Allianz Research: Avrupa’da selin ekonomik faturası ağırlaşıyor
Avrupa’da sel kaynaklı ekonomik kayıplar artarken, bu durum yalnızca afet yönetimi açısından değil; ekonomik büyüme, kamu maliyesi ve sigorta sektörü bakımından da önemli riskler oluşturuyor. Allianz Research tarafından yayımlanan “Avrupa Sular Altında: Sellerin Makroekonomik Maliyeti ve Uyum Yatırımlarının Ekonomik Gerekçesi” başlıklı raporda, sel riskinin yalnızca iklim değişikliğinden değil, ekonomik faaliyetlerin giderek daha fazla riskli bölgelerde yoğunlaşmasından kaynaklanarak büyüdüğü ortaya konuldu.
Rapora göre Avrupa’da 2000 yılından bu yana yıllık sel sayısı büyük ölçüde değişmezken, olayların ekonomik maliyeti hızla yükseldi. 2000-2009 döneminde 63,1 milyar avro olan toplam ekonomik kayıp, 2010-2019 döneminde 74,3 milyar avroya çıktı. Sadece 2020-2025 döneminde ise sel kaynaklı zarar 88,6 milyar avroya ulaştı. Böylece henüz altı yılı kapsayan son dönem, önceki on yıllık dönemin tamamını geride bıraktı.
Raporda, bu artışın temel nedeninin yalnızca daha şiddetli yağışlar olmadığına dikkat çekiliyor. Kentleşmenin hızlanması, nüfusun ve ekonomik varlıkların taşkın riski bulunan bölgelerde yoğunlaşması nedeniyle benzer büyüklükteki sel olaylarının geçmişe kıyasla çok daha yüksek ekonomik kayıplara yol açtığı belirtiliyor.
SİGORTA KORUMASI SINIRLI KALIYOR
Çalışma, Avrupa’da sel kaynaklı zararların önemli bölümünün sigorta sistemi tarafından karşılanamadığını ortaya koyuyor. Temmuz 2021’de Almanya ve Belçika’da yaşanan seller yaklaşık 38 milyar avroluk ekonomik hasara neden olurken bunun yalnızca 9 milyar avroluk kısmı sigortalıydı. Geriye kalan zarar ise hane halkı, işletmeler ve kamu tarafından üstlenildi.
Rapora göre Avrupa’da sel sigortasının kapsamı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Birleşik Krallık’ta konut sigortalarının standart teminatları arasında yer alan sel riski, Almanya gibi bazı ülkelerde isteğe bağlı olarak poliçeye dahil ediliyor. Bu durum da afet sonrası oluşan koruma açığını büyütüyor.
YATIRIMLAR VE BÜYÜME ÜZERİNDE KALICI ETKİ
Allianz Research, sellerin yalnızca fiziksel hasar oluşturmadığını, ekonominin genelinde uzun süre hissedilen sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Hazırlanan senaryoya göre 2027 yılında yaşanacak büyük bir sel felaketinin ardından 2027-2030 döneminde sabit sermaye yatırımlarında çift haneli kayıplar oluşuyor. En yüksek oransal kayıp %14,6 ile Hollanda’da görülürken, yaklaşık 84 milyar avroluk yatırım kaybıyla Almanya ilk sırada yer alıyor.
Hane halkının reel kullanılabilir gelirinde ise %3,9 ile yüzde 5,4 arasında gerileme öngörülüyor. Yeniden inşa maliyetleri, üretim kayıpları ve iş gücü piyasasındaki olumsuz etkiler nedeniyle gelir kaybının yıllar boyunca devam ettiği belirtiliyor.
Ekonomik büyüme de bu süreçten olumsuz etkileniyor. Rapora göre sel felaketleri yatırımları, tüketimi ve üretimi baskılayarak GSYH’de %1’e varan kayıplara neden olabiliyor. Mutlak büyüklük açısından Almanya’nın yaklaşık 108 milyar avro, Birleşik Krallık’ın ise 106 milyar avroyu aşan üretim kaybıyla karşı karşıya kalabileceği hesaplanıyor.
KAMU MALİYESİ ÜZERİNDEKİ YÜK ARTIYOR
Rapor, sellerin kamu maliyesi üzerinde de uzun vadeli baskı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Acil yardım harcamaları, yeniden inşa yatırımları ve vergi gelirlerindeki azalma nedeniyle bütçe dengesi tüm ülkelerde bozuluyor. İncelenen senaryoda bütçe açığındaki bozulma bazı ülkelerde GSYH’nin 2 puanını aşarken, en yüksek etki İspanya’da görülüyor.
Bunun yanı sıra altyapı hasarları ve tedarik zincirindeki aksaklıkların fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğu, tüketimde ise tüm ülkelerde gerileme yaşandığı ifade ediliyor. Rapor, bu tabloyu ekonomik büyümenin yavaşladığı, enflasyonun ise yükselmeye devam ettiği “stagflasyonist etki” olarak tanımlıyor.
ÇÖZÜM RİSK AZALTICI YATIRIMLARDA
Allianz Research’e göre gelecekte oluşabilecek ekonomik kayıpların önemli bölümü doğru planlanan uyum yatırımlarıyla önlenebilir.
Raporda; taşkın ovalarında yeni yapılaşmanın sınırlandırılması, doğal su tutma alanlarının yeniden oluşturulması, set ve drenaj sistemlerinin güçlendirilmesi, yağmur suyu altyapısının geliştirilmesi ve binaların sele dayanıklı hale getirilmesi öncelikli adımlar arasında gösteriliyor.
Yapay zekâ destekli risk analizleri ve yüksek çözünürlüklü sel haritalarının da belediyelerin altyapı yatırımlarını daha doğru planlamasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.
Araştırmaya göre doğal su tutma alanlarına yapılacak yatırımlar yıllık sel zararlarını yaklaşık %84 oranında azaltabilirken, bu alandaki her 1 avroluk yatırım yaklaşık 4 avroluk ekonomik kaybın önüne geçebiliyor.
Raporda, iklim uyumuna yönelik yatırımların yalnızca çevre politikalarının bir parçası olmadığına dikkat çekilerek, kamu maliyesinin güçlendirilmesi, sigorta koruma açığının azaltılması ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanması açısından da stratejik önem taşıdığı vurgulanıyor.
