Artık iyi şoför olmak gerekmiyor!

Sigorta şirketlerinin “en kötü senaryo” dedikleri “zorunlu trafik sigortalarına tavan fiyat uygulaması” geldi. Geçen yıl üretilen toplam 34 milyar liralık primin 12.8 milyar liralık kısmının yani yaklaşık yüzde 40’nın üretildiği trafik sigortasında fiyatlar artık serbestçe belirlenmeyecek.
Söz konusu kararı sektörün düzenleyici kurumunun bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek açıkladı. Zorunlu trafik primlerini çok yakından takip ettiklerini ifade eden Şimşek, sektör lehine attıkları bütün iyi niyetli adımlara ve yaptıkları çağrılara rağmen, serbest piyasa şartlarında, zorunlu trafik sigortası primlerinin makul fiyatlara düşmediğini gördüklerini kaydetti.
Şimşek, “Yaptığımız incelemeler sonucunda, sigorta şirketlerinin riski yüksek sigortalıları portföylerine katmak istemediklerini, bu nedenle de yüksek riskli olarak görülen sigortalılardan yüksek primler talep edilerek sigorta yapmaktan kaçındıklarını tespit ettik. Bu durumun sigorta fiyatlandırmasına duyulan güveni zedelediğini düşünüyoruz. Bu nedenle vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi amacıyla primlerde tavan fiyat uygulanmasına karar verdik” ifadelerini kullandı.   “Riski yüksek sigortalıları portföylerine katmak istemiyorlar.” Açıklamanın en can alıcı kısmı ise bence burası. “Neden?” dersek… Zorunlu bir sigorta branşında lisans sahibi iseniz mutlaka bir fiyat vereceksiniz, ya da lisansınızı Hazine’ye iade edeceksiniz. Gördük ki “Yüksek fiyat verirsem zaten benden poliçe almazlar” demek tüm sektörü etkileyen bir sonuca varabiliyor.

Kötü şoför ödüllendiriliyor…
Buraya kadar tamam. Fakat tavan fiyat uygulamasının fiyatlara nasıl yansıyacağı konusu çok büyük haksızlığı ortaya çıkardı. Mevcut uygulanmakta olan prim tutarlarına göre indirimin, en riskli gruptaki otomobillerde yaklaşık yüzde 28, en düşük riskli araç gruplarında ise yüzde 26 olacağı, trafiğe yeni çıkacak otomobillerde ise mevcut primlere göre ortalama indirimin yüzde 40’ı bulacağı açıklandı.  Bu da şunu gösteriyor ki, bir aracın risk grubu onu kullanan kişiden geçiyor. Yani en kötü şoför ödüllendirilmiş oldu. Aracını iyi kullanan belki de yıllardır kaza yapmayan kişilere büyük haksızlık olacak.
Öte yandan sektör temsilcilerinden ilk aldığımız duyumlar, söz konusu uygulamanın yıl sonuna kadar bir süreyi kapsayacağı yönlü. 2018 yılı başı itibarıyla tekrar serbest tarifeye dönülecekmiş. Peki, serbest tarife tekrar başladığında ne olacak? Fiyatlarda istikrar sağlanacak mı? Ben bunun düşünüldüğünü zannetmiyorum. “Günü geldiğinde bakarız” şeklinde bir karar gibi.
Trafik sigortasında fiyatlar 2016 yılı mayıs ayından bu yana kademeli olarak düşüyordu.  Peki en kötü senaryo neden yürürlüğe kondu? Biraz bunu düşünmek gerekiyor. Vatandaşın yanındayız derken, neden vatandaşın iyi bir şoför olması için çaba gösterilmez, neden bir kamu spotu ile sigortanın önemine ve aslında pahalı bir ürün olmadığına yönelik bir çalışma yapılmaz? Bunu da anlamakta zorlanıyorum. “Yaptım/ettim” denilerek dünya devi şirketlerin son yıllarda büyük yatırımlar yaptığı bir sektöre sürekli sopa göstermek, ilerleyen dönemde birçok sorunu peşinden getirecektir. Bu nedenle, tüm paydaşların çıkarına olacak ortak bir akılda buluşmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ortak akıl da, “iyi şoföre ucuz, kötü şoföre pahalı” sigorta yapmaktan geçiyor. Yoksa iyi olmanın hiçbir önemi kalmayacak…

Yakup Sayar’ın 22 Mart 2017 tarihli Vatan Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.

Yorum yazın