BES her yıl gücünü daha da artırıyor
Bireysel Emeklilik Sistemi, 22 yılda hem katılımcı sayısını hem de fon büyüklüğünü rekor seviyelere taşıyarak Türkiye’nin uzun vadeli tasarruf yapısını güçlendirmeye devam ediyor. BES ve OKS’de toplam fon büyüklüğü 2 trilyon lirayı aşarken sistemdeki katılımcı sayısı 10 milyonu geçti.
Kuruluşundan beri önemli bir gelişme gösteren Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 22 yılı geride bıraktı. 2001 yılında yürürlüğe giren 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile hayata geçirilen BES’in, 22 yılda devlet katkısı dâhil toplam fon büyüklüğü 1 trilyon 900 milyar lirayı aştı. Bireysel Emeklilik Kanunu’nda yapılan yasal düzenlemeyle birlikte Ocak 2013’te devlet katkısının uygulanmaya başlaması, Ocak 2017’de Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) hayata geçmesi, Temmuz 2021’de BEFAS’ın faaliyete geçmesi, Mayıs 2021’de 18 yaş altının sisteme girmesi, Ocak 2022’de devlet katkısının %25’ten %30’a çıkarılması gibi avantajlar da BES’in gelişiminde en önemli unsurlardan oldu. Özellikle yaşam süresinin artmasıyla birlikte bireylerin emeklilikte geçireceği süre de daha uzun oluyor. Bu tablo, daha uzun bir emeklilik dönemine hazırlanmayı ve çalışma hayatında sahip olunan yaşam standardını emeklilik döneminde koruyacak bir mali güvence oluşturmayı her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Bu nedenle erken yaşta tasarruf ve yatırım alışkanlığının kazanılması, sürdürülebilir bir emeklilik gelirine erişmek için temel bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) 29 Aralık 2025 verilerine göre BES’te toplam fon büyüklüğü 2 trilyon 26 milyar liraya yükseldi. Toplam fon büyüklüğünün 1 trilyon 805 milyar 520 milyon lirası katılımcılardan gelirken sistemdeki devlet katkısı 220 milyar 490 milyon lira oldu. Sistemdeki toplam katılımcı sayısı ise 10 milyon 147 bin kişi oldu. Yine EGM’nin açıklamış olduğu verilere göre OKS’nin toplam fon büyüklüğü ise 127,6 milyar liraya ulaştı. Katılımcı sayısının 7 milyon 775 bin olduğu sistemde sertifika sayısı ise 11 milyon 878 bin olarak kayıtlara geçti.
ERKEN BAŞLAYAN BİRİKİM EMEKLİLİĞİ GÜÇLENDİRİYOR
Bireysel Emeklilik Sistemi’ne erken yaşlarda dahil olmanın, ilerleyen yaşlarda başvuran katılımcılara kıyasla daha fazla avantajı bulunuyor. Bu avantajların başında ise katılımcının birikim yapabilmesi için önünde uzun bir zaman diliminin bulunması geliyor. BES’e genç yaşta adım atan katılımcılar, düzenli katkı paylarıyla uzun yıllara yayılan bir birikim süreci oluşturuyor. Zaman içinde biriken bu katkılar birikimin yıllar içinde ivme kazanmasıyla katlanarak büyüyor. Yani yalnızca yatırılan katkılar değil, bu katkılardan elde edilen getirilerin de yeniden yatırıma yönelmesiyle birikim hızla değer kazanıyor. Bu sayede katılımcılar, emeklilik dönemine yaklaşırken ciddi bir ek gelir potansiyeline sahip oluyor. Ayrıca erken yaşta sisteme dahil olmak, tasarruf alışkanlığının yerleşmesi açısından da önemli bir kazanım sağlıyor. Düzenli ödeme disiplini hem uzun vadeli finansal planlamayı güçlendiriyor hem de küçük tutarlarla bile yıllar içerisinde anlamlı bir birikim elde edilmesine imkân tanıyor. Ayrıca devlet katkısından daha uzun süre yararlanma fırsatı, erken başlayan katılımcıları avantajlı bir konuma taşıyor.
18 YAŞ ALTINDA BES’E İLGİ ARTIYOR
EGM’nin açıkladığı 19 Aralık 2025 verilerine göre 18 yaş altı BES’te toplam fon tutarı 67 milyar 200 milyon liraya ulaştı. Sistemdeki 18 yaş altı toplam katılımcı sayısı ise 1 milyon 886 bin oldu. Ailelerin çocukları adına erken yaşta BES’e katılım sağlaması, uzun yıllara yayılan bir birikim süreci yaratarak önemli bir avantaj sunuyor. Çocuklar için açılan BES hesaplarında hem düzenli tasarruf imkânı doğuyor hem de profesyonel fon yönetimi sayesinde birikimlerin daha verimli değerlendirilmesi sağlanıyor. Buna ek olarak %30’luk devlet katkısı, çocukların geleceği için oluşturulan birikimi anlamlı ölçüde büyüten kritik bir destek olarak öne çıkıyor. Örneğin yeni doğan bir bebek için doğumdan hemen sonra BES hesabı açıldığını düşünelim. Aylık bin lira katkı yapıldığında, çocuk 18 yaşına geldiğinde birikim yaklaşık 290 bin lira seviyesine ulaşabiliyor. Bu tutarın 60 bin liradan fazlası ise devlet katkısından oluşuyor. Ayrıca sistemde 10 yıl şartı da karşılandığı için, 18’inci yaşına giren çocuk devlet katkısının %60’ını almaya hak kazanıyor. BES’te katılımcılar yılda 12 defa fon dağılımını değiştirme hakkına sahip bulunuyor. Bu hak, birikimlerin performansını etkileyen en kritik araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Küçük fakat düzenli katkıların doğru fonlarla değerlendirilmesi, uzun vadede güçlü bir birikim oluşturulmasını mümkün kılıyor. EGM’nin 30 Eylül 2025 verilerine göre sistemdeki 12 milyon 365 bin sözleşmenin 1 milyon 743 bininde yıl içinde en az bir kez fon değişikliği yapıldığı görülüyor. Böylece katılımcıların yaklaşık %14.1’i birikimlerini piyasa koşullarına göre yeniden konumlandırmayı tercih etti. Bu oran, fon tercihinin birikim yönetiminde ne kadar önemli bir unsur olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

SEDDK Başkan Yardımcısı Hande Hatunoğlu Kurtulan:
Hayata geçirilen düzenlemelerle BES’in sürdürülebilirliği sağlanıyor
“Oldukça kapsayıcı bir perspektifle tasarlanan sistemde, toplumumuzun tüm kesimi birikim imkânı bulmuştur. Sistemimizin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hayata geçirilen düzenlemeler, katılımcıları sistemde tutundurmaya odaklanmıştır.”
2003 yılında vergi teşvikiyle başlatılan BES’in, katılımcıların katkı payı ödemelerine 2013 yılında %25, 2022’de %30 devlet katkısı ödenmesi gibi düzenlemelerle ve 2017’de OKS’nin devreye alınması gibi reform adımlarıyla 22 yıllık yolculuğunda önemli bir eşiği aştığını belirten SEDDK Başkan Yardımcısı Hande Hatunoğlu Kurtulan, “Gönüllü katılımcı seviyemiz 10 milyonu geride bırakmış, OKS ile beraber bakıldığında ise toplam 18 milyon katılımcı ve 2 trilyon lirayı aşkın fon büyüklüğüne ulaşılmıştır. Oldukça kapsayıcı bir perspektifle tasarlanan sistemde, çocuklarımızdan yaşlılarımıza, çalışanlardan öğrencilere, ev hanımlarından çiftçilere toplumumuzun tüm kesimi birikim imkânı bulmuş ve ekosistemin birer parçası haline gelmiştir. Sistemimizin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hayata geçirilen düzenlemeler, katılımcıları sistemde tutundurmaya odaklanmıştır. Bu amaçla, alacağın devri ve kısmen ödeme uygulamaları devreye alınmıştır. Ayrıca, uzun vadeli birikimi teşvik etmek üzere, yıllık devlet katkısı limitini aşan toplu katkı payları için izleyen yıllarda devlet katkısı ödenebilmesi mümkün kılınmıştır” dedi.
‘KATILIMCILARIN ARTMASI TEMEL ÖNCELİĞİMİZ’
%30 oranındaki devlet katkısının, BES’in katılımcı ilgisini artıran en güçlü teşvik mekanizması olmayı sürdürdüğünü ifade eden Hatunoğlu Kurtulan, “Bu somut durum, devlet katkısı uygulamasının devreye alındığı 2013 yılındaki katılımcı sayısındaki sıçrama ile izlenebilmektedir. Hem BES hem de OKS’de katılımcı sayısının artırılması SEDDK’nın temel önceliğidir. Nüfusun hızla yaşlanması göz önünde bulundurularak, gelecekte kamu maliyesi ve bireyler üzerindeki yükün etkin yönetimi zorunlu hale gelmiştir. Bu stratejik zorunluluk doğrultusunda, Orta Vadeli Plan ve 2026 Yıllık Programda yer alan hedeflerle OKS’nin, ikinci basamak emeklilik modeli olan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne (TES) dönüştürülmesi ve bu dönüşüm ile Sosyal Güvenlik Sistemi’nin yükünün hafifletilerek daha sürdürülebilir bir emeklilik mimarisinin oluşturulması amaçlanmaktadır. Gündemimizde yer alan bir diğer eylem paketimizde; OKS’de yer alan çalışanların BES fonlarını tercih edebilmesine imkân tanınması, çalışanların hayat döngüsünü merkeze alan fon stratejisine geçiş yapılması, iş değişikliği sebebiyle yeniden açılan OKS hesaplarının otomatik olarak konsolide edilmesi ve kesintilerin sadeleştirilmesi gibi sistemin etkinliğini artıracak önemli konu başlıkları bulunmaktadır” açıklamalarında bulundu.
‘18 YAŞ ALTININ SİSTEME KATILMASI ÖNEMLİ BİR ADIM’
2021 yılında 18 yaş altı çocukların da BES’e dâhil olabilmesine imkân tanınmasının, erken yaşta tasarruf alışkanlığının kazandırılması ve uzun vadeli fon birikiminin artırılması açısından atılmış çok önemli bir adım olduğunu vurgulayan Hatunoğlu Kurtulan, “Bu düzenleme sonrasında 1,6 milyon çocuğumuzun katılımcı olarak sistemde yer alması, sistemin hem derinliğini artırmış hem de genç yaşlardan itibaren finansal okuryazarlığın gelişimi için güçlü bir zemin hazırlamıştır. Gençlere yönelik bu yaklaşımı desteklemek amacıyla yürüttüğümüz ÜniBES projesi ile gençlerin daha erken yaşta sisteme katılması ve iş hayatına atılmadan önce finansal okuryazarlıklarının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. 12’nci Kalkınma Planı’nda da yer alan eylem kapsamında, 25 yaş altındaki üniversite öğrencilerinin BES’e katılımını teşvik edici uygulamalar üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek:
Türkiye’de tasarruf kültürü geniş bir tabana yayılıyor
“BES’te bugün 10 milyon gönüllü katılımcıya ulaşmış olmak, Türkiye’de tasarruf kültürünün artık geniş bir tabana yayıldığını gösteriyor. Bugün BES’in geldiği nokta bana göre sadece geçmiş birikimin değil, geleceğin potansiyelinin de işareti. Önümüzdeki yıllarda bu dönüşümün daha da hızlandığını göreceğiz.”
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin 22 yılda sadece büyümediğini; aynı zamanda çok ciddi bir dönüşüm yaşadığını belirten Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, “Bugün 10 milyon gönüllü katılımcıya ulaşmış olmak, Türkiye’de tasarruf kültürünün artık geniş bir tabana yayıldığını gösteriyor. Fakat rakamların ötesinde daha önemli olan şey, sistemin kullanıcı beklentilerine göre sürekli gelişmiş olması. Katılımcı profiline baktığımızda gençleşen bir yapı görüyoruz. Bundan 10 yıl önce BES daha çok 40’lı yaşlar itibarıyla düşünülen bir birikim modeli olarak algılanıyordu. Bugün ise 25–35 yaş arası kitle sisteme yön veren en etkin grup. Dijital erişim, şeffaflık ve sürdürülebilirlik beklentileri bu kuşağın kararlarında belirleyici oluyor. Fon büyüklüğünün geldiği seviye de ekosistemin olgunlaştığının göstergesi. Artık katılımcılar fon dağılımı, risk profili ve getiri beklentileri konusunda çok daha bilinçli davranıyor. Bu profesyonelleşme hem sektörün performansını hem de sistemin sürdürülebilirliğini güçlendirdi. Bugün BES’in geldiği nokta bana göre sadece geçmiş birikimin değil, geleceğin potansiyelinin de işareti. Önümüzdeki yıllarda bu dönüşümün daha da hızlandığını göreceğiz” dedi.
‘DEVLET KATKISI GÜVEN OLUŞTURUYOR’
%30 devlet katkısının, BES’i Türkiye’de benzersiz kılan en güçlü teşvik mekanizması olduğunu söyleyen Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, “Katılımcılar açısından hem duygusal hem rasyonel bir değer oluşturuyor çünkü insanlar birikim yaparken devletin yanında yer aldığını görmekten ciddi bir güven duygusu elde ediyor. Bu katkının sisteme etkisini üç açıdan çok net görüyoruz. Birincisi, mevcut katılımcıların sistemde kalma süreleri belirgin şekilde uzadı. Devlet katkısı hak edişinin yıllık limite bağlı olması düzenli tasarrufu teşvik ediyor; bu da katılımcıların BES’i bir “finansal disiplin” aracı gibi görmesini sağlıyor. İkincisi, yeni girişlerde önemli bir ivme yarattı. Özellikle gençlerde ve ilk işine yeni başlayanlarda, devletle birlikte birikim yapma fikri çok güçlü bir motivasyon oluşturdu. Bu etkiyi biz Katılım Emeklilik olarak satış kanallarındaki başvurularımızda açık biçimde gözlemliyoruz. Üçüncüsü, tasarruf bilincinin toplumsallaşmasına katkı sundu. Devlet katkısı sadece bir teşvik değil aslında; birikimi kişisel bir tercih olmaktan çıkarıp geniş kitlelerin gündemine taşıyan bir davranışsal finans aracı” şeklinde konuştu.
‘GENÇLERİN İLGİSİNİ ARTIRMAYA ODAKLANIYORUZ’
18 yaş altının BES’e dahil edilmesinin sistem adına son yıllardaki en önemli kırılmalardan biri olduğuna dikkat çeken Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, “Çünkü hem uzun vadeli birikim kültürünü güçlendirdi hem de çocukların küçük yaşta finansal okuryazarlıkla tanışmasını sağladı. Bir çocuk sisteme 1 yaşında girdiğinde 20 yıl boyunca düzenli küçük birikimlerle bile ciddi bir sermaye oluşturabiliyor. Bu, aileler için güvenli bir gelecek, ekonomi için de istikrarlı bir tasarruf havuzu anlamına geliyor. Ayrıca ailelerin çocuklarıyla birlikte fon tercihi yapması ya da performansları takip etmesi, yeni bir finansal farkındalık kuşağı yaratıyor. Bu kitlenin uzun vadeli yapısı, BES’in büyüme potansiyelini de anlamlı ölçüde artırdı. Hem hacim hem de devamlılık açısından en öngörülebilir segmentlerden biri hâline gelmiş durumdalar. Önümüzdeki dönemde gençlerin ilgisini daha da artırmak için dijitalleşmeye ve sürdürülebilir fon temalarına odaklanıyoruz. Gençler için tasarrufu bir ‘yük’ olmaktan çıkarıp bir ‘keşif yolculuğu’ haline getiren yeni bir kullanıcı deneyimi üzerinde çalışıyoruz. Kısacası, BES artık sadece bugünün finansal çözümü değil; aynı zamanda geleceğin özgüvenli, finansal olarak bilinçli nesillerini yetiştiren bir ekosistem. Katılım Emeklilik olarak bu dönüşümün merkezinde olmak bize büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda büyük bir motivasyon veriyor” ifadelerini kullandı.

AgeSA Genel Müdürü Fırat Kuruca:
BES uzun vadeli kaynak yaratmada kritik bir rol oynuyor
“BES, Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlama potansiyeline sahip; ülkemizin yapısal tasarruf açığını kapatmada ve uzun vadeli kaynak yaratmada kritik bir rol oynuyor. Sistem büyüdükçe sermaye piyasaları da doğal olarak yukarı yönlü bir evrim gösteriyor.”
22 yıl boyunca BES’in, gösterdiği hızlı büyüme ve ulaştığı fon performansıyla hem güvenilir hem de verimli bir tasarruf ve yatırım yöntemi olduğunu kanıtladığını belirten AgeSA Genel Müdürü Fırat Kuruca, “Devlet katkısı, 18 yaş altının BES’e dâhil edilmesi ve emeklilik fonlarının gösterdiği yüksek performans, yıllar içinde hem sisteme olan güveni hem de katılımcı sayısını artırdı. Otomatik Katılım Sistemi ile birlikte bireysel emeklilik fonları, bugün 2 trilyon liraya yaklaşan büyüklüğüyle Türkiye’nin en önemli uzun vadeli yatırım kaynaklarından biri hâline geldi. BES’in sürdürülebilirliği açısından geldiğimiz noktayı değerlendirirken, sistemin artık yalnızca bireysel bir tasarruf aracı olmanın ötesine geçtiğini görmek önemli. BES, Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlama potansiyeline sahip; ülkemizin yapısal tasarruf açığını kapatmada ve uzun vadeli kaynak yaratmada kritik bir rol oynuyor. Sistem büyüdükçe sermaye piyasaları da doğal olarak yukarı yönlü bir evrim gösteriyor. Bu noktada katılımcıların finansal okuryazarlığının artması büyük önem taşıyor, çünkü doğru bilgi ve bilinçle yapılan fon seçimleri, birikimlerin uzun vadede daha etkin yönetilmesini ve sürdürülebilir değer yaratılmasını mümkün kılıyor. Bununla birlikte, BES’i teşvik etmeye yönelik uygulanan ve planlanan mevzuat düzenlemeleri de bireylerin uzun vadeli tasarruflarını destekleyecek, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak ve Türkiye ekonomisinin dış finansmana bağımlılığını azaltacak. AgeSA olarak biz de, BES’in büyümesi ve gelişmesi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
‘DEVLET KATKISI SİSTEMİ YAYGINLAŞTIRDI’
2013 yılında uygulamaya alınan devlet katkısının sistemin hem derinleşmesi hem de yaygınlaşması üzerinde son derece olumlu bir etkisi olduğunu ifade eden Kuruca, “Hiçbir yatırım aracında olmayan bu devlet teşviki, mevcut katılımcıları sistemde tutarak uzun vadeli bir tasarruf alışkanlığı kazandırmak ve sisteme girişi cazip hale getirmek adına önemli bir değer önerisi sundu. Devlet katkısına ek olarak, yıllar içerisinde emeklilik yatırım fonlarının ulaştığı hacmin ve yükselen fon performansının da etkisini düşünürsek BES, bireylerin tasarruflarını değerlendirmesinin en güvenli ve kazançlı yolu diyebiliriz” diye konuştu.
‘18 YAŞ ALTI BES İLE YATIRIM BİLİNCİ TABANA YAYILDI’
18 yaş altı çocukların sisteme dâhil olmasının, tasarruf ve yatırım bilincinin tabana yayılması bakımından çok önemli bir adım olduğunu vurgulayan Kuruca, “Artık aileler bütçelerine uygun planlayabileceği katkı payları, fon getirisine ek %30 devlet katkısı avantajıyla çocukların geleceğini güvence altına alabiliyor. Sistem aynı zamanda, finansal okuryazarlığın temellerinin çocuk yaşta atılmasını sağlayarak, uzun vadeli tasarruf alışkanlığının oluşmasına da katkı sunuyor. Biz AgeSA olarak, her yaştan bireyin BES’e ilgisini artırmak için pek çok yenilikçi proje yürütüyoruz. Sektörün ilk finansal okuryazarlık temalı içerik projesi ‘AgeSA ile Finansal Terapi’ 2 yıla yakın süredir milyonlarca internet kullanıcısına erişerek gençlerin finansal farkındalık kazanmasını sağlıyor. Aileleri sisteme erken katılım için teşvik eden kampanyalar düzenliyoruz. AgeSA Mobil üzerinden hem genç katılımcılar hem de aileleri, hızlı ve kolay bir şekilde BES sözleşmesi başlatabiliyor. FonPro gibi danışmanlık hizmetlerimizle katılımcıların fon yönetimini kolaylaştırıyor; birikimlerini bilinçli ve etkin bir şekilde büyütmelerine destek oluyoruz. Farklı sektör ve temalarda yatırım imkânı sunan yeni emeklilik yatırım fonlarımızı da katılımcılarla buluşturmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de her bireyin finansal geleceğini güçlendirmek ve bilinçli tasarruf alışkanlıklarıyla yarınlara güvenle bakmasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.

MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven:
Gençlerin BES’e katılımı sistemin uzun vadeli büyümesini güçlendiriyor
“Erken yaşta tasarruf bilincini aşılamak çok değerli. Gençlerin BES’e katılımı, sistemin uzun vadeli büyüme potansiyelini güçlendiren ve finansal okuryazarlığı artıran önemli bir unsur. Genç katılımcılar, tasarruf bilincini erken yaşta edinerek sistemin uzun vadeli büyümesine doğrudan katkı sağlıyor.”
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin, hem katılımcı sayısı hem de fon büyüklüğü açısından istikrarlı bir büyüme trendi sergilediğine vurgu yapan MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven, “Geçtiğimiz yıl, bireysel emeklilik sektörü için genel olarak büyüme ve olgunlaşma yılı oldu. Katılımcı sayısı ve toplam fon büyüklüğü açısından önemli artışlar kaydedildi. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin 31 Aralık 2024 verilerine göre; BES ve OKS’de devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğü, kurulduğu günden bu yana ilk defa 1 trilyon lirayı aştı. Küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, teknolojik ilerlemeler ve değişen tüketici beklentileri sektörümüzü biçimlendirmeye devam ediyor. Genel olarak baktığımızda, BES bilincinin artması ve ürün çeşitliliğinin genişlemesiyle sektörümüzde büyüme potansiyelinin sürdüğünü gözlemliyoruz. Kısmi çekiş imkânı ve temlik hakkı gibi yeni düzenlemeler, BES’in daha esnek bir sistem haline gelmesini sağladı ve müşteri ihtiyaçlarına göre alternatif çözümler üretebildi. Devlet katkısının da etkisiyle BES’e olan talebin hızla artış göstermeyi sürdürmesi de gücünü artırmaya devam ettirdiğini gözler önüne seriyor. 22 yılda BES, farklı yaş ve gelir gruplarını kapsayan geniş bir yapıya dönüştü. 18 yaş altı katılımcıların sisteme dahil edilmesi, gençlerin erken yaşta tasarruf ve yatırım alışkanlığı kazanmasını sağlayarak sisteme yeni bir dinamizm kazandırdı. Sürdürülebilirlik bağlamında, devlet katkısı ve otomatik katılım gibi teşvik mekanizmaları, hem yeni katılımcıları sisteme çekiyor hem de mevcut katılımcıların sistemde kalmasını güçlendiriyor. Fon büyüklüğü açısından, altın fonları ve karma fonlar gibi çeşitli yatırım araçlarının kullanımı, sistemin istikrarlı şekilde büyümesine katkı sağladı” ifadelerine yer verdi.
‘TASARRUFLAR UZUN VADELİ YATIRIMA DÖNÜŞÜYOR’
BES’in hem tasarrufları uzun vadeli yatırıma dönüştürebilen hem de devlet katkısı gibi güçlü avantaja sahip bir sistem olarak ön plana çıktığını belirten Yurtseven, “Devlet katkısı, Türkiye’de BES için hem mevcut katılımcıların sistemde kalma süresini uzatan hem de yeni katılımcı girişlerini teşvik eden en güçlü mekanizmalardan biri olarak görülüyor. Katılımcılar katkı paylarını yatırdıkça ek devlet katkısı kazanıyor; bu da uzun vadede sistemde kalmayı teşvik ediyor. Yeni katılımcılar açısından da devlet katkısı, sisteme giriş kararını olumlu etkiliyor. Katkının tamamına hak kazanmak için en az 10 yıl sistemde kalmak ve 56 yaşını doldurmak gerektiğinden, bu kademeli hak ediş yapısı katılımcıları erken çıkıştan caydırıyor. Ayrıca devlet katkısı oranının %30’a çıkarılması ve otomatik katılımdaki ek teşvikler sisteme girişleri hızlandırıyor. Bu uygulamalar katılımcı sayısının ve fon büyüklüğünün artışına olumlu katkı yapıyor. BES’e olan ilgiyi sürdürülebilir kılmak için devlet katkısının devamlılığı, sistemin sağladığı vergi avantajlarının daha iyi anlatılması, finansal okuryazarlık seviyesinin yükseltilmesi ve yeni ürünlerle katılımcılara daha fazla esneklik sunulması gerekiyor” dedi. Ülkemizde tasarruf alışkanlıklarının güçlendirilmesinin, bireylerin uzun vadeli finansal planlama yapabilmesi için hayati önem taşıdığını kaydeden Yurtseven sözlerini şöyle sürdürdü: “Erken yaşta tasarruf bilincini aşılamak, küçük tutarlarla başlamak ve hedef odaklı birikim yapmak çok değerli. Gençlerin BES’e katılımı, sistemin uzun vadeli büyüme potansiyelini güçlendiren ve finansal okuryazarlığı artıran önemli bir unsur. Genç katılımcılar, tasarruf bilincini erken yaşta edinerek sistemin uzun vadeli büyümesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu katılım, finansal okuryazarlığın gelişmesini destekliyor.”

Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli:
Türkiye’de uzun dönemli birikim yapma kültürü giderek güçleniyor
“Türkiye’de uzun dönemli birikim yapma kültürü giderek güçleniyor. Ancak ülke olarak potansiyelin tamamını kullanmıyoruz, önümüzdeki yıllarda büyüme ivmesinin sürmesi bekleniyor.”
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin, 2003’te yürürlüğe girmesinden bu yana Türkiye’nin uzun vadeli tasarruflarını artıran en önemli yapısal düzenlemelerinden biri olarak öne çıktığını belirten Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, “2017 yılında uygulamaya alınan Otomatik Katılım Sistemi ile devlet katkısının %30’a yükseltilmesi, sistemin büyüklüğünü ve derinliğini belirgin bir şekilde genişletti. Ayrıca 18 yaş altına katılım imkânı tanınması, birikimlerin banka kredilerinde teminat olarak kullanılabilmesi ve kısmi çekiş hakkının getirilmesi gibi düzenlemeler de son dönemde tasarruf eğilimlerini güçlendirdi. Şu anda BES’te toplam fon büyüklüğü 1,9 trilyon lira seviyesini, katılımcı sayısı da 10 milyonu aştı. Yıl sonunda fonların 2 trilyon liraya yaklaşması bekleniyor. 18 yaş altı segmenti de hızlı büyüyor. Bu segmentte katılımcı sayısı 1,8 milyona yaklaştı ve devlet katkısı dahil fon büyüklüğü 88 milyar lira bandına çıktı. Bu tablo, Türkiye’de uzun dönemli birikim yapma kültürünün giderek güçlendiğini gösteriyor. Ancak ülke olarak potansiyelin tamamını kullanmıyoruz, önümüzdeki yıllarda büyüme ivmesinin sürmesi bekleniyor” açıklamalarında bulundu. ‘DEVLET KATKISI SİSTEMİN DERİNLİĞİNİ ARTIRDI’ Devlet katkısının, BES’in hem erişim hem de kalıcılığını güçlendiren en önemli teşvik unsuru olduğunu ifade eden Benli, “Özellikle devlet katkısının artırılması da sistemin derinliğini belirgin biçimde artırdı. Katılımcı sayısındaki artış ve fon büyüklüğündeki güçlü ivme bunun somut bir yansıması oldu. Katılımcıların sistemde kalış süresinin uzamasında devlet katkısı kritik bir rol oynuyor. Çünkü katkı miktarının birikimlere doğrudan değer katması, sistemden erken ayrılmayı caydıran önemli bir etki yaratıyor” dedi. 18 yaş altı katılımcıların BES’e dahil edilmesinin, sisteme güçlü bir büyüme ivmesi ve uzun vadeli sürdürülebilir bir perspektif kazandırdığının altını çizen Benli, “Bu segmentte katılımcı sayısının 1,8 milyona yaklaşması ve devlet katkısı dahil fon büyüklüğünün 88 milyar lira seviyesine çıkması genç yaşta başlayan tasarruf alışkanlığının sistemin gelecekteki büyümesine önemli katkı sağlayacağını gösteriyor.
‘GENÇLERİN KATILIMINI GÜÇLENDİRECEĞİZ’
Gençlerin erken yaşta finansal okuryazarlıkla tanışması, BES’in uzun vadeli yapısına da doğal bir uyum yaratıyor. Önümüzdeki dönemde gençlerin sisteme ilgisini artırmak için bazı teşviklerin devreye alınması bekleniyor. Özellikle 25 yaş altı üniversite öğrencilerini sisteme çekmeye yönelik yeni uygulamalarla gençler için BES’in daha esnek ve cazip hale getirilmesi hedefleniyor. Yeni uygulama ve adımlarla gençlerin katılımını güçlendirmek ve uzun vadeli tasarruf bilincini daha geniş kitlere ulaştırmak amaçlanıyor” dedi.

Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Didem Makaskesen:
BES katılımcıların birikimlerini değerlendirmek için güçlü bir alternatif
“Birçok farklı ekonomik ortamda performans sergileyerek en güvenilir yatırım araçlarından biri olduğunu ispatlayan BES, katılımcıların birikimlerini değerlendirmek için güçlü bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.”
BES’in faaliyette olduğu 22 yıllık süreçte 10 milyonu aşkın katılımcının sistem içerisinde tasarruf etmeye yönelmesinde kamu otoritesi tarafından sağlanan desteklerin itici güç oluşturduğunu kaydeden Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Didem Makaskesen, “İlk kez 2013 yılında başlayan devlet katkısı teşviğinin 2022 yılında %30’a çıkartılması, BES’e başka hiçbir yatırım aracında olmayan eşsiz bir avantaj katarak katılımcıların ilgisini çekti. Ayrıca 2021 yılında 18 yaş altı bireylerin de BES’e katılımının önünün açılması ile sistemin büyümesini teşvik edici bir gelişme yaşanmış olup katılımcı profili daha kapsayıcı hale geldi. Birçok farklı ekonomik ortamda performans sergileyerek en güvenilir yatırım araçlarından biri olduğunu ispatlayan BES de katılımcıların birikimlerini değerlendirmek için güçlü bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Uzun vadeli bir yatırım aracı olan BES sürdürülebilir ve istikrarlı bir getiri imkânı sağlıyor. Emeklilik fonlarının güçlü getiri performansı ve etkin fon portföyü yönetimiyle BES yatırımcıları hem enflasyon karşısında birikimlerinin değerini koruyor hem de getiri sağlamaya devam ediyor. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz yıl hayata geçen kısmen çıkış ve temlik uygulamaları BES’in kamuoyu nezdinde yeni bir boyut kazanmasına katkı sağladı. Temlik uygulaması kapsamında katılımcılar bireysel emeklilik birikimlerini bankalardan kullandıkları kredilere teminat olarak gösterebilir hale geldi. Kısmen çıkış uygulaması ile de evlilik, konut alımı ve doğal afet gibi hayat olayları için bireylere, bireysel emeklilik hesabını tamamen sonlandırmadan birikimlerinin bir kısmını kullanabilme imkânı tanındı. Bu sayede bireyler maddi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tasarruf yolculuklarına haklarından ödün vermeksizin devam edebilme şansı yakaladı. Ek olarak, 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’da yer aldığı üzere kısmen çıkış uygulamasının hac ve bedelli askerlik gibi ihtiyaçları da kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanıyor. Bu dönüşümleri sistemin gelişimi açısından çok olumlu olarak değerlendiriyor, sistemdeki müşteri devamlılığına ve yeni katılımcı kazanımlarına yönelik pozitif etkisini de gözlemlemeye devam ediyoruz” dedi.
‘DEVLET KATKISI BES’İN CAZİBESİNİ ARTIRIYOR’
Devlet katkısının BES’i diğer yatırım araçlarından ayıran önemli bir özellik olarak BES’in cazibesini artırmaya devam ettiğine vurgu yapan Makaskesen, “Maksimum devlet katkısından ve emeklilik yatırım fonlarının yüksek getiri potansiyelinden yararlanarak birikimlerine değer katma isteği içinde olan katılımcılarımızı düzenli ödemelerine ilaveten ek katkı payı yatırmaya teşvik ediyoruz. Aynı zamanda devlet katkısının tümünü almaya hak kazanmak için sistemde 10 yıl kalma şartının yanında 56 yaşını doldurmayı bekleme yönelik istekleri de güçlenerek sistemdeki müşteri devamlılığı da olumlu etkileniyor. Devlet katkısı enstrümanı aracılığıyla BES’in devlet nezdinde teşvik ediliyor oluşu; kişilerde bu sistemin güvenilir ve uzun vadeli yatırıma yönelik önemli bir finansal güvence olduğu algısını da pekiştiriyor. Böylelikle, mevcut katılımcıların sistemde kalma süreleri uzarken, yeni katılımcıların sisteme dahil olma eğilimi artış gösteriyor. Bunun yanı sıra aileleri tarafından adlarına bireysel emeklilik sözleşmesi açılarak, gelecekleri için bugünden tasarruf yapılan çocuklar; kendi sözleşmeleri için ebeveynlerinden bağımsız olarak devlet katkısı limitinden faydalanabiliyor. Bu imkân ebeveynlerin hem varsa kendi sözleşmeleri hem de çocuklarının sözleşmeleri için ayrı ayrı katkı payı ödemelerini teşvik ediyor” dedi. 18 yaş altındaki kişilerin sisteme dahil edilmesine yönelik yapılan düzenlemenin BES’in organik büyümesine ivme kazandırdığına dikkat çeken Makaskesen sözlerine şöyle devam etti: “Güncel verilere göre sistemde tasarruf eden 18 yaşının altında yaklaşık 1,6 milyon katılımcı olması, sisteme giriş yaptıkları 4 yılda bu müşteri grubundaki hızlı büyümeyi gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 18 Nisan tarihinde yayımlanan İstatistiklerle Çocuk 2024 raporuna göre ülke nüfusunun yüzde 25,5’ini çocuklar oluşturuyor. 21,8 milyonu aşkın çocuk nüfusu sistemin gelişim potansiyelinin ne derece yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Gelişmeye devam eden bu kitle, sisteme toplumun bakışının değişmesinde de önemli rol oynayarak sistemin yayılmasına katkı sunuyor. Bireysel emeklilik sistemine yalnızca çalışanların ya da yaşça büyük bireylerin katılım sağladığı algısı yıkılıyor, tasarruf ve yatırım bilinci çocuk ve genç nüfusa da aşılanıyor. Tasarruf bilinci yüksek nesillerin yetişmesi sayesinde sistemin istikrarlı büyümesi daha sürdürülebilir hale gelecek.”

BNP Paribas Cardif Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sertsöz:
Devlet katkısı BES’te büyümeyi kalıcı hale getiren en güçlü unsur
“Devlet katkısı, BES’in en güçlü teşvik mekanizması olarak hem yeni katılımcı girişleri hem de sistemde kalma süresi üzerinde çok net bir etki yaratıyor. Bu katkı, belirsiz ekonomik dönemlerde bile sistemin cazibesini korumasını sağlıyor.”
Emeklilik Gözetim Merkezi’nin verilerine göre BES’te toplam fon büyüklüğünün OKS’nin fon büyüklüğünün de dahil edilmesiyle 2 trilyon lira fon büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken BNP Paribas Cardif Türkiye Banka Sigortacılığı ve Acente Sigortacılığı Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sertsöz, “Bu tablo, Türkiye’de uzun vadeli tasarruf kültürünün güçlendiğine ve bireylerin emeklilik odaklı finansal güvence arayışının arttığına işaret ediyor. İşin sürdürülebilirliği açısından özellikle dikkat çekici olan, katılımcı profilinin giderek daha genç ve dengeli hale gelmesi: 2022’den bu yana yaklaşık 1,8 milyon 18 yaş altı birey sisteme katıldı ve bu grubun yarısından fazlası 0–10 yaş aralığında. Bu gençleşme trendi, sistemin demografik profilini çeşitlendiriyor ve uzun vadeli sürdürülebilirliğini destekliyor. Çünkü sistemdeki genç katılımcılar hem prim ödeyen hem de uzun vadeli fon büyümesine katkı sağlayan sağlam bir temel oluşturuyor. Kadın katılımı da dönüşümde kritik bir rol oynuyor. Gönüllü BES katılımcılarının yaklaşık %42’si kadınlardan oluşuyor ve fonların %44’ü kadın katkısıyla büyüyor. Bu oran, kadınların finansal planlama ve birikim konusundaki bilinçlenmesinin yanı sıra, finansal özgürlük talebinin de sistemde somut bir karşılık bulduğunun göstergesi. Özellikle ev kadınları gibi iş gücünün dışında olabilen bireyler için BES, kendi birikimlerini oluşturabilecekleri ve emeklilik dönemi için güvence sağlayabilecekleri güçlü bir araç haline geliyor” açıklamalarında bulundu.
‘DEVLET KATKISI GÜÇLÜ BİR ÇEKİM ETKİSİ YARATIYOR’
Son 2 yılda BES’te katılımcı sayısındaki artışın ivmelendiğinin görüldüğünü belirten Sertsöz, “Bu büyümede; fon değişikliği hakkının yılda 12’ye çıkarılması, kısmi çıkış hakkının tanınması ve 18 yaş altının sisteme dahil edilmesi gibi son 5 yılda yapılan teşviklerin önemli oranda katkısı bulunmakla birlikte, devlet katkısı desteğinin %25’ten %30’a çıkartılması da kritik bir rol oynadı. Devlet katkısı, BES’in en güçlü teşvik mekanizması olarak hem yeni katılımcı girişleri hem de sistemde kalma süresi üzerinde çok net bir etki yaratıyor. Özellikle %30 seviyesine yükseltilmesiyle birlikte BES’e yeni girişlerde kayda değer bir artış yaşandı. Bu katkının yeni katılımcılar için yarattığı katma değer, özellikle belirsiz ekonomik dönemlerde bile sistemin cazibesini korumasını sağlıyor. Devlet katkısının etkisini artıran bir diğer unsur ise hak ediş sisteminin kademeli yapısı. Katılımcılar, fonda geçirdikleri süre arttıkça devlet katkısına daha yüksek oranda hak kazanıyor. Bu yapı, bireylerin sistemde uzun süre kalmasını teşvik eden önemli bir psikolojik ve finansal güvence mekanizması oluşturuyor. Hak ediş oranlarının yıl bazında artması, katılımcıların erken çıkış yerine sistemde kalmaya devam etmelerini sağlıyor. Bu nedenle devlet katkısı yalnızca başlangıçta güçlü bir çekim etkisi yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda BES’in sürdürülebilirliğini güçlendiren uzun vadeli bir sadakat unsuru olarak da öne çıkıyor. Bugün BES’teki büyümenin sadece yeni katılımcı girişlerinden değil, mevcut katılımcıların sistemde kalma sürelerinin uzamasından kaynaklandığını görüyoruz. Hem devlet katkısının cazibesi hem de kademeli hak ediş sisteminin yarattığı uzun vadeli koruma, katılımcıların çıkış kararlarını erteliyor ve sistemin gelecek projeksiyonunu güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye’de BES’e katılımı ve sistemde kalıcılığı en çok etkileyen faktörler arasında, katılımcıların gelecek için birikim yapma motivasyonu ile kısa vadeli tüketim eğilimleri arasındaki denge de önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla katılımcılar, özellikle belirsizliklerin arttığı dönemlerde tasarruftan çok anlık harcamaya yöneliyor. Bu noktada devlet katkısı önemli bir teşvik unsuru oluşturuyor; aynı zamanda fon getirileri ve şeffaf bilgi paylaşımı da sistemde kalıcılığı artıran belirleyici faktörler arasında yer alıyor” diye konuştu. Sertsöz, Türkiye’nin tasarruf açığını kapatmak ve bireysel emeklilik sistemini daha kapsayıcı hale getirmenin genç kuşakları erken yaşta sisteme dahil eden bütüncül bir stratejiyi gerekli kıldığını vurguladı.
