Bütünleşik sigorta satışlarında kapsam genişletilmeli
“Mal ve hizmet satışlarıyla bağlantılı olarak yapılan bütünleşik sigorta satışlarının yalnızca bazı cihazlara ve bunları koruma altına alan mal sigortalarıyla ve ayrıca seyahatle bağlantılı sigortalarla sınırlı tutulması doğru bir tercih değildir. Bütün mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde bütünleşik sigortaya olanak tanınmalıdır. Bu genişletme, sigortanın daha geniş kitlelere daha az maliyetle ulaştırılması bakımından sigortacılar için de yararlı olacaktır.”
Son zamanlarda gittikçe daha yaygın hale gelen ve değişik sözcükler kullanılarak tanımlanan bir sigorta uygulaması değişik yorum ve tartışmalara yol açmış bulunmaktadır. Bu uygulama çoğunlukla “gömülü sigorta” biçiminde tanımlanmaktadır. Ancak özellikle belirli bir yaşın üzerindeki kişilerin bu deyimi “hayatın sonu” ve “kabir” çağrışımı yapması yüzünden soğuk karşıladıkları ve daha başka deyimleri tercih ettikleri görülmektedir. “Bu nedenle “bütünleşik sigorta”, “içkin sigorta”, “yerleştirilmiş sigorta”, “entegre sigorta” gibi ifadeler daha fazla taraftar toplamaya başlamıştır. Bu yazımızda “bütünleşik sigorta” deyimini kullanacağız.
BÜTÜNLEŞİK SİGORTA KAVRAMI
Çok basit bir tanımla “bütünleşik sigorta” bir ürün veya hizmet satın alınırken, sigortanın da bununla birlikte aynı zamanda ve aynı satış noktasında satın alınmasıdır. Bu sayede sigorta için ayrı bir araştırma yapmaya gerek kalmamaktadır. Bütünleşik sigorta “teknolojiye dayalı” (API’lerin (Uygulama Programlama Arayüzleri) ve dijital platformların kullanıldığı) bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütünleşik sigorta hakkında verilebilecek bazı örnekler şunlardır:
Yapılacak hava yolu yolculuklarıyla ilgili olarak, bilet rezervasyonu ve satışı hizmeti veren web sitelerinde sunulan seyahat sigortası
-Araç kiralama şirketlerinin kira sözleşmesi içinde sorumluluk ve çarpma-çarpışma teminatı içeren bir sigortaya da yer vermeleri
Perakende satışlar ve on-line ticarette uzatılmış garanti teminatının satışa entegre edilmesi (Ancak ülkemizde uzatılmış (isteğe bağlı) garanti -aslında sigorta tekniğine dayalı bir teminat olmasına rağmen- sigortacılar tarafından doğrudan alıcıya sigorta ürünü olarak satılmak zorunda değildir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.57(1) uyarınca satıcı, hizmet sağlayıcı, üretici veya ithalatçı da isteğe bağlı garanti taahhüdünde bulunabilmektedir. Bununla birlikte tüketiciye karşı isteğe bağlı garanti taahhüdünde bulunan kişiler çoğu halde bu taahhütlerinden doğan yükümlülükleri için sigorta yaptırmaktadırlar).
Araç paylaşımı (ride sharing) firmalarının hizmetlerinin bir parçası olarak sürücüler ve yolcular için (ayrı bir sigorta yaptırmaya gerek olmadan) yolculuk sırasındaki rizikolara karşı teminat sağlayan sigortalar
Konserler, spor karşılaşmaları veya diğer canlı performanslar için bilet alınması sırasında yaptırılabilecek gösteri veya karşılaşmanın iptali veya bunlara katılma engelinin ortaya çıkması olasılığına karşı teminat sağlayan sigorta
Platformlar üzerinden satış yapan firmaların sattıkları ürünlerin müşteriye gönderilmesi sırasında uğrayacağı taşıma zararlarına karşı sigorta.
Bütünleşik sigorta ile geleneksel sigorta arasındaki farkları aşağıdaki gibi kısaca özetleyebiliriz:
Bütünleşik sigorta mal veya hizmetin satın alınması sürecine entegre edilmiştir. Geleneksel sigortada ise sigorta ürününün ayrıca (sigorta aracısı veya web sayfası üzerinden) satın alınması söz konusudur. Bütünleşik sigorta derhal ve sorunsuzca (sigorta için ayrı bir araştırma ve zahmete gerek olmadan) yaptırılabilmektedir. Oysa geleneksel sigortada çoğu zaman araştırmaya gerek duyulur. Bütünleşik sigorta mal veya hizmete uygun şekilde tasarlanmış olur. Geleneksel sigorta ise genel niteliklidir ve standart (herkese aynı şekilde uygulanan) sigorta koruması içerir. Bütünleşik sigorta, özel olarak sigorta arayışı içinde olmayan müşterilere ulaşma olanağı sağlamaktadır. Pazarlama gideri de bu tür sigortada daha düşük olmaktadır.
Bütünleşik sigorta çoğu halde sigortacılar ile bütünleşik sigortayı ürün veya hizmetleriyle birlikte satmayı planlayan iş sahipleri (mesela perakende satış yapan tacirler, seyahat şirketleri, oto kiralama şirketleri) arasında yapılan çerçeve anlaşmalara dayalı olarak satılmaktadır. Buna karşılık geleneksel sigorta, esas olarak sigortacı tarafından doğrudan veya sigorta aracısı üzerinden sigorta tüketicilerine pazarlanmaktadır.
Sigorta müşterileri açısından bakıldığında bütünleşik sigorta daha kolay, hızlı ve daha ucuzdur; sigorta koruması hemen devreye girmektedir. Öte yandan müşterilerin tanıdıkları ve güvendikleri bir markanın oluşturduğu ilişkiyi daha kolay tercih ettikleri de gözlenmiştir. Bütünleşik sigorta uygulamaları, tanınmış markalarla iş ortaklığı kuran sigortacılar açısından da yeni kazanç olanakları yaratmaktadır. Kuşkusuz sakıncalı yönleri de mevcuttur: Sigorta ürünü sigorta müşterisi tarafından değil, satıcı veya hizmet sağlayıcı tarafından oluşturulduğu için bütünleşik sigorta müşterisinin seçim yapma alanı sınırlıdır. Ayrıca sigorta ürününün tabi olacağı kuralları gereği gibi anlayamama rizikosu ile karşı karşıya kalabilmektedir. Öte yandan, bütünleşik sigortada teknoloji kullanımı ileri boyutta olduğundan veri güvenliği ve siber güvenlik sorunları daha ciddidir.
Bütünleşik sigorta yukarıda da belirttiğimiz gibi teknolojiye dayalı bir uygulamadır. API’ler (Uygulama Programlama Arayüzleri) sayesinde sigorta ürünü veya sigorta koruması seçenekleri müşterinin satın alma sürecine entegre edilmektedir. API’ler sigortacının veri analizi yaparak satış noktasında en uygun sigorta ürününü sunmasına ve müşteriyle (bilgisayar, taşınabilir telefon, çağrı merkezi gibi) onun tercih ettiği kanal üzerinden iletişime geçmesine yardımcı olmaktadır.
Bütün diğer sigortalar gibi bütünleşik sigorta ilişkisi de ancak bir sigorta sözleşmesi kurulduğu zaman söz konusu olur. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı birbirine uygun irade açıklamasında bulunmaları lazımdır. Bütünleşik sigortada sözleşmenin yapılmasına ilişkin süreçte (öneri veya öneriye davet ve kabul aşamalarında) asıl ürünü veya hizmeti sunan tarafın aynı zamanda sigortacı adına da hareket ettiği düşünülebilir. Ürün veya hizmeti sunan firma, sigortacıyla önceden yaptığı anlaşma uyarınca ürün veya hizmetle birlikte sigortayı da pazarlamış olmaktadır. Ancak sigortadan doğan sorumluluk (riziko gerçekleştiğinde sigorta korumasını sağlama borcu uyarınca tazminat veya sigorta bedelini ödeme ve hasar sürecini yönetme ve sonlandırma) sigortacının üzerinde olmak zorundadır. Aksi halde ürünü veya hizmeti satan firma/ platform “sigortacı” konumuna gelmiş olur. Sigortacılık ruhsata tabi bir faaliyet olduğundan ve ruhsatsız sigortacılık yapılması ceza yaptırımı gerektirdiğinden, ürünü veya hizmeti satan firma veya platform sigorta sözleşmesinin tarafı olmamalıdır. Bununla birlikte sigorta aracısı sıfatıyla veya yasanın verdiği yetkiye dayanarak devrede bulunması mümkündür.
TÜRK HUKUKUNDA BÜTÜNLEŞİK SİGORTA
Ülkemizde bütünleşik sigortanın tabi bulunacağı hukuksal çerçevenin bazı önemli noktaları şunlardır:
Konu esas olarak “Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik” kapsamında düzenlenmiştir. Bu yönetmelik (bazı diğer amaçlar yanında) “mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi” amacına da yöneliktir (m.1) ve “mal ve hizmete bağlı sunulan sigortalar için ticaret ortamı sağlayan kişi ve kuruluşları” da kapsamaktadır (m.2).
Yönetmeliğin “mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalar” başlığını taşıyan 10’uncu maddesine göre sadece bazı cihazlar için belirli sigortalar pazarlanabilecektir.
Bu noktada altı çizilmesi gereken husus şudur: Asıl kural Yönetmelik m.9(4)’teki “mal ve hizmet pazarlaması veya satışı yapılan elektronik ticaret ortamlarında, sigorta şirketi ile sigorta teminatı veren emeklilik şirketlerinin ürün ve faaliyetlerinin (Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde sayılan sigortalar hariç olmak üzere) satışa sunulamayacağı” kuralıdır. Bunun istisnası olarak, (bazı şartlarla) bilgisayar, tablet, cep telefonu ve beyaz eşya gibi cihazların satışıyla bağlantılı elektronik cihaz, makine kırılması ve hırsızlık sigortası yapılabilmesine izin verilmiştir (Yönetmelik m.10(1)). Bu sigortaların yapılabilmesi için aranan şartlar şunlardır
a) Sigortanın, satılan mal veya hizmetin tamamlayıcısı olmalıdır.
b) Sigorta cihazla birlikte veya satıştan sonra aynı cihazla bağlantılı olarak alınmalıdır.
b) Sigortaya ilişkin yıllık prim belirli bir tutarı geçmemelidir.
c) Uzatılmış garanti teminatı verilen sigortalar hariç teminat süresi en çok iki yıl olmalıdır.
Yönetmelik seyahat bileti alımı ile bağlantılı sigortalara da izin vermiştir (Yönetmelik m.10(2)). Buna göre seyahat ile ilgili risklere ilişkin sigorta bilet satışı ile birlikte veya satıştan sonra aynı biletle bağlantılı olmak kaydıyla, yolcu taşımacılığı hizmeti sunanların kendi internet sayfası ya da mobil uygulaması üzerinden sunulabilecektir. 2021/14 sayılı Genelge m.5(1)’de ise yolcu taşıması faaliyetini bizzat gerçekleştirenlerin kendi Internet sayfası ya da mobil uygulaması üzerinden seyahat ile ilgili risklere ilişkin sigorta sunabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Yönetmelik m.10(3) ve m.10(4) sigorta teminatının, sigortacı tarafından verildiği (sigortacı olmayan bir kişi tarafından verilmediği) hususunda herhangi bir yanlış anlamaya yer bırakılmaması için bazı kurallar öngörmüştür. Her şeyden önce mal veya hizmet satıcısının “sigortacı” olduğu izleniminin yaratılmasından kaçınılması gerekecektir. Fakat bununla da yetinilmeyerek sigorta teminatının hangi sigortacı tarafından verildiği, riziko olasılığında bu sigortacının tazminat ödeyeceği de bilgi olarak müşteriye aktarılmalıdır.
Mal veya hizmet satışıyla bağlantılı sigorta karşılığında müşteriden tahsil edilecek prim (ödeme belgesinde prim tutarı ayrıca gösterilmek koşuluyla) satılan mala veya hizmete ilişkin tutarla birlikte tahsil edilebilir. Bu tahsilat sigorta şirketi adına yapılmış gibi sayılacaktır (Yönetmelik m.10(6)).
Yönetmelikte mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sigorta sunanlara ödenecek hizmet bedelinin primle bağlantılı olamayacağı da hükme bağlanmıştır.
ÜLKEMİZDEKİ KURALLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Öncelikle vurgulanması gerekir ki, bütünleşik sigortanın kanımızca yönetmelik veya tebliğ/ genelge aracılığıyla düzenlenmesi doğru bir yöntem değildir. Bütünleşik sigorta uygulaması, yasalarda yer alan uyulması zorunlu bazı kurallarla bağdaşmamakta ve özel hükümlere ihtiyaç göstermektedir.
Satış konusu ürün veya hizmetle bütünleşik şekilde sigorta satışı da yapılırken, en başta sigortacı ile alıcı arasındaki sigorta ilişkisinin nasıl (kimin aracılığı ile) kurulmuş olacağı açıklanmaya muhtaçtır. Satıcı veya satışın üzerinden yapıldığı platform sigorta aracısı değildir. Sigortacılık Kanunu m.23(13) “(yasaya) göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunamayacağını” öngörmüştür. Öte yandan Sigortacılık Kanunu m.27(10) “bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar hariç olmak üzere, sigorta acentelerinin, başka bir ticari faaliyette bulunamayacağını” hükme bağlamış bulunmaktadır. Satıcılara ve platformlara aracılık yapma hakkı yasa ile tanınmadıkça, bunlar sigorta şirketi ile aralarındaki anlaşma uyarınca sigortacıyı temsilen sigorta ilişkisi kurma yetkisine sahip olsalar veya sayılsalar dahi bu ilişkinin kurulmasında hukuka uygun bir şekilde rol almış olmayacaklardır.
Bu sakıncayı ortadan kaldırmak üzere 21/11/2012 tarih ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndaki düzenlemede olduğu gibi açık bir yasa hükmü getirilmelidir. Söz konusu yasanın “şirketin yapamayacağı iş ve işlemler” başlıklı 9’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasına göre “sigortacılık mevzuatına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, finansal kiralama şirketleri finansal kiralama veya faaliyet kiralaması işlemlerine konu edilen mallara, bu işlemler kapsamında alınan teminatlara ve söz konusu malı kiralayan kişilere; finansman şirketleri ise alımı kredilendirilen mallara veya hizmetlere, kredilerin teminatlarına ve kredilendirilen malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişilere, kredi borcunun geri ödenmesi ve benzeri tüm kredi unsurlarını koruma altına alacak her çeşit sigortayı kapsayacak şekilde iştigal konusuna giren işlere ilişkin sigorta sözleşmelerinin yapılmasına aracılık dışında sigortacılık işlemleriyle iştigal edemezler”.
Yasal düzenleme dışında (bu gerçekleşene kadar), satıcının sigorta acenteliği yapacak ayrı bir şirket kurmasının uygun bir çözüm oluşturup oluşturmayacağı da değerlendirilmelidir. Kanımızca bütünleşik sigortanın bir acente aracılığıyla sunulması bazı güçlüklere yol açabilecektir. Acentenin yalnızca sigorta ürünü için devrede olması söz konusudur. Fakat sigorta mal veya hizmet satışına entegre edilmiş olduğundan bunların ayrı kişiler tarafından pazarlanması müşteri için karışıklık yaratabilecektir. Bu nedenle en doğrusu satıcının doğrudan sigortayı da (sigortacıyı temsilen) mal veya hizmetle birlikte pazarlayabilmesidir.
Bütünleşik sigortaya ilişkin tanımlarda “dar” bir çerçeve çizilmekte ve bu çeşit sigortanın müşterinin asıl ürüne ilişkin işlemleri tamamlarken (“check out” sırasında) satın alacağı bir sigorta olduğu belirtilmektedir. Ülkemiz düzenlemesi ise öyle anlaşılıyor ki bu çerçeveyi aşan bir genişlik benimsemiştir. Yönetmelik m.10(1)(a) uyarınca (cihaz satışına bağlı) bütünleşik sigortanın “satılan mal veya hizmetin tamamlayıcısı olmasını” yeterli görmüş ve “cihazla birlikte veya (aynı cihazla bağlantılı olarak) “satıştan sonra da alınabileceğini” hükme bağlamıştır. (Yönetmelik m.10(2) seyahat ile bağlantılı sigorta konusunda da benzer bir çözüm benimsemiş ve sigortanın “bilet satışı ile birlikte veya satıştan sonra aynı biletle bağlantılı olmak kaydıyla” alınmasına olanak tanımıştır). Mal veya hizmetin satışı tamamlandıktan sonra satın alınan sigorta “check-out sonrasında” edinilen ayrı (bütünleşik olmayan) bir sigortadır. Buna izin vermenin isabeti tartışmaya açıktır.
Bütünleşik sigorta ile ilgili olarak kısaca değinilmesi gereken bir diğer konu da mal veya hizmetin sigorta olmaksızın alınmasına imkân sağlanıp sağlanmayacağıdır. Sigortanın mal veya hizmetle birlikte zorunlu olarak dayatılması birçok ülkede tüketiciler açısından sakıncalı görüldüğünden tüketiciye isteği olmaksızın sigorta satılamayacağına ilişkin kurallar benimsenmiştir. Bizde de Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) bazı maddelerinde (mesela tüketici kredilerine ilişkin TKHK m.29; konut finansmanına ilişkin TKHK m.38) “kredi bağlantılı sigorta önerisinin ancak kerdi bağlantılı sigorta içermeyen bir kredi sözleşmesinin de önerilmesi koşuluyla yapılabileceğini” öngörerek bu doğrultuda bir düzenlemeye yer vermiştir. Kredi sözleşmeleri hakkındaki bu çözümün bütünleşik sigorta bakımından da uygulanmasına gerek olup olmadığı tartışılması lazım gelen bir husustur.
Aynı şekilde, satıcının/platformun yalnızca tek bir sigortacıya ait sigorta ürününü sunması da (müşteriler açısından aşırı sınırlayıcı bir uygulama olduğu ve sigortacılar arasındaki rekabeti de olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle) eleştirilere neden olmuş ve müşteriye en az iki değişik sigortacının ürünü arasında seçim yapabilme olanağı verilmesi gerektiği düşüncesi ortaya atılmıştır. Ülkemizde benzer bir düşünce ile brokerlerin (müşteri aksine talimat vermiş olmadıkça) en az üç sigortacıdan (veya reasürans brokerliği söz konusu olduğunda en az üç reasürörden) teklif alması gerektiği hükme bağlanmış idi (2008 tarihli önceki Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliği m.11(1)). Ancak yürürlükteki Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği’nde benzer bir kural yer almamıştır.
Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik m.10(7)’deki “mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sigorta sunanlara ödenecek hizmet bedelinin primle bağlantılı olamayacağı” kuralı da kanımızca gerekli değildir. Ücretin nasıl hesaplanacağı tarafların takdirinde olmalıdır.
Üzerinde durulması gereken bir diğer konu da kişisel verilerin korunmasıdır. Sistemin işlemesi için zorunlu olan kişisel verilerin sigortacıya aktarılması ve onun tarafından işlenmesi aşamasında kısaca KVKK olarak bilinen Kişisel Verileri Koruma Kanunu (ve bu yasa uyarınca oluşturulan ikincil mevzuat) hükümlerine uygun hareket edilmesi (gerektiğinde müşterilerden veri aktarma ve işleme için lüzumlu olan onayların alınması) ihmal edilmemelidir.
ÖNERİLER
Kanımızca mal ve hizmet satışlarıyla bağlantılı olarak yapılan bütünleşik sigorta satışlarının yalnızca bazı cihazlara ve bunları koruma altına alan mal sigortalarıyla ve ayrıca seyahatle bağlantılı sigortalarla sınırlı tutulması doğru bir tercih değildir. Bütün mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde (ancak “check out” aşamasına diğer bir anlatışla mal ve hizmete ilişkin satış işleminin tamamlanması aşamasına kadar yapılmak kaydıyla) bütünleşik sigortaya olanak tanınmalıdır. Bu genişletme, tüketicilerin güvendikleri marka sahiplerinin iş ortağı olarak seçtiği sigortacıya da örtülü şekilde güvenerek kolayca sigortaya erişimlerini sağlaması bakımından tüketiciler açısından yararlı olduğu gibi, sigortanın daha geniş kitlelere daha az maliyetle ulaştırılması bakımından sigortacılar için de yararlı olacaktır.
Kanımızca bütünleşik sigortanın sakıncalı yönleri dikkate alınarak bu sigorta uygulamasına sınırlamalar getirilmesi ve zorlaştırılması doğru bir adım olmayacaktır. Tersine bu uygulamanın önünü açmak (buna karşılık müşteriler aleyhine sonuç verebilecek uygulamaları sıkı şekilde denetlemek ve mümkünse baştan önlemek, bu mümkün olmamışsa caydırıcı yaptırımlara tabi tutmak) lazımdır.
Gereken yasal değişikliklerin zaman yitirilmeden yapılması (ve buna dayalı ikincil mevzuatın da özel olarak oluşturulması) büyük önem taşımaktadır.
