Birleşik Krallık’ta kış yağışlarında iklim sinyali ortaya çıkıyor: Modeller bu değişimi olduğundan düşük tahmin ediyor olabilir

Birleşik Krallık’ta kış yağışlarında iklim sinyali ortaya çıkıyor: Modeller bu değişimi olduğundan düşük tahmin ediyor olabilir

2023/24 kışı, Birleşik Krallık’ta kayıtlara geçen en yağışlı dönemlerden biri olarak öne çıktı. Yaygın sel olayları ve ciddi aksaklıklara yol açan bu dönem, aynı zamanda hava olaylarına bağlı sigortalı kayıpların rekor seviyelere ulaşmasına katkıda bulundu. Bu tablo, Avrupa’nın uzun süreli yoğun yağış dönemlerine karşı ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 

Kış yağışlarının nasıl ve neden değiştiğini anlamak ise oldukça zor. Doğal iklim değişkenliği çoğu zaman altta yatan eğilimleri gizleyebiliyor. Ancak Willis Araştırma Ağı kapsamında yürütülen yeni araştırmalar, iklim değişikliğine bağlı bir sinyalin artık açık biçimde tespit edilebildiğini ve bunun risk yönetimi ile dayanıklılık açısından önemli sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. 

Araştırma, Birleşik Krallık’taki kış fırtınalarının nasıl değiştiğini, bu değişimi tetikleyen faktörleri ve bunun gelecekte risklerin modellenmesi açısından neden kritik olduğunu 4 başlık altında ele alıyor.

FIRTINALARIN YÖNÜNÜ VE YAĞIŞ MİKTARINI 2 TEMEL FAKTÖR BELİRLİYOR

Yağışlı kışların oluşumunda iki temel mekanizma rol oynuyor:

  • Dinamik faktörler: Fırtınaların hangi rotayı izleyeceğini belirler. Atlantik üzerinde yüksek irtifada hareket eden jet akımları, fırtına sistemlerini Avrupa’ya yönlendiren veya uzaklaştıran temel unsurlardan biridir.
  • Termodinamik faktörler: Fırtınaların ne kadar nem taşıyabileceğini belirler. Atmosfer ısındıkça daha fazla nem tutabilir ve bu da fırtınaların daha yoğun yağış bırakmasına yol açar.

Bu durumu bir benzetmeyle açıklamak gerekirse:
Fırtınalar birer yük kamyonu gibidir. Dinamik faktörler bu kamyonların hangi yolu izleyeceğini belirlerken, termodinamik faktörler kamyonların ne kadar dolu olduğunu belirler.

Fizik yasalarına göre atmosferin tutabileceği nem miktarı her 1°C sıcaklık artışı için yaklaşık %7 yükselir. Küresel ısınmayla birlikte hem dinamik hem de termodinamik faktörlerin değişmesi beklenmektedir. Ancak özellikle termodinamik etkiler çok daha güçlü ve belirgin bir eğilim ortaya koymaktadır. 

KIŞ YAĞIŞLARINDAKİ İKLİM SİNYALİ ARTIK NET BİÇİMDE GÖRÜLEBİLİYOR

Newcastle Üniversitesi ve Willis Araştırma Ağı tarafından yürütülen yeni bir araştırma, Birleşik Krallık’taki kış yağışlarının dinamik ve termodinamik bileşenlerini ayrı ayrı analiz eden bir yöntem kullandı.

Elde edilen sonuçlar, özellikle atmosferdeki nem artışına bağlı termodinamik sinyalin artık açık şekilde gözlemlenebildiğini ortaya koyuyor. Bu artışın doğrudan insan kaynaklı iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğu ve hem okyanusların hem de atmosferin ısınmasıyla ilişkili olduğu belirtiliyor. 

Araştırma Birleşik Krallık’a odaklansa da bu süreçlerin Avrupa genelinde ve ABD ile Japonya gibi diğer orta enlem bölgelerinde de benzer etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.

FIRTINALAR İKLİM MODELLERİNİN ÖNGÖRDÜĞÜNDEN DAHA HIZLI GÜÇLENİYOR

İklim modelleri de kış yağışlarının yoğunlaşacağını öngörüyor. Ancak gözlemler, bu artışın modellerin tahmin ettiğinden daha hızlı gerçekleştiğini gösteriyor.

Başka bir ifadeyle, kış fırtınaları artık yalnızca daha fazla yağış taşımıyor; aynı zamanda bu kapasite beklenenden daha hızlı artıyor.

Bu durum sigorta ve risk yönetimi sektörü açısından kritik önem taşıyor. Çünkü birçok iklim riski değerlendirmesi bu küresel modelleri temel alıyor. Eğer modeller yağış artışının hızını olduğundan düşük tahmin ediyorsa, kısa vadede aşırı yağış ve sel kaynaklı potansiyel kayıplar da olduğundan düşük hesaplanıyor olabilir. 

YENİ MODELLEME YAKLAŞIMLARI GELECEKTEKİ RİSKLERİ DAHA İYİ ANLAMAYA YARDIMCI OLABİLİR

Bu boşluğu kapatmak için bilim dünyası ve sigorta sektörü yeni modelleme yaklaşımlarına yöneliyor.

Bunlardan bazıları şunlar:

Konveksiyon izinli iklim modelleri:
Yüksek çözünürlüklü bu simülasyonlar, yoğun yağış gibi fırtına süreçlerini daha ayrıntılı şekilde temsil edebiliyor. Bu sayede aşırı hava olaylarının daha gerçekçi bir resmini sunabiliyor.

“Storyline” yaklaşımı:
Bu yöntemde yalnızca model ortalamalarına bakmak yerine belirli olayların farklı iklim koşullarında nasıl gelişebileceği senaryo bazlı olarak inceleniyor. Örneğin, 2023/24 kışındaki yağışlı dönem bugünün daha sıcak atmosfer koşullarında tekrar yaşansaydı sonuçların nasıl olacağı analiz ediliyor.

Bu yaklaşımlar geleneksel modellemelerle birlikte kullanıldığında, reasürörlerin ve sigortacıların yağış risklerindeki değişimi daha sağlam bir perspektifle değerlendirmesine yardımcı olabilir. 

SİGORTA SEKTÖRÜ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Araştırmanın temel mesajı açık:
Kış yağışları giderek yoğunlaşıyor ve bu değişim küresel iklim modellerinin öngördüğünden daha hızlı gerçekleşiyor.

Bu durumun sektör açısından bazı önemli sonuçları bulunuyor:

  • Küresel iklim modellerine dayalı yağış ve sel projeksiyonları, gerçek riskleri olduğundan düşük gösterebilir.
  • Yakın dönem risk değerlendirmelerinde kullanılan katastrof modellerinin güncellenmesi gerekebilir.
  • İklim uyum stratejileri ve sel risk azaltma planları, yağışların beklenenden daha hızlı artabileceğini dikkate almalıdır.

Bu nedenle risk yöneticileri ve sigorta şirketleri için kritik soru şu olabilir:
Bir modelde 200 yılda bir gerçekleştiği varsayılan bir olay, gerçekten 2026 için de aynı sıklıkta mı geçerli, yoksa bu hesaplama geçmiş iklim koşullarına mı dayanıyor?

Yorum yazın