGORTALARI EĞİTMENİ ZEKERİYA DUR:

En hızlı şekilde toparlanacak sektör havacılık sektörü

Havacılık sigortalarında ülkemizde ve yurt dışındaki farklılıkları dile getiren Havacılık Sigortaları Eğitmeni Zekeriya Dur, “Teminat olarak hava aracının kullanımından kaynaklı olarak gövde sigortaları, taşıyıcının mali mesuliyeti (yolcu, yük, bagaj, gecikmeden kaynaklı sorumluluklar) ve 3. şahıs sorumluluk sigortaları, hangar sahipliğinden kaynaklı olarak hangarkeepers sigortaları, hava aracı bakımlarından kaynaklı olarak bakım sigortaları, üretim nedeniyle ürün sorumluluk sigortaları, pilotlar için lisans kaybı ve uçuş anında geçerli olmak üzere ferdi kaza sigortaları ilk aklımıza gelen sigortalardır.

Ülkemiz sigorta şirketleri havacılık sigortalarına sorumluluk limitlerinin ve hava aracı gövde değerlerinin yüksekliği nedeniyle kapasite yetersizliğinden girmek istemiyorlar. Çok hafif hava araçları için çözüm merkezi olan sigorta şirketlerimiz bulunmakta ancak hava araçları değerleri yükseldikçe ülkemiz sigorta kapasitesi yeterli olmayıp yurt dışına açılmak zorunda kalıyoruz. Bu çerçevede ülkemiz tarafından havacılık alanında sunulan teminatlar yurt dışından sunulan teminatlara göre dar kapsamlıdır” şeklinde konuştu.

Zekeriya Dur, sözlerine şöyle devam etti: “Pandemi ile birlikte uçuşlar durdurulmaya başladıkça uçağa olan ihtiyaç azalmaya başladı. Uçağa ihtiyaç azalmaya başladıkça pilotlara ve kabin ekibine olan ihtiyaç azaldı. İnsanların önceliği hayatta kalmak olunca harcama yapılmaz ve uzun vadeli yatırımlara girilmez oldu. Havacılığa yatırım yapan sayısı azaldı. Pandemiyle birlikte uçuş okulları uçuşlarını yapamaz hale geldi ve yerde eğitim vermek zorunda kaldı. Bu da zaman zaman yeni öğrenci bulunamamasına neden oldu. Bugün sektörde gelir açısından zorlanan taraflar var. Uçuş sayıları düştü taşınan yolcu sayısı azaldı. Sürecin toparlanması için en az 2 senelik bir sürece ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Tabii bu da hayatın yavaş yavaş normale dönmesiyle ilişkilidir. Ancak belirtmek isterim ki hayatın normale dönmesiyle birlikte en hızlı şekilde kendini toparlayacak sektör havacılık sektörüdür.”

HAVALİMANLARINDA YENİ ÖNLEMLER

Pandemini havacılık sigortaları teminatında yarattığı değişiklikler ve önümüzdeki süreçte karşılaşabilecek durumlarla ilgili Zekeriya Dur, şunları söyledi: “Pandemiyle hayatımıza daha fazla yerde kalma teminatı girmiş oldu. Ancak, uçakların yerde kalmasıyla uçuş riski azalırken, uçakların bakımı, parkı, korozyon riskine tabi kalması gibi yer risklerinde artış oldu. Bu nedenle müşteriler sigortacılarıyla irtibat halinde kalarak ihtiyaçlarını giderici poliçeleri beraber tespit etmelidirler. En büyük değişikliğin, ileride pandemik hastalıklar kaynaklı yolcu rahatsızlanması ölümü gerçekleşince ortaya çıkacak tazminat taleplerinin çözümü için hava yollarıyla birlikte sigortacıların önlemler alacağı olarak gözlemleyeceğiz. Bu değişiklikle havalimanlarında hayatımızda karşılacağımız yeni önlemler olacaktır.”

İlginizi Çekebilir