Charles C. Boycott

19.yüzyılda İrlanda’da varlıklı bir toprak ağası var. Bu ağa sahip olduğu tarımsal arazileri bölgedeki çiftçilere kiralıyor ve çiftçiler de o arazilerden sağladıkları zırai gelirle yaşamlarını sürdürüyorlarmış.
Bir gün bu ağa çiftçilerden aldığı kirayı fahiş bir şekilde artırmaya karar veriyor. Çiftçiler de ödeme güçlerinin ötesindeki bu artışı kabul etmeyerek ağaya karşı güçlerini birleştiriyorlar ve çiftçiliğe başka yerlerde devam etmeye başlıyorlar.
Bu güç birliği ile insafsız ağaya karşı direnme eylemine de böylece “boycott” (boykot) denmeye başlanıyor çünkü o insafsız ağanın adı Charles C. Boycott…
Hepimizin vardır böyle isyanları. Hepimizin farklı gelirleri, farklı harcama alışkanlıkları, hatta farklı tahammül sınırları vardır ama hepimizin ses verdiği bir bam teli vardır mutlaka.
Bir işletmeyi, bir hizmeti kara listeye almak çoğunlukla “kazık yemek” ile ilişkilendirilir ama bunun yanında müşteri olarak değer görmemek, kötü hizmet almak, hatalı veya kusurlu hizmet sunulması da en az ödenen bedel kadar önemli bence.
Benim de var böyle bir kara listem. Kimi 15-20 yıllık, kimi birkaç aylık.
Mesela o anlı şanlı AVM’deki İtalyan lokantası. 2 kişi birer pizza ve ortak bir salata yerken yanında ucuz olmayan bir şeyler de içtik, doyduk ama canımız tatlı çekti, ama ayrı ayrı tatlı yiyecek yerimiz de kalmamıştı, hatta bir tanesini bile bitirecek mecalimiz yoktu. Garsona “bize tiramusu ama yarım porsiyon lütfen” dedik. Garson afalladı, içeri gitti, muhtemelen birilerine danıştı ve geri geldi, “kusura bakmayın yarım porsiyon veremiyoruz” dedi. Ben konuyu uzun bir diskurla sonuçlandırdım ve tatlıyı yemeden hesabı ödeyip ayrıldık oradan. Fikir vermesi açısından tatlı hariç hesabımız bugünün rakamları ile 4-5 bin TL, tatlı da 500 lira gibi. Tepside bekleyen tatlıdan yarım porsiyon kesersin pekala, önceden kesilmiş ise yarısını getirip diğer yarısını kendin yersin, ya da tam veya yarısını getirip “bu da bizden olsun” deyip beni yerin dibine sokarsın… O gün bugün o lokanta ve ülkedeki tüm şubeleri Mr. Boycott!
Mesela Trakya tarafında, şehir girişindeki o meşhur köfteci. Yaz günü hızlı bir yemek molası için oraya gitmişiz, yarım saatte karnımızı doyurup yola devam edeceğiz, yanımızda küçük köpeğimiz de var, garsona gidip “bahçede en uzaktaki masaya oturabilir miyiz?” diye sorduğumda aldığım yanıt “Olmaz, müşterilerimiz rahatsız oluyor.” En az 15-20 masa boş o anda. Gösterdiğim masanın komşu masaları da boş üstelik. Neyse, o köfteci de Mr.Boycott uzun süredir…
Bu yılın başı. Düzenli alışveriş yaptığım büfe. “5 paket lütfen” diyorum. Büfeci diyor ki “Zam geldi diye bir haber var, en az 85 lira oldu bir paket.” “Peki al 425 lira 5 paket için” diyor ve alıp çıkıyorum oradan. O pakete zam bu olaydan 1,5 ay sonra geldi ve o büfe de sonsuza kadar çıktı hayatımdan…
Aracımı düzenli götürdüğüm sanayideki servis yeni diye çıkma parça taktı, Mr. Boycott, yıllarca alış veriş yaptığım köyün yemekçisi “maliyetler arttı” diye tavuk suyu çorbayı limonsuz gönderdi, Mr. Boycott, ofise yıllarca kırtasiye alışverişi yaptığımız firma ambalaj hatası ile patlamış gelen bir top A4 kağıdı tazmin etmedi, Mr. Boycott…
Toplum olmanın önemli koşullarından biri haklarını bilmek, hakkını aramak, hakkını vermeyenle de ilişkini kesmek. Çünkü karşı çıkmadığın her haksızlık çok daha fazlası olarak yeniden çıkıyor karşına.
Çok iyi biliyorum ki bu bahsettiğim olaylardaki karşı taraflar benim neden boykot yaptığımın farkında bile değiller. Umurumda bile değil çünkü onların neyi düşünemediği değil benim iç huzurum çok daha önemli.
Ama öte yandan hakkını arayıp, haksızlığa karşı çok daha güçlü ses çıkarmasını bilen, gücünü dayanışma ile gösteren bir toplum sayesinde de bu çiğlikler yok olur diye düşünüyorum.
Görüşmek üzere,

Yorum yazın