Bugünler, çalışan performansları için önemli!
BU yazımda, işyerinde çalışan bireylerin performanslarının ölçümünden daha çok, gösterdikleri performansın nedenselliğinin anlaşılmasına yönelik değerlendirme yapacağım.
Konuyu performans yönetim sistemlerinin tartışılmasına indirgemekten daha çok, bireylerin performans gelişimine yönelik gerçekleştirilen örgütsel yaklaşımların neler olacağı, mevcut performansa etki eden faktörlerin ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları, bireyleri daha iyi performans göstermesi yönünde kişilik boyutunda anlaşılmalarının sağlanması şeklinde değerlendiriyor olacağız.
Çoğu kurum, çalışan performansını aktif olarak izlenmekte fakat performans yönetiminin kritik bir iş süreci olmasına rağmen, verimli bir performans takibi yapamamaktadır.
Çoğu yönetim, çalışanların performansını izlemenin çok zor olduğunu düşünerek, bunun uygulanabilir olabilmesine yardımcı olacak bir sistemin sahiplenilmesi gerekliliğini öne sürmektedir. Ancak insan odaklı, örgütsel davranış boyutunda bireylerin çabalarının sorgulandığı ve geliştirme amaçlı faaliyet gösteren kurumların çok daha gelişmiş değerlendirme sistemlerine sahip olduklarını da bilmekteyiz.
Araştırmalar, mutlu çalışanların işyerinde %12 daha verimli olduğunu ve memnuniyeti yüksek satış elemanlarının da %37 daha fazla satış ürettiğini göstermektedir. Ancak çalışanlarınızın tatmin olmasını nasıl sağlayabilirsiniz? Tabii ki cevap: daha iyi performans yönetimi ile. Performans yönetimi, herhangi bir kuruluş için kritik bir süreç olmasına rağmen, çalışanların sadece % 55’i şirketlerinin performans yönetimi süreçlerinin etkili olduğunu düşünmektedir.
Genel olarak, yöneticiler çalışanların performanslarının takibini yapmak için belleklerine güvenebilir ancak, bu da çalışanlar üzerinde önyargılı ve haksız hissettiren bir ortama yol açabilir.
Gerçekte, bireylerin negatif veya kritik şeylerden ziyade, olumlu şeyleri hatırlaması daha zordur. Bir çalışan için her şey yolunda gittiğinde, bir yönetici onları hiç fark etmeyebilir. Bir çalışan bir hata yaptığında veya bir alandaki beklentileri karşılamadığında, bir yönetici için yöneticinin yardım edemeyeceği ancak hatırlayamayacağı kadar önemli sonuçları olabilir.
Bir çalışan, yönetimin kendilerine karşı önyargılı olduğunu düşünürse, işten kopmaları kaçınılmaz olmaktadır.
Çalışanların %50’den fazlası kendilerinin işverenlerce tanınması yoluyla katılımı artırabileceğine inanmaktadır. Tanıma, çalışanların elde tutulmasındaki temel faktördür ve performans yönetimini daha etkili hale getirmenin bir yoludur. İşletmeler, başarıları için onları tanıyarak ve onlara sürekli çalışma hedefleri vererek, çalışanlarını değerli hissedebilirler.
90’ların sonu 2000 yılların başından bu yana kuruluşlar, yetenekli insan gücü kaynağı için seçimlerini kişilik üstüne kuran seçme ve yerleştirme yaklaşımlarını benimsemişlerdir. Çalışanların kişisel özelliklerinin, bulundukları organizasyonla ne kadar uyumlu olduğu ve performansa dayalı çalışma alanlarında, yeteneklerine uygun işlerle ilişkilendirilerek başarılı olmalarının sorgulandığı bir dönem yaşanmıştır.
İş gerekliliklerinin, kişinin özellikleri ile eşleşmesi, kişilik-iş uyumu teorisinde açıklanmaya çalışılmıştır. Alanında kendini kanıtlamış, psikolog, yazar bilim insanı, John Holland bu teorisinde mesleklere uygun altı kişilik tipi belirlemiş ve bunların bir işle ne kadar iyi eşleştiğini kişilik özelliklerine bağlı olduğunu önerme haline getirmiştir.
Holland buna uygun olarak 160 mesleği içeren, iş tercih envanteri anketini geliştirmiştir. Anketi cevaplandıranlar, hangi işleri sevdiklerini veya hangisini sevmediklerini cevaplayarak kendi kişilik profillerini oluşturmuşlardır. Çalışan, kendi kişilik özelikleri ve tercih edilen işine yönelik bir uyum içinde çalıştığında da, işten ayrılmalarda ciddi bir azalma olduğu anlaşılmıştır. Holland’ın kişi – iş uyumu modelinden şu çıkarımları yapmak mümkündür.
1- Farklı kişilik tiplerinin bir arada bulunması çok yönlü proje çalışmalarında, takım üyeleri arasında verimli bir sinerji oluşturur.
2- Kişilikleri ile uyumlu işlerde bulunan kişiler daha fazla iş tatmini ve işe bağlılık tutumunda bulunurlar.
Bugünlerde, benliğimizi en seviyede korumak, performansımız için ön şarttır.
