Bugün pazar
BUGÜN pazar, COVID-19 nedeniyle yine sokağa çıkma yasağı var. Birkaç zorunlu alışveriş nedeniyle yaptığımız kaçamaklar hariç, yaklaşık bir aydır eve hapsolmuş durumdayız. Allahtan balkona çıkma yasağı yok. Bu yazıyı sizlere yarı açık EV tipi tutukevimin balkonundan yazıyorum. Aklıma Nazım’ın “Bugün Pazar” adlı şiiri geliyor. Bakalım ne diyor şair?
“Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…”
Koşullarımız aynı olmasa bile, dört duvar arasına sıkıştırılan şairimiz, güneşe çıkarak, kısacık da olsa bile hürriyetini özümsemekten bahtiyar olmuş. İyi de dışarıda bu kadar hasta varken “bahtiyar” olmak mümkün mü? Nazım onları da düşünmüş; şöyle mesaj veriyor onlara…
“Hastalar
Kardeşlerim
İyileşeceksiniz.
Ağrılar, sızılar dinecek
Yumuşak, ılık.
Bir yaz akşamı gibi inecek
Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
Hastalar, kardeşlerim,
Biraz daha sabır, biraz daha inat.
Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat.
Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl
Kalkacaksınız yatağınızdan,gideceksiniz.
Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını
yeni baştan keşfedeceksiniz.
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan,
kardeşler, hastalar,
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
Biz insanız çok şükür
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını
Hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz
Ağrılar, sızılar dinecek,
Yumuşak, ılık bir yaz akşamı inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık.”
Nazım’ın umut ettiği “rahatlığa” en kısa zamanda erişmek dileğiyle yine onun dizeleri ile bitirelim yazımızı.
“Yeminimiz var hayat…
Ne kadar inatlaşırsan inatlaş,
Yine de seni en güzel yerinden
yakalayacağız…”
Hayata sarılın, sağlıcakla kalın.
