Can Yayınları Temmuz ayı programını duyurdu

Can Yayınları Temmuz ayı programını duyurdu

Can Yayınları Temmuz ayı programını açıkladı. Nobel Ödüllü yazar Patrick Modiano’dan Susanna Tamaro’ya, Sabahattin Ali’den Milan Kundera’ya farklı türlerdeki kitap seçkisiyle Can Yayınları etiketiyle Temmuz’da raflarda olacak.

Can Yayınları Temmuz programını açıkladı. Yaz aylarında da okurları romandan öyküye farklı türlerdeki kitaplarla keyifli bir okuma yolculuğu bekliyor. İşte Can Yayınları’nın Temmuz ayı kitapları için tadımlık bir sunum:

Sabahattin Ali / Dağlar ve Rüzgâr

Sabahattin Ali’nin 1930’ların ilk yarısında yazdığı ve duygu dünyasına daha yakından bir bakış sunan şiirlerinin bir araya geldiği eseri Dağlar ve Rüzgâr, Can Yayınları Modern dizisinde okurla buluşuyor. Türk edebiyatının en bilinen ve sevilen yapıtları arasında yer alan Sabahattin Ali’nin şiirleri, edebiyatımıza etkisini günümüzde dahi hissettiriyor.

Patrick Modiano / Dora Bruder (çev. Ebru Erbaş)

Nobel Ödüllü yazar Patrick Modiano, Dora Bruder’de geçmişin sisli sokaklarında bir kızın izini sürüyor… Paris’in Nazi işgali altındaki karanlık günlerinde okuru Paris sokaklarında bir gezintiye çıkaran yazar, bir yandan kendi geçmişiyle ve babasıyla yüzleşirken bir yandan da Dora’nın kayboluşunun ardındaki trajediyi ve yitip giden yaşamları gün yüzüne çıkarıyor. Hem bir anı hem de bir anma metni niteliği taşıyan Dora Bruder, Patrick Modiano’nun geçmiş, hafıza, kimlik konularındaki tavrını sergileyen en temel eserlerden biri.

Milan Kundera / Rehin Alınmış Bir Batı: Ya da Orta Avrupa’nın Trajedisi (çev. Ebru Erbaş)

Çek asıllı yazar Milan Kundera, bu kez Rehin Alınmış Bir Batı’yla yakın dönem Avrupa tarihine ayna tutuyor. Kundera, gençlik döneminin ürünü olan eserinde, Çekoslovakya ve Ukrayna gibi Orta Avrupa’daki “küçük uluslar”ın Batı kültürüyle ilişkilerine odaklanıyor ve bu ülkelerin kültürel kimliklerinin gitgide daha fazla tehdit altında olduğunu savunuyor.

Géza Ottlik / Sınırdaki Okul (çev. Gün Benderli)

1956 Macar Ayaklanması’ndan üç yıl sonra yayımlanan ve ülkede edebî bir sansasyon olarak kabul edilen Géza Ottlik’in tek romanı Sınırdaki Okul, ilk kez Türkçe çevirisiyle Can Yayınları Modern dizisinde okurla buluşuyor. On yaşlarındaki üç erkek çocuğun askerî okulda uğradığı şiddeti konu alan eser, 20. yüzyılın en iyi Macar romanlarından biri olmasının yanı sıra bir toplumun psikolojik okuması niteliğinde.

Susanna Tamaro / Yel Dilediği Yerde Eser (çev. Eren Cendey)

1994’te yayımlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git romanıyla tüm dünyada geniş bir okur kitlesine ulaşan Susanna Tamaro, yeni kitabı Yel Dilediği Yerde Eser’le aile bağlarının gücüne ve hayata anlam vermenin önemine odaklanıyor. Yel Dilediği Yerde Eser, 60’lı yaşlarının eşiğindeki Chiara’nın 20 yaşına gelen güleç evlatlık kızı Alisha, sorunlu ve öz kızı Ginevra ile eşi Davide ve ailenin kötü bir döneminde doğan küçük oğulları Elia’ya yazdığı üç mektup üzerinden ilerliyor. Tamaro, “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’ten sonra en sevdiğim kitabım bu oldu,” diye tanımladığı bu romanında da yalın ve sıcak anlatımıyla okurun yüreğindeki gizli kapıları açarken, keyifli bir okuma deneyimi yaşatıyor.

Isabel Allende / Ruhumun Kadınları (çev. İnci Kut)

Şilili yazar Isabel Allende’nin anılarının derinliklerine indiği eseri Ruhumun Kadınları, Can Yayınları etiketiyle raflarda! Allende, Ruhumun Kadınları’nda hayatında önemli yer tutan kadınları, ona ilham veren Virginia Woolf, Margaret Atwood gibi yazarları, kendi kuşağının asi, genç sanatçılarını ya da şiddete maruz kalmış, onur ve cesaretle ayağa kalkıp ilerleyen anonim kadınları yani “ruhunun kadınları”nı anlatıyor.

Fleur Jaeggy / Tanrı Korkusu (çev. Şemsa Gezgin)

Çağdaş Avrupa edebiyatının sıra dışı kalemlerinden Fleur Jaeggy, yaşamla ölüm, delilikle normallik, absürtlükle akla uygunluk arasındaki sınırları zorlayan yedi öyküden oluşan kitabı Tanrı Korkusu’yla okurların karşısında olacak. İnsan duygularının karanlık taraflarını etkileyici bir dille anlatan Jaeggy, okura bu kitabında da bir solukta bitirilen, birbirinden ilginç öyküler sunuyor. Kızını sevmeyen bir anne, bir işçiyi kurban etmek isteyen bir mezbaha sahibi, 80 yaşında intihar eden Kurt yazarın bizi Tanrı Korkusu’nda tanıştıracağı ilginç karakterlerden sadece birkaçı.

Virginia Woolf / Mrs. Dalloway’in Partisi ve Aynadaki Hanımefendi (çev. Berrak Göçer)

Modernist hareketin en önemli yazarlarından Virginia Woolf, temmuzda Mrs. Dalloway’in Partisi ve Aynadaki Hanımefendi kitaplarıyla Can Yayınları’nda! Yedi öyküden oluşan Mrs. Dalloway’in Partisi, modern edebiyatın en güçlü romanlarından olmakla birlikte, Woolf’un “bilinç akışı” tekniğini yetkinlikle kullandığı bir yapıt olarak da öne çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’sinde kurgusal bir üst sınıf kadını olan Clarissa Dalloway’in hayatından bir günü anlatan roman, derin varoluşsal problemlere odaklanıyor. Aynadaki Hanımefendi ise, ilk olarak Aynadaki Kadın adıyla Aralık 1929’da Amerikan aylık dergisi Harper’s Magazine’de yayımlanan beş öyküden oluşuyor. Cinsiyet eşitliği ve medeni haklar konusundaki yazıları ve çalışmalarıyla dünya kadın hareketinde önemli bir yere sahip olan Woolf’un bu kitabı, gençliği ve genç bedenleri olumlayan bir toplumda kadın olarak yaşlanmaya karşı duyulan kolektif korkuyu ortaya seren derleme öykülerden oluşuyor.

BU AY KLASİKLERDE

Aleksandr Puşkin / Yüzbaşının Kızı (çev. Hazal Yalın)

Rus edebiyatının usta isimlerinden Aleksandr Puşkin’in en önemli eserlerinden olan ve ilk kez 1836 yılında yayımlanan Yüzbaşının Kızı, Büyük Katerina döneminde Kazakların Rus imparatoriçesine karşı ayaklandığı dönemde geçen gerçekçi hikâyesiyle ilgi uyandırıyor. Dünya edebiyat tarihinde iz bırakan bu tarihi roman, Pugaçov Ayaklanması’nın arka planında geçen dokunaklı bir aşk ve kurtuluş hikâyesini konu alıyor.

Jane Austen / Watson Ailesi (çev. Suat Ertüzün)

Dünyanın en ünlü yazarlarından Jane Austen, 1803’te yazmaya başlayıp tamamlayamadığı romanı Watson Ailesi’nde, bir ailenin hikâyesini iki genç kadına, Emma ve Elizabeth kardeşlere odaklanarak aktarıyor. Austen’ın yazarlık kariyeri boyunca büyütmeye devam edeceği karakterlere ve sınıfsal meselelere çarpıcı bir girizgâh niteliği taşıyan bu kısa roman, dönemin toplumsal yaşantısını ustalıkla ele alırken, nefretin, aşkın ve öfkenin yoğun betimlemeleriyle de okuru insan ilişkileri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Yorum yazın